HABER

Sans titre

Tür: ABD
Admin tarafýndan gönderildi: 21.03.2007 günü, 16:45:41

Bugün PKK'ya destek veren, onu yok etmek için silahlý mücadeleye karþý çýkan ve “sabredin!” diyen, Irak'ýn kuzeyinde bir Kürt Devleti kuran, ülkemizdeki Kürt ayrýlýkçýlara siyasal destek veren ABD, 1919'da da karþýmýzda imiþ de haberimiz yok!..

Bakýnýz, o tarihte ABD Baþkaný olan Wilson, gitmiþ Paris'te oturmuþ; yanýna Fransa Baþbakaný Klemenso, Ýngiltere Baþbakaný Loyd Corc ve Yunanistan Baþbakaný Venizelos'u almýþ, Türkiye'yi paylaþmak için “emirler” veriyor.

Bizlere de yýllarca “tek düþman” olarak Avrupa gösterildi. Oysa o Avrupalý ülkelere emirleri veren ABD Baþkaný Wilson.. Türkiye'yi dörde bölen haritayý yapan da ABD Baþkaný Wilson. (Hepsi son kitabýmda belgeleriyle yer alýyor.)
“Kimse söylemiyor, bari ben söyleyeyim” biçimindeki sözler artýk moda oldu!..
Önce Orhan Pamuk, bir süre sonra da Kenan Evren bu cümleleri kullandý. Kullandý ama, ardýndan gelen açýklamalar ya Türk Milleti'ne hakaret içeren ya da aldatýlmýþlýk duygusu veren ifadeler idi.

Benim söyleyeceðim öyle olmayacak. Tam tersine, bugüne kadar “unutturulmaya” çalýþýlan ve dikkatleri üzerinden uzaklaþtýrmaya yönelik önemli bir gerçek olacak.

MÝLLÝ MÜCADELE'DE “DÜÞMAN ÜLKELER”..

Bizler bugüne kadar, Kurtuluþ Savaþý denince aklýmýza hiç ABD'yi getirmedik. Ya da, aklýmýza getirtmediler!..

Tekrar düþünelim bakalým, “Kurtuluþ Mücadelesi” deyince aklýmýza hangi “düþman ülkeler” geliyor?..

Baþta Yunanistan, sonra Ýngiltere, Fransa ve Ýtalya..

Çoðunluðumuz sanýyor ve öyle biliyor ki, ülkemizi iþgal eden ve paylaþmaya gelen ülkeler bunlar..

Oysa, “Kurtuluþ Savaþý'nda ana düþman ABD” dersek, “hadi caným” der misiniz?..

Böyle diyen ve düþünenler olsa dahi, þuna artýk kimse itiraz etmiyor:

“ABD, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluþ anlaþmasý olan Lozan'ý resmen tanýmadý!..”

Bugün, ülkemizi bölen yeni sýnýrlar çizmesinin ardýnda da bu yatýyor..
Biz yalnýzca, yukarýda sayýlan ülkelere karþý kurtuluþ mücadelesi verdiysek ve ortada ABD yoksa, ABD niçin Lozan'ý tanýmýyor?..

1919'DA DA AVRUPA'YA EMÝR VEREN ABD..

Þu anda 100 bin adet sýnýrýna dayanan “Ýþgal ve Direniþ” adlý kitabýmý yazarken, karþýma ABD çýktý.

Bugün PKK'ya destek veren, onu yok etmek için silahlý mücadeleye karþý çýkan ve “sabredin!” diyen, Irak'ýn kuzeyinde bir Kürt Devleti kuran, ülkemizdeki Kürt ayrýlýkçýlara siyasal destek veren ABD, 1919'da da karþýmýzda imiþ de haberimiz yok!..

Bakýnýz, o tarihte ABD Baþkaný olan Wilson, gitmiþ Paris'te oturmuþ; yanýna Fransa Baþbakaný Klemenso, Ýngiltere Baþbakaný Loyd Corc ve Yunanistan Baþbakaný Venizelos'u almýþ, Türkiye'yi paylaþmak için “emirler” veriyor.

Bizlere de yýllarca “tek düþman” olarak Avrupa gösterildi. Oysa o Avrupalý ülkelere emirleri veren ABD Baþkaný Wilson.. Türkiye'yi dörde bölen haritayý yapan da ABD Baþkaný Wilson. (Hepsi son kitabýmda belgeleriyle yer alýyor.)

ABD Baþkaný,

“Ýstanbul bir Türk kenti deðildir”

diyor;

“Ýstanbul Boðazý ve çevresini ABD mandasýna almalýyýz”

diyor;

“Boðazlara ve Ýstanbul'a Amerikan askeri yerleþtireceðiz”

diyor;

“Yunanistan Baþbakanýna söyledim”

diyor..

Yine ayný tarihte, “Türkler'i medenileþtirmek!” için ülkemize 100 bin Amerikan askeri göndermeyi planlýyor.. (Bugün Irak'a yaptýklarýný bize yapacakmýþ da Mustafa Kemal'i aþamamýþ!..)

AKP Hükümeti'nin ve bazýlarýnýn(!) çok istediði 1 Mart Tezkeresi geçseydi, Türkiye'ye 62 bin 500 askerini yerleþtirecekti.

Nasýl hiç birbirine benzemiyor deðil mi!!..

ÝÞTE BEN SÖYLEDÝM!..

“Kimse söylemiyor, bari ben söyleyeyim” diye baþlamýþtým. Ýþte söyledim!..

Kurtuluþ Savaþýyla ilgili böyle önemli bir bilgi bugüne kadar milletten niçin gizlendi acaba?..

20 günde 3. baskýsýyla 100 bin adedin üzerine çýkan “Ýþgal ve Direniþ” adlý kitabýmý okuyan pek çok tarih öðretmeni bile telefonla bu gerçeði yeni öðrendiðini söylüyor.

Peki bunu gören, okuyan, en küçük magazin dedikodusunu kaçýrmayan ve 5 kamera ile izleyen televizyon habercileri, gazeteler bu gerçeði niçin vurgulamýyor dersiniz?

Gazetelerin kitap ekleri bu gerçeði niçin yazmýyor?..

Ýþte ben söyledim ve yazdým..

Bakalým baþkalarý neler söyleyecek ve yazacak?.. Söyleyecek ve yazacaklar mý?..

Sans titre

Sans titre

Sans titre


Abdest alma otomatı, kulak, ağız ve yüz yıkama ünitesi ile kolun dirseğe, ayaklarında bileklere kadar yıkanmasını sağlayan üç ayrı üniteden oluşuyor.

Hijyenik, rahat ve çabuk abdest almayı sağlayan cihazın sudan da tasarruf sağladığı belirtiliyor. Abdest alma otomatı, hızlı ve verimli bir yıkamanın yanında, kurulama işlemini de yapıyor.



Avustralya’da, AACE WORLDWIDE şirketi tarafından satışa sunulan makinenin çok yer kaplamadığı, kurulumunun ve bakımının da çok kolay olduğu vurgulanıyor.

Sans titre


Turkiye ve Osmanli Tarihinden Ýbretlik Olaylar


Çaðdaþlaþma Yolunda

1930'lu yýllarýn Türkiyesi'nin Urla gibi bir Ege þehrinde dahi açlýktan insanlarýn öldüðünü...
Ortalama bir memurun aylýk maaþýnýn 50 lira olduðu bu dönemde, çaðdaþlaþma yolunda(!) 75 000 lira gibi büyük paranlar ödeyerek heykel yaptýrdýðýmýzý (1)

Kendinizi Türklere Emanet Edin

16. yüzyýlda Osmanlý Devleti'nin geliþme yolu üzerinde direnmiþ ve Türk ordularý ile savaþa tutuþmuþ olmasýndan dolay Katolik Avrupa tarafýndan kendisine "Hýristiyanlýðýn þövalyesi" ünvaný verilen Boðdan Beyi Büyük Stefan'ýn ölüm döþeðin de, evlatlarýna gayet ibretli bir þekilde:
"Belki de yakýnda himayeye muhtaç olacaksýnýz Asla Rus'a yanaþmayýn. Haindir, sizi yok eder. Fakat kendinizi Türklere emanet edin. Adil ve merhametlidirler" diyerek nasihat ettiðini …(2)

Talan Edilen Mirasýmýz

Þanlý Osmanlý Devleti'nin kurucusu Osman Gazinin mübarek anasý Hayme Hatunun Domaniç’teki türbesini ulu hakan Abdülhamid Han'ýn, ecdadýna hürmetinin ifadesi olarak büyük bir itina ile tamir ettirip pencerelerini atlas perdelerle kaplattýrdýðýný ve zeminini de Hereke dokumasý muhteþem bir halý ile, döþettiðini . . .
Daha sonralarý iþ baþýna gelen Halk Partisi döneminde ise o muhteþem halýnýn türbeden gasp edilerek, partinin Ýnegöl ilçe yöneticilerinin kapýlarýna paspas yapýldýðýný ve atlas perdelerinin de kaymakamlýk binasýnda kullanýldýðýný... (3)

Ecdadýmýzýn Silinmez Ýzleri

1976 yýlýnda Suudi Arabistan’ýn Cidde þehrinde, deniz suyunu tatlý suya çeviren bir tesisin açýlýþýndan sonra meslektaþlarý ile sohbete giriþen dönemin Türkiye Büyükelçisi Necdet Özmen'in bir ara söze: "Bu Suudi Arabistan'ýn ilk tuzdan arýtma tesisidir" diye baþlamasý üzerine
Fransýz Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak:"No... Sör... Bu Suudi Arabistan'ýn ilk tuzdan arýtma tesisi deðildir. Ýlki Osmanlýlar'ýn 1800.lü yýllarýn sonunda yaptýðýdýr" diyerek ecdadýmýzýn eþsiz mirasýndan habersiz yaþayan elçimizi mahcup ettiðini ,,(4)

Bitmeyen Osmanlý Sevgisi

Balkanlar'dan Orta Doðu'ya kadar büyük bir coðrafyanýn 1. Cihan Savaþýndan sonra elimizden çýkmasýna raðmen, o topraklarda yaþayan halkýn hala büyük bir hasretle "Osmanlý, Osmanlý " diye sayýkladýðýný ..
Budapeþte'den gelen bir yazarýmýza bir Boþnak,ýn'. "Madem ki Ýstanbul'a gidiyorsun Allah aþkýna o þehrin topraðýný benim için öp Allah benim canýmý Ýstanbul'u görmeden . almasý!" dediðini Trablusgarp'daki ihtiyar Cezayirlilerin , boyunlarýna muska diye Osmanlý parasý taktýklarýný…(5) Biliyor muydunuz.

Avrupa'da Akýncý Korkusu

1534 yýlýnda Viyana'daki St. Stephen Katedrali'nde. Osmanlý akýncýlarýnýn yaklaþtýðýný görüp çan çalarak haber vermekle vazifeli bir memuriyetin ihdas edildiðini ve bu memuriyetin ancak 1956 yýlýnda, Viyana Belediye Meclisince. Artýk bir Osmanlý tehlikesi kalmadýðýndan, bu vazifenin lüzumu yoktur" diye bir karar alýnarak iptal edildiðini...(6)

Cennette Yer

Osmanlý Devleti'nin zirvelerde þahlandýðý, akýncýlarýnýn Avrupa içlerinde at oynattýðý bir dönemde. kilisede bir papazýn vaaz verirken"Dünya hakimiyetinin Türklere fakat Cennet'in de kendilerine ait olduðunu... " söylemesi üzerine. bu taksime aklý yatmayan cemaatten bazýlarýnýn büyük bir ümitsizlik içinde: "Dünyada bizi yurtlarýmýzdan çýkaran Türkler hiç Cennet'te yer býrakýrlar mý?" dediklerini...(7)

Batýþýn Remzi

Yükseliþ dönemimizin ruhunu yansýtan mütevazý Topkapý Sarayýna karþýlýk, yýkýlýþýmýzý remzeden Varsay taklidi Dolmabahçe Sarayýnýn Avrupa'dan borç alýnan para ile, 9 ton altýn ve 41 ton gümüþ kullanýlarak inþa edildiðini... (8)

Þefzade'nin Dolmabahçe Sefasý

Ýsmet Ýnönü'nün Cumhurbaþkanlýðý yaptýðý dönemde, oðlu Ömer Ýnönü nün gerek talebelik gerekse daha sonraki yýllarda koskoca Dolmabahçe Sarayýný ikametgah olarak kullanýp, yattýðý bir oda için bütün sarayýn kaloriferlerini yaktýrdýðýn ve ayrýca bu þefzadenin sarayda kadýnlý kýzlý gece alemleri düzenlediðini...
Bütün bu olanlarýn dönemin Millet Meclisinde ciddi tartýþmalara yol açtýðýný ve o gün mecliste bulunan baba Ýnönü nün kulaklýðý takýlý olduðu halde müzakereleri iþitmemezlikten geldiðini (9)

Aðaca Asýlan Zekat Parasý

Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslümanýn. günlerce dolaþýp yýllýk zekatýný verebileceði fakir birini arayýp bulamadýðýný
Bunun üzerine zekatýnýn tutarý olan parayý bir keseye koyarak Caðaloðlu'ndaki bir aðaca asýp, üzerine de:
"Müslüman kardeþim, bütün aramalarýma raðmen memleketimizde zekatýmý verecek kimse bulamadým. Eðer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al" diye yazdýðýný..
Ve bu kesenin üç ay kadar o aðaçta asýlý kaldýðýný (10)

Nebiler Sultaný nýn Güzellikleri

Aþk bahçesinin yanýk bülbülü Hazreti Mevlana'nýn, Peygamberimiz'in (sav) üstün vasýflarýyla alakalý olarak:
Nebiler Sultaný'nýn (sav) vasýflarýnýn þerhini. eðer ben devamlý, durmadan söylesem, yüzlerce kýyamet geçer de o yine bitmez. " dediðini...
Sahabi efendilerimizden Amr bin As'ýn (ra): "Benim gözümde Resulullah'dan (sav)daha sevgili, benim gözümde Ondan daha büyük bir kimse yoktur. Ne var ki, Ona olan tazimimden gözüm doya doya Ona bakamýyordu " dediðini. . .
Ýmam Kurtubi'nin de "Nebiler Nebisi'nin (sav) güzellikleri bize tamamýyla gösterilmemiþtir. Gösterilmiþ olsaydý, gözlerimiz Ona bakmaya takat getiremezdi " diyerek Ýki Cihan Saadet Güneþ’inin güzelliklerini bir nebzecik olsun anlatmaya çalýþtýklarýný..(11)Biliyor muydunuz?

Osmanlý Armasý

Merhum Necip Fazýl Kýsakürek in 1954 lü yýllarda çýkardýðý Büyük Doðu mecmuasýnýn bir sayýsýnýn kapaðýnda, Osmanlý armasý iþlemeli sanat eseri bir kumaþ resmini yayýnlayýnca, "padiþahlýk propagandasý yapmak " gibi saçma bir gerekçe ile derginin o sayýsýnýn toplatýldýðýný ve kendisinin de suçlanarak mahkemeye sevkedildiðini
Necip Fazýl'ýn mahkemede kendisini suçlayan savcýya gayet ibretli bir þekilde:
Ýçinde adalet iþlerine bakýlan bu binanýn tepesinde ayný Osmanlý armasý var Siz de mi padiþahlýk propagandasý yapýyorsunuz?" diye haykýrdýðýný (12) Biliyor muydunuz?

Pasaport Farký

Þanlý Osmanlý Devleti'nin yýkýlmasýndan sonra, son derece üzgün ihtiyar bir Ürdünlünün, elindeki yeni Ürdün pasaportuyla Ýsviçre sefaretine giderek: "Herkes bu pasaportla alay ediyor Eskiden Osmanlý pasaportum varken selam dururlardý. Ben Osmanlý teb'asýyým ne olur bunu deðiþtirin" diye sefaret yetkililerine yalvardýðýný… (13)

Türk Köþesi

Devlet i Aliye yi Osmaniye'nin üç kýtada at oynatýp buyruk yürüttüðü ihtiþamlý dönemlerinde, Avrupa'da Türk hayat tarzý ve modasýnýn çok tesirli hale geldiðini Evlerinde Türk köþesi bulundurmayan sosyete mensuplarýnýn ayýplandýðýný (14)

Reformun Böylesi

0 zamana kadar sadece batýlýlarýn kendi aralarýnda düzenledikleri balolara, yanlýþ batýlýlaþma hareketinin bir parçasý olarak Türk devlet adamlarý da katýlýnca 11829), baloda bulunan bir Fransýz kadýnýn oldukça doðru bir teþhiste bulunarak Türkler reforma, bitirmeleri gereken yerden baþladýlar dediðini ...(15)

Birinci Dünya Savaþýnýn Vahþet Yýllarý

Birinci Dünya savaþý sýralarýnda Musul'da halkýn açlýktan periþan durumlara düþüp hergün sokaklarda kadýn-erkek çocuk-ihtiyar birçok insanýn inleye inleye ölüme gittiklerini ve buna bir çare bulunamadýðýný…
Açlýktan ölen bu zavallý çocuklarýn etlerini kasap dükkanlarýnda koyun ve kuzu eti diye satan veya aþçý dükkanlarýnda piþirip halka yedirme vahþetini gösteren on-oniki kiþinin idam edildiðini . (16)

Amerikan Yardýmý (!)

Truman doktrini çerçevesinde Amerika Birleþik Devletleri'nden aldýðýmýz 69 milyon dolar askeri yardým ile elde edilen askeri techizatýn bakýmý için ABD'ye her yýl 400 milyon dolarlýk bakým ve ithalat parasý harcamasý yaparak ne kadar karlý bir anlaþma (!) yaptýðýmýzý (17)

Hayal Müessesesi

Teb'asýný "Emanetullah" olarak gören Osmanlý Devleti'nde, akýl hastalarýna bimarhanelerde son derece þefkatle muamele edilip ceviz karyolalarda, ipekli çamaþýr ve çarþaflarda yatýrýlýp musiki ile tedavi edildiðini.
Ayný dönemde Avrupa'da ise, akýl hastalarýnýn ruhuna þeytan girmiþ denilerek diri diri yakýldýðýný. . (18/a)
Ýstanbul'daki bimarhaneleri giren Mongeri Pere'nin: "Burasý Avrupa'nýn asýrlar sonra tahayyül edeceði bir hayal müessesidir dediðini ve Osmanlý'nýn uyguladýðý bu musiki ile tedavi metodunun ABD'de ancak 1956 yýlýnda uygulamaya geçebildiðini (18/b

Üçüncü Dünyanýn Kobaylarý

Batýda ilaç üretmekle ilgili yönetmeliklerin son derece aðýr olup, bir ilacýn piyasaya çýkarýlmadan önce kobaylar üzerinde yeterince deneme yapýlmasý gerektiðini ve bunun ise uzun ve pahalý bir süreç olduðunu .
Buna çare bulan batýlý hümanistlerin(!), yeni geliþtirdikleri denenmemiþ ilaçlarý üçüncü dünya ülkelerine pazarlayarak hem para kazanýp, hem de milyonlarca gönüllü kobay üzerin de ilaçlarýný denediklerini
Ýlaç iyi çýktýðý takdirde mallarýný batýda pazarladýklarýný, kötü çýktýðýnda ise foyasý çýkana kadar üçüncü dünya ülkelerine satmaya devam ettiklerini . . (19)

Ýçi Yivli Toplar ve Ecdadýmýzýn Sýzlayan Kemikleri

Yavuz Sultan Selim Han'ýn Ridaniye Savaþý'nda, ileri görüþlü babasý Sultan II Bayezid' ýn icadý olan "içi yivli toplarý kullanarak büyük baþarýlar elde ettiðini..
Bugün ise bizlerin hala II Bayezid'in bu büyük icadýný tarih kitaplarýmýzda: "Yivli top 1868 de Almanlar tarafýndan icad edildi" diye okutma gafletini göstererek ecdadýmýzýn kemiklerini sýzlattýðýmýzý.. (20)

Tanzimat Dönemi Ordusu

II Mahmut döneminde Osmanlý ordusunun modernleþtirilmesi için danýþmanlýkta bulunan Alman komutaný Helmuth von Moltke'nin Tanzimat dönemi ordusunun halini
"Bu ordu: kaputlarý Rus, talimatnameleri Fransýz, tüfekleri Belçika, sarýklarý Türk, eðerleri Macar, kýlýçlarý Ýngiliz ve öðretmenleri her milletten, Avrupa sisteminde bir ordudur" diyerek tarif ettiðini .(21)

Bediüzzaman,ýn Rýzýk Hususundaki Hassasiyeti

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin 1924 yýlý yazýnda Van'daki Erek daðýna çýkarak bütün vaktini tesbihat ve münacat ile geçirdiði günlerde, yanýnda bulunan talebelerinin daðlardaki yaban elmalarýný koparýp yemek istemeleri üzerine Üstad'ýn onlara izin vermeyip
"Bizim hissemiz baðlar ve bahçedekilerdir Bizim rýzkýmýzý Cenab-ý Hakk oralarda tayin etmiþtir. Bu yabani meyveler yabani hayvanlarýn rýzkýdýr. Onlarýn kýsmetine dokunmamamýz gerekir" dediðini… (22)

Milletlere Göre Fiyat Farký

Osmanlý'nýn son döneminde (1850) Ýstanbul'da uzun yýllar kalmýþ bir batýlý tarihçi olan M A Ubicini'nin þehirde yaþayan deðiþik milletlerin karakter yapýlarýný öðrendikten sonra, hatýralarýnda:
"Bir kaide olarak, Ermeni ye istediði paranýn yarýsýný, Ruma üçte birini, Yahudi ye dörtte birini veriniz. Fakat bir Müslümanla alýþveriþ ettiðiniz zaman istediði fiyattan emin olunuz ve istediðini veriniz"diye yazdýðýný… (23)

Batýda ve Osmanlý'da Yalan

1717 - 1718 yýllarý arasýnda Ýstanbul' da Ýngiliz elçiliði yapan G.Montagu nun hanýmý Lady Montagu nun Osmanlý toplumundaki ticaret ahlaký ile alakalý hatýralarýn da, oldukça enteresan bir þekilde:
"Ýngiltere'de yalancýlar yaptýklarýyla öðünürler.
Burada ise (Osmanlý'da) yalan söylediðinden emin olunduðu zaman yalancýnýn alnýna kýzgýn demir basýlýyor. Bu kanun eðer bizde uygulanýrsa ne kadar güzel yüzün bozulduðu, ne kadar kibar sýnýfýna mensup kiþilerin kaþlarýna kadar inen peruklarla dolaþmaya mecbur kaldýklarý görülür. diye yazdýðýný… (24)Biliyor muydunuz?

Marks'ýn Hayranlýðý

Þeyh Þamil liderliðindeki Kafkas halkýnýn, istilacý Ruslara karþý olan istiklal savaþlarýnda göstermiþ olduklarý büyük direniþ karþýsýnda Karl Marks' ýn:
"Hürriyetin nasýl elde edilmesi lazým geldiðini Kafkasya daðlýlarýndan ibretle öðreniniz. Hür yaþamak isteyenlerin nelere muktedir olduðunu görünüz. Milletler, onlardan ders alýnýz. .. " diyerek hayranlýðýný itiraf etmek zorunda kaldýðýný... (25)

Osmanlý Devleti'nde aðaçlara çok kýymet verilip koruma altýna alýndýðýný

Sultan ll. Abdülhamid devrinde, Belgrad ormanlarýna zarar verip ormaný tahrip ettikleri için bir köyün kitle halinde sürgün edildiðini. . .(26)

Kin

Ýkinci Dünya Harbi sonlarýnda yapýlan lise mezunlarýnýn olgunluk imtihanlarýnda sorulan "Ormanlar ve Ormanlarýn faydalarý" isimli kompozisyon sualine talebelerim bazýlarýnýn enteresan bir þekilde:"Türkiyemiz ormanlýk bir ülkeydi, fakat o zalim padiþahlar, yurdumuzu ormansýz býraktýlar , gibi cevaplar verdiklerini . . .
Sebep olarak da; bu zavallý öðrencilerin öylesine bir kin terbiyesi içinde yetiþtirilerek Osmanlý'yý kötülemeye öylesine alýþtýrýldýklarýný ve böylece eðer bir fýrsatýný bulup da padiþahlara hakaret ederlerse iyi not alacaklarýna inandýklarýndan dolayý böyle cevaplar verdiklerini... (27)

Ecdad Nesline Hürmet

Merhum Adnan Menderes'in, Ýstanbul'un imarý faaliyetlerinin baþlatýldýðý l950'li yýllarýn birinde, gece yarýsý cennetmekan Sultan Abdülhamid Han'ýn muhterem kerimeleri Ayþe Osmanoðlu ile annesi Müþfika Kadýnefendi'nin kaldýðý evin kapýsýný çalarak gizlice içeri girip her ikisinin de ellerini öptükten sonra :
"Siz bize veli nimetlerimizin emanetlerisiniz. Fakat maalesef sizlerle bugüne kadar alakadar olamadým. Çok özür dilerim Çevremiz böyle tavýrlarý hazmedemeyecek insanlarla dolu!... " dediðini... Daha sonra da, Osmanlý'nýn bu aziz analarýna, kimseye muhtaç olmamalarý için, içinde 10.000 lira bulunan bir zarf býrakýp ayrýca tahsisat-ý mestureden (örtülü ödenek) maaþ baðladýðýný ve 2 7 Mayýs'da bu paranýn kesildiðini... (28)

Peygamber Evine Benzeyen Ev

Gönüller sultaný Mevlana Hazretleri'nin hizmetçisine: Bu gün evimizde yiyip içecek birþey var mý?" diye sorup, hizmetçisinin de "Hayýr hiç birþey yok" diye cevap vermesi üzerine sevince garkolup ellerini Yüce Dergah'a açarak:
"Allahým, sana þükürler olsun ki, evimiz bugün Peygamber evine benziyor" diye Muhammed Mustafa'nýn(sav) yolunun tozu olduðunu gösterdiðini,,. (29)

Eþsiz Misafirperverlik

Osmanlý askeri teþkilatýný Avrupa'ya tanýtmýþ olmakla meþhur Comte de Marsigli'nin, Türk toplumunun misafirperverliði ile alakalý olarak :
"Türkler hiçbir din farký gözetmeksizin bütün yabancýlara karþý son derece misafirperverdirler. Ana yollar civarýndaki köylerde oturanlardan hali vakti yerinde olanlar öyleden evvel ve akþamüstü gezintiye çýkýp yolcu bulmaya çalýþýrlar. Eðer bulacak olurlarsa evlerine davet ederler ve hatta çok defa misafirin hangi evde aðýrlanacaðýný tayin ederken kavgaya bile tutuþurlar." dediðini (30)

Vahþetin Böylesi

1096 yýlýnda Haçlýlarýn Kudüs'e girerek 40. 000 Müslümaný kýlýçtan geçirdikten sonra Gödofroi dö Buygom' un Papa II Urban' a yazdýðý mektupta:
`Kudüs'te bulunan bütün Müslümanlarý katlettik, malumunuz olsun ki, Süleyman Mabedi'nde atlarýmýzýn diz kapaklarýna kadar Müslüman kanýna batmýþ olarak yürüyoruz. " diyerek barbarlýklarýný belgelediklerini...(31)

Ýnsanlýðýn En Muhteþem Harikasý

Osmanlý içtimai yapýsý üzerine uzman olan Erlanyen Üniversitesi profesörlerinden Hutterrohta :
"Osmanlý Devleti, geniþ topraklarýný ve üzerindeki çeþitli kavimleri, Topkapý Sarayý'ndan mükemmel bir þekilde idare ediyordu. O saray da batýdaki en mütevazi bir derebeyinin sarayý kadar bile büyük deðildi. Bu nasýl oluyordu?" diye sorulduðunda, Profesör Hutterroht'un:
"Sýrrýný çözebilmiþ deðilim. 16. asýrda Filistin'in sosyal yapýsý üzerinde çalýþýrken öyle kayýtlar gördüm ki hayretler içinde kaldým. Osmanlý, üç yýl sonra bir köyden geçecek askeri birliðin öyle yemeðinden sonra yiyeceði üzümün nereden geleceðini planlamýþtý. Herhalde Osmanlý, devlet olarak insanlýðýn en muhteþem harikasýdýr" diye cevap verdiðini. . .(32)

Enderun Okulu

Üç kýtada altý asýrlýk bir hükümranlýk þanlý ecdadýmýzýn devlet ve medeniyet mirasýnýn sýrlarýnýn bulunduðu ve dünyanýn en büyük arþivi olan Osmanlý Arþivi'ni, bizler doðru dürüst incelememiþken, bine yakýn Amerikalý ile yüze yakýn Ýsrailli tarihçinin yýllarca didik didik ettiðini. ..
Bugün ABD'de sadece "Enderun okulu" hakkýnda hazýrlanan uzman eserlerin ve doktora tezlerinin sayýsýnýn 350 tane olduðunu. . .(33)

Ziya Gökalp'in Ölümü

Türkçülük fikrinin ünlü simalarýndan biri olan Ziya Gökalp'in hayatýnýn son anlarýnda Fransýz hastanesinde yatarken ebedi aleme intikal etmeden bir gece önce, mukaddesata galiz küfürler ederek baþýný duvarlara vura vura öldüðünü
Cesedinin de hastane morgunda Hýristiyan geleneklerine göre muamele yapýlarak kaldýrýldýðýný... (34)

Sözünün Eri Olmak

Mehmet Akif Ersoy'un sözünün eri bir insan olduðunu ve söz verdiði þeyi yerine getirmek için ölümden baþka hiçbir þeyin onu engellemediðini...
Ýstanbul Vaniköy'de oturan bir ahbabý ile öyleden bir saat önce buluþmak için sözleþtiklerinde, o gün yaðmurlu, fýrtýnalý bir gün olup her tarafý sel bastýðý halde Mehmet Akif' in binbir zorlukla sýrýlsýklam vaziyette söz verdiði yere vaktinde geldiðini, fakat arkadaþýnýn gelmemesi üzerine çekip gittiðini... Ertesi gün. özür dilemek için gelen arkadaþýný dinlemeyip: "Bir söz ya ölüm veya ona yakýn bir felaketle yerine getirilmezse mazur görülebilir" diyerek tam altý ay o arkadaþýyla konuþmadýðýný... (35) Biliyor muydunuz.?

Kýzýlca Buðdayý

ABD'nin 1890 yýlýna kadar bizim Tuna boylarýmýzda yetiþen "kýzýlca" ismi verilen buðdayýmýzý ithal ederek tohumluk olarak kullandýðýný ve bununla halkýný beslediðini. .. (36)

Bir Yanlýþýn izahý

Padiþahlarýn, Osmanlý topraklarýndaki muhtelif yerleri devletin ileri gelenlerine: "Sana orayý , bahþettim " demesinin.
"Verilen yeri imar et!' manasýna geldiðini ve bu varlýklý Osmanlý paþalarýnýn, o topraklarýn mamure haline gelmesi uðrunda servetlerini tükettiklerini . . . (37)

Hakiki Niþan

Kýrým Savaþý'ndaki büyük hizmetlerinden dolayý Fransýz hükümetince kendisine niþan verilen Deli Hasan Aða'nýn bu niþaný takmadýðýný farkeden Fuat Paþa'nýn ona takmama sebebini sormasý üzerine:
"Paþam, benim vücudumda harpte kazandýðým yedi niþan(yara izi) var. Onlar varken elin Frenk'inin niþanýný ben ne yapayým!" diye cevap verdiðini

Yabancý Gözüyle Lozan ve Neticesi

1922-1923 yýllarý arasýnda Sovyetler Birliði'nin Türkiye büyükelçisi olarak Ankara'da bulunan S. Ý. Aralov'un, Lozan Konferansý' nýn sonuçlarý ile alakalý olarak yazmýþ olduðu hatýratýnda :
"... Ýngiltere Dýþiþleri Bakaný Lord Curzon, eskiden Türkiye'nin olan Musul'u ve daha baþka yerleri Türkiye'den koparmayý, Yunanlýlarýn yakýp yýktýðý þehir, kasaba ve köyler için Yunanlýlara tamirat parasý verdirmemeyi ve Boðazlar meselesinde Ýngiliz planýný gerçekleþtirmeyi baþardý.
Türkiye'nin Musul'u býrakmasý ve tamirat parasýndan vazgeçmesi karþýlýðý olarak kendisine küçücük Karaaðaç bölgesinin verilmesiyle yetindi Bundan baþka batýlý devletler , Türkiye'yi, Osmanlý Devleti'nin batýlý kapitalistlere olan borçlarýnýn, Osmanlý Devleti'nden ayrýlan ülkeler arasýnda bölünüþünden sonra, payýna düþen bölümünü 20 yýl içinde ödemeye ikna ettiler" diye yazdýðýný...(39)

Acý Ýtiraf

Lozan Konferansýna Ýsmet Ýnönü ile birlikte katýlarak Türkiye aleyhine birçok entrikalar çeviren Hahambaþý Hayim Naum’un,daha sonralarý hükümet erkaný ile aralarý çok iyi olmasýna raðmen: Bu memlekete bu millete çok kötülük ettim, artýk aralarýnda yaþayamam diyerek piþmanlýk içinde Mýsýra gittiðini...(40)

Mehterin Büyüleyici Tesiri

Batý musiki þaheserlerini yazmýþ olan Mozart,Bizet gibi büyük bestekarlarýn mehter musikisinin büyüleyici tesiri altýnda kalarak,Türk tarzýnda Alla Turca denilen kýsýmlarýný yazdýklarýný....(41)

Türkiyede Türk Müziði Yasaðý

Tek parti iktidarý döneminde,devletin açmýþ olduðu müzik okullarýnýn bir tanesinde,öðrencilerden bazýlarýnýn ders arasýnda kendi öz müziði olan Türk müziði çalmaya teþebbüs ettikleri için yabancý uzman Herr Zuckmayer tarafýndan okuldan atýldýklarýný....(42)

Senfoni Zulmü

1930lu yýllarýn birinde Cumhurbaþkanlýðý Senfoni Orkestrasýnýn,Anadoluyu tenviretmek için çýktýðý turnenin Sivas duraðýnda,bir konser verdikten sonra gazetecinin birinin konseri izleyen bir vatandaþa: Konseri nasýl buldunuz? diye sormasý üzerine zavallý adamcaðýzýn, saðýna soluna ürkekçe bir göz attýktan sonra gazetecinin kulaðýna:
Valla beyefendi,Sivas,Sivas olalý,Timurdan beri böyle zulüm görmedi! diye cevap verdiðini....(43)

Bizim Dinazorlarýmýz

Bizim ülkemizde çaðdaþlýk ve bilimsellik(!)adýna baþörtülü öðrencilerin üniversitelere sokulmayýp,Ýmam Hatip Okulu öðrencilerinin varlýðýndan ve devletin diðer okullarýndan daha baþarýlý olmasýnda rahatsýzlýk duyulduðu halde,dünyanýn süper gücü sayýlan ABD nin en iyi üniversitelerinden biri olan Massachussets Institute of Technology(M.I.T.)nin öðrenci yönetmenliðinde:
Dini inançlarýn gereðini yerine getirmekten dolayý bir derse veya imtihana giremeyen öðrenciye telafi imkaný tanýnýr....diye hüküm bulunduðunu ve bu hususlarda alabildiðine müsamahalý davranýldýðýný....(44)

Ýlahi Ýkaz

Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda Dördüncü Ordu karargahýnda Mekke ve Medine yi kurtarmak için Hicaz Seferi Kuvveti hazýrlanmasý meselesi görüþülürken,Harbiye Nazýrý Enver Paþa nýn bu iþ için Mustafa Kemali atadýðýný ve bunun üzerine Mustafa Kemal in:
Deðil Hicaza asker sevketmek,hatta oradaki askerleri de geri almak ve kuvvetleri verimsiz yönlere daðýtmamak gerek diyerek görüþünü belirttiðini ve sonunda M. Kemal in bu görüþünün kabul edilerek Medinenin boþaltýlmasýna karar verildiðini...
Tam bu sýrada ýþýklarýn aniden sönerek ortalýðýn zifiri bir karanlýða bürünmesi üzerine bunu Ýlahi bir Ýkaz kabul eden Cemal Paþa nýn birden ürperip sarsýldýðýný ve daha sonra Hicazýn boþaltýlmasýndan vazgeçilerek Fahreddin Paþa nýn Medine ye gönderildiðini....(45)

Medine Muhafýzý

Osmanlý'nýn edeple taçlaþmýþ iman anlayýþýnýn gereði olan Hazreti Peygamberi'nin(sav) þehrini bir valinin adýnýn altýna sokamayacaðý saygý ve edebi ile, oraya göndereceði idareciyi `Vali " yerine "Medine Muhafýzý " diye isimlendirme hassasiyetini gösterdiðini . . . (46)

Dünyanýn ilk Toplu Sözleþmesi

Dünyada ilk toplu sözleþmenin Osmanlý Devleti tarafýndan gerçekleþtirildiðini. Kütahya Vahid Paþa kütüphanesinde bulunan þeriye Mahkemesi sicilinin 57'ci sayfasýnda kayýtlý belgeye göre, yeryüzündeki bu ilk sözleþme Kadý Ahmed Efendinin tasdiki ile 24 iþyeri ile iþçileri arasýnda imzalandýðýný .
Bu sözleþmeye göre, "Kalfalarýn, yardýmcýlarýn, ustalarýn ve vasýfsýz iþçilerin yevmiyeleri"nin tesbit edilip, her gün belli sayýdaki fincan imali karþýlýðý alacaklarý ücretlerin tesbit edildiðini...(47)Biliyor muydunuz?

Osmanl Topçuluðu

Kanuni Sultan Süleyman devrinde yýllarca Ýstanbul'da kalan ve yazmýþ olduðu eserini en büyük Hýristiyan hükümdarý II Filib'e takdim eden Ýspanyol yazar Cristobol de Villalon'un, dönemin Osmanlý topçuluðu hakkýnda:
"Dünyada hiçbir devletin,Türk topçusu ile mukayese edilebilecek topçusu yoktur. Ýstanbul'da eski model olduðu için kullanýlmayýp süs diye surlara konan toplarý inceledim Bunlar bile Ýspanya ordusundaki toplardan çok daha kaliteli idi.
Tophane sýrtlarýnda çaptan düþmüþ diye yýðýlan 40 kadar topu hayretle seyrettim. Bunlarý alýp topçu kuvveti oluþturmak istemeyecek hiçbir Avrupa devleti bilmiyorum dediðini . . . (48)

En Mütekamil ikmal Teþkilatý

Kore Savaþý sýrasýnda bir Amerikan bataryasýnýn isabet alýp parçalanmasýndan sonra, dört dakika gibi kýsa bir süre içinde Amerikalýlarýn bataryayý tekrar kurup ateþe baþladýklarýný ve bu çok süratli ikmal karþýsýnda Türk binbaþýsýnýn hayretler içinde kaldýðýný gören Amerikalý generalin:
"Biz bu sistemi kurmadan önce bütün dünya ikmal teþkilatlarýný etüd ettik. En mütekamil olanýnýn Osmanlýlarýn ki olduðunu görerek onu kabul ettik. Bu, sizden gelme bir usulün günümüze tatbikinden baþka birþey deðildir." dediðini, . .(49)

Gözyaþý Medeniyeti

Ýslam'ýn ilk dönem zahidlerinin en belirgin niteliklerini Allah korkusunun tesiri ile çok aðlamalarý, çok mahzun olmalarý ve dünyaya hiç deðer vermemeleri olduðunu.
Bunlardan Veysel Karani'nin Allah'tan korktuðu ve utandýðý için baþýný hiç semaya kaldýrmayýp, daima çenesi göðsün de bitiþik gezdiðini...
"Ümmetin Rahibi" diye tanýnan Amir bin Abdullah ýn çok aðlayýp geceleri ayaklarý þiþecek kadar ibadet ettiðini..
"Dünyayý üç talakla boþadým, ricat yok" diyen ve ruhbanlar gibi ibadet ettiði için "Gulam" adýný alan Utbe bin Eban'ýn çok aðlayan bir zahid olduðunu...
Zühdüne sevgi ve aþk hakim olan Rabiatü'l Adeviyye nin secde de baþýný koyduðu yeri çamur edecek kadar gözyaþlarýný ceyhun ettiðini... (50)

Haram Yemeyen Ordu

Osmanlý ordusunun, Ýslam'ý tek bir bayrak altýnda toplamak gayesiyle Mýsýr seferine giderken Gebze yakýnlarýndaki baðlýk-bahçelik bir arazide mola verdiðinde Yavuz Sultan - Selim'in bütün askerlerin heybelerini arattýðýný ve hiçbirinde meyve cinsinden birþey çýkmamasý üzerine ellerini Ulu Dergah kaldýrýp :
"Allahým, sonsuz þükürler olsun. Bana haram yemeyen bir ordu lutfettin. Eðer askerimin içinde tek bir kiþi sahibinden izinsiz bir meyve yeseydi ve ben bunu haber alsaydým Mýsýr seferinden vazgeçerdim'.' diyerek Rabbine sonsuz hamd ü senalarda bulunduðunu. ... (51)

Ecdadýmýz Yüz Akýmýz

Altý asýr gibi uzun bir süre üç kýtada hükmünü yürüten ecdadýmýzýn medeniyet mirasýný inceleyip araþtýrmadan içte ve dýþtaki bazý gafil ve hainlerin ona, "emperyalist" yaftasýný yapýþtýrarak mahkum etmeye çalýþmalarýna mukabil, Macaristan Ýlimler Akademisi tarafýndan ortaya çýkartýlýp yayýnlanan bir belgede belirtildiðine göre, Osmanlý Devleti'nin Macaristan'da hakim olduðu devirlerde, Macar halkýndan yýlda 7 milyon akçe 21 milyon vergi toplayýp, buna karþýlýk ayný yýl Macaristan'a 21milyon akçe yatýrým yaptýðýný... (52)

Tuz ve Ekmek Hakký

Osmanlý sarayýndaki hanedan çocuklarýný yetiþtirmek üzere"muallime-i selatin-" (sultan hocasý) olarak tayin edilen Safiye Haným' a padiþah Vl. Mehmed Reþad'ýn ilk iradesinin:
Namaz kýlmayanlara, oruç tutmayanlara yedirdiðim tuz ve ekmeði haram ediyorum. Bu iradem hoca haným tarafýndan talebe þehzade ve haným sultanlara söylensin" olduðunu. . .(53)

Bir Savaþýn Bedeli

1991 yýlýnda meydana gelen Körfez Savaþý'nýn bir günlük maliyeti ile 3 milyon çocuðun 2, 7 yýllýk süt ihtiyacýnýn karþýlanabildiðini...
Bu savaþýn otuz günlük savaþ gideri ile 50 milyon insanýn 4 yýllýk ekmek ihtiyacýnýn giderilebildiðini...
1 adet Stealth avcý uçaðýnýn bedeli ile 13 milyon kitap alýna bildiðini . . .
Ve 1 adet Patroit füzesi ile 74 milyon adet fidan dikildiðini .. (54)

Ne Sen Baki Ne Ben Baki

Kanuni Sultan Süleyman' ýn, bir meseleden dolayý dönemin þairi Baki'yi,
``Baki bed - Nef-yi ebed Bursa ya red" diyerek Bursa'ya sürgüne gönderdiðini ve Baki'nin de buna karþýlýk:
"Öldünse ey Baki Deðildir cihan mülkü Süleyman'a baki Buna çarký felek derler Ne sen baki, ne ben baki" diyerek þairane bir þekilde cevap verdiðini . . . (55)

Barbar Kim?

Bizans'ý kurtarmak üzere Ýstanbul'a çaðrýlan Haçlý ordularýnýn Hristiyanlýðýn mukaddes kilisesi Ayasofyanýn tepesinde ki altýn haçý sökerek eritip sattýklarýný...
Yýllar sonra Osmanlý ordusunun Ýstanbul'un fethi sýrasýnda bir yeniçerinin, fetih hatýrasý olarak saklamak maksadýyla Ayasofya nýn küçük bir çini parçasýný koparmak istemesini, Fatih Sultan Mehmed'in "tahribe teþebbüs"le suçlayýp cezalandýrdýðýný ,..(56)

Serdengeçti'nin Ayasofya Müdafaasý

Yazmýþ olduðu"Ayasofya". isimli þiiri yüzünden tutuklanarak Ankara Aðýr Ceza Mahkemesi'nde yargýlanan Osman Yüksel Serdengeçti' nin kendini müdafaa ederken:
"Müddei umumi(savcý) tepeden verilen emirlere göre hareket ediyor. Ayasofya`nýn tekrar cami haline yetirilmesinde benim ne gibi hususi maksadým ve menfaatim olabilir? Ayasofya'yý kiraya mý vereceðim, yoksa imamý mý olacaðým? Beni bu yazýdan dolayý Türk savcýlarý deðil, Yunan savcýlarý itham etsin. Böyle bir yazýyý yazdýðýmdan dolayý kendimi müdafaa etmekten utanýyorum ." diye hayýflanarak cevap verdiðini. . .(57)

Sanata Hürmetin Böylesi

Osmanlý'nýn meþhur hattatlarýndan Hafýz Osman'ýn(1642 1698), Sultan Ýkinci Mustafa' nýn hat hocasý olup, Hafýz Osmanýn hat meþkederken, Sultan Ýkinci Mustafa'nýn büyük bir hürmet içinde hocasýnýn hokkasýný tuttuðunu ve yapýlan hattýn güzelliði karþýsýnda gönlü ihtizaza gelen Sultan Ýkinci Mustafa'nýn: "Artýk bir Hafýz Osman daha yetiþmez" demesine mukabil, büyük hattat Hafýz Osman'ýn : "Efendimiz gibi, hocasýnýn hokkasýný tutan padiþahlar bulundukça daha çok Hafýz Osmanlar yetiþir" diye cevap verdiðini...(58)

Sultan Vahdeddin'in Vatanperverliði

Osmanlý ordusunun silahlarýnýn elinden alýndýðý , düþman filolarýnýn Çanakkale Boðazý' ný aþýp Ýstanbul'a dayandýðý felaketli bir dönemde halife sýfatýyla Osmanlý tahtýna oturan Sultan Vahdeddin'in, Osmanlý askeri olarak, þahsýný korumak için býrakýlmýþ olan biricik taburu Ayasofya Camii' ne göndererek:
"Aziz Ýstanbul'un fethinin sembolü olan Ayasofya'ya çan takmak isteyenlere ateþ ediniz!... " emrini verdiðini... (59)

Yavuz'un izinden Gidenler

1967 Mýsýr-Ýsrail savaþýnda, Mýsýr askerlerinin, düþmanlarýný beklerken Ýsrail ordusunun bir anda Süveyþ'in öbür yakasýný geçerek dünyayý þaþýrtýðýný...
Mose Dayan'ýn bu muazzam baþarýyý daha sonra bir basýn toplantýsýnda : "Ýsrail in bu baþarýlý stratejisi, Yavuz Sultan Selim in yýllar önce Mýsýr'ý fethederken uyguladýðý harp planýnýn bir kopyasýdýr" diye açýklayýp gafletimizi yüzümüze vurduðunu...(60)

Eþsiz Sevgi

Türkiye' de, Türk Dili ve Edebiyatý üzerine doktora yapmýþ genç Pakistan alimlerinden Muhammed Sabir'in, Pakistanda bir cuma günü hutbede Sultan Abdülhamid Han'ýn adýnýn okunup ve ona "Zeyyedallahü ömrehu" yani "Allah onun ömrünü artýrsýn diye dua edilmesi üzerine camiden çýktýktan sonra cemaata bu duanýn manasýz olduðunu zira, Sultan Abdülhamid Hanýn vefat etmiþ olduðunu söylemesi üzerine halkýn"Seni gidi Ýngiliz casusu! "diyerek hýþýmla üzerine yürüdüklerini . . . (61)

Hilafetin Gücü

31 Mart hadisesinin tertipçileri arasýnda bulunan þair ve filozof Rýza Tevfik'in bu meþ'um hadisenin ardýnda Ýngiliz parmaðý olduðunu itiraf edip, ihtilal hadisesinden sonra Ýngiliz konsolosluðuna gittiðinde çok soðuk bir þekilde karþýlandýðýný ve o zaman bunun sebebini anlayamayan Rýza Tevfik'in çok sonralarý Londra'ya uðrayýp bunun sebebini o dönemin Ýngiltere'nin Türkiye Büyükelçisi Lord Nikýlsýn'a sorduðunda bu Ýngilizin çok ibretli bir þekilde"Rýza Tevfik Bey, Biz bilhassa Hindistan'da Ýslam ülkelerini idaremiz altýna alabilmek için milyarlarca altýn harcadýk ama baþarýlý olamadýk. Halbuki Sultan Abdülhamid, her yýl bir 'Selam-ý Þahane', bir de 'Hafýz Osman hattý Kur'an-ý Kerim' gönderiyor ve bütün Ýslam ümmetini, hududsuz bir hürmet duygusu içinde emrinde tutuyor.
Biz bu ihtilalle siz jön Türkler'den hilafet kuvvetinin ortadan kaldýrýlmasýný bekledik ve aldandýk. Ýþte bundan dolayý siz soðuk karþýlandýnýz?" cevabýný verdiðini. . .(62) Biliyor muydunuz?

Bu Köyde Nur Talebeleri Var mý?

1961 seçimlerinde Türkiye Ýþçi Partisi mensuplarýnýn, Doðu Anadolu köylerine propaganda yapmak için gittiklerinde, köyde ilk rastladýklarý insana: Bu köyde Risale-i Nur talebesi var mý?" diye sorduklarýný ...
Köyde Risale-i Nur talebesi olduðunu öðrendikleri takdir de , o insanlara tesir edemeyeceklerini bildiklerinden dolayý köye girmeyip geriye döndüklerini (63)

Bir Hazýr Cevap

Fransa Kralý III Napolyon'un, Paris'te Osmanlý Devleti Büyükelçisi olarak bulunan Ahmet Vefik Paþa ile konuþmasý esnasýnda bir ara alaylý bir þekilde "Sen kendini Yavuz Sultan Selim'in elçisi mi zannediyorsun?" demesi üzerine Ahmet Vefik Paþa'nýn da büyük bir hazýr cevaplýkla: "Öyle olsaydým, siz Fransa'da imparator olarak bulunamazdýnýz" cevabýný verdiðini . . . (64)

Cihad Tuðlasý

Yavuz Sultan Selim'in babasý Sultan II. Bayezid'in, Ýla-yý kelimetullah için çýktýðý seferlerde üstüne bulaþan tozlarý silkip, biriktirerek bunlardan bir tuðla döktürdüðünü ve böylece Allah'ýn "cihat" emrine uyduðunun iþareti olarak bu tuðlayý yanýndan ayýrmadýðýný . . . (65)

Mehmed Reþadýn Hassasiyeti

Trablusgarp ve Balkan Savaþý ile Birinci Cihan Harbi'nin talihsiz padiþahý Sultan Mehmed Reþad' ýn, þehzade Ziyaeddin Efendi'nin doðum müjdesini aldýðý zaman sevineceði yerde:
"Memleketin baþýna bir masraf kapýsý daha açýlmasý hoþ deðil..." diyecek kadar devlete yük olmaktan üzüntü duyan hassas bir hükümdar olduðunu... (66)
Osmanlý Azameti
1754'de bile, Sultan III. Osman Han'ýn bir namesi Leh kralýna ulaþtýrýldýðýnda, kralýn nameyi üç kere öperek baþýnýn üstüne koyduðunu ve kralýn yanýnda bulunan devlet erkanýnýn da derhal baþlarýný açarak saygý duruþuna geçtiklerini. (67)

Yahudinin Erkekliði(!)

Ýsrail dýþiþleri bakanlarýndan A. Sharon'un arkadaþý ve suç ortaðý olan Meir Har-tzion'un, l950'li yýllarýn baþýnda Gazze'de yapýlan bir Ýsrail baskýnýnda masum bir Arabý sýrtýndan býçaklayarak öldürmesinden sonra kendisiyle yapýlan bir röportajda , yaptýðýndan vicdan azabý duyup duymadýðýnýn sorulmasý üzerine:
"Vicdan azabý mý? Hayýr! Neden vicdan azabý duymalýyým ki? Bir adamý tabancayla öldürmek çok kolayadýr Tetiði çekersin hepsi bu kadar. Ama býçak bambaþka birþey, gerçek bir silah. Fantastik bir duygu bu, erkek olduðunu hissettiriyor insana. " diye cevap verdiðini...(68)

Türbedar ve Ulu Hakan'ýn Rüyasý

Cennetmekan Sultan Il. Abdülhamid Han döneminde Yavuz Sultan Selim' in türbedarlýðýný yapmakta olan bir zatýn, þiddetli geçim darlýðýnýn kendisine verdiði sýkýntýlý bir ruh haleti içinde :
'Bir de evliyadan olduðunu söylerler Yýllarca türbedarlýðýný yaptým yoksulluk içindeyim" diyerek türbeye hiddetle vurduðunu . . .
Ertesi sabah aniden Abdülhamid Han' ýn türbedarý huzuruna çaðýrarak bir yýllýk ihtiyacýnýn hepsini karþýladýðý, çünkü Abdülhamid Han'ýn, gece rüyasýnda ceddi Yavuz Selim tarafýndan haberdar edildiðini . . (69)

Abdülhamid Han'ýn Ýstihbarat Gücü

Batýlý emperyalist güçlerin, Ermenileri piyon olarak kullanýp kýþkýrtarak Anadolu'da karýþýklýklar çýkardýðý günlerde, Ýngiliz Büyükelçisi'nin Sultan Abdülhamid'e gelip, küstahça: "Daha ne kadar Ermeni öldüreceksiniz?" diye sorma cüretini göstermesi üzerine, Ulu Hakan'ýn keskin bakýþlarýný elçinin üzerine dikerek:
"Filan gün, filan saatte Karadeniz'in filan noktasýna yaklaþýp, karaya Ermenileri Türklere karþý silahlandýrmak için þu kadar sandýk malzeme çýkaran ve komitacýlara teslim eden Ýngiliz gemisinde, Türk baþýna kaç silah bulunuyorsa tam o kadar Ermeni öldüreceðiz. " cevabýný verdiðini...Sultan Abdülhamid'in bu muazzam istihbarat gücü karþýsýnda Ýngiliz elçisinin dehþete kapýlarak aptallaþtýðýný... (70)

Türk kafasý

Kendilerine tarih boyunca sempati beslediðimiz ve Kanuni Sultan Süleyman devrinde donanma gönderip yardým elini uzatarak yok olmaktan kurtardýðýmýz Fransýzlarýn bitkilere büyük zarar veren bir kurt nevine "Türk adýný verdiklerini...
Kazancý kuyumcu düðmeci gibi sanatkarlarýn perçin yaparken altlýk olarak kullandýklarý perçin kýskacýna da þamar oðlaný manasýna "Türk kafasý adýný verdiklerini...(71)

Halifeye Ýthaf

Sonradan ll. Sylvestre olarak papalýk tahtýna oturan Gerbert' in 9. asýr Ýspanya'sýnda Arap ulemasý nezdinde üç yýl tahsil gördüðünü . . .
Dönemin Avrupalý rahiplerinin yazmýþ olduklarý eserlerini Kurtuba halifesine ithaf ettiklerini...
Almanya Fransa ve Ýtalyadaki rahip adaylarýnýn, ilim öðrenmek için Ýspanyadaki Müslüman mekteplerine akýn akýn koþtuklarýný. . .(72)

Samanoðlu Ýsmail Bey'in Türbesi

9. asýrda Buhara da yapýlan Samanoðlu Ýsmail Bey'in türbesinin Ýslam dünyasýnýn ilk türbelerinden olduðunu...
Bu türbenin yapýmýnda kullanýlan tuðlalarýn deve sütü ile yumurta aký karýþtýrýlarak bunlarýn çeþitli derecelerde piþirilmesinden elde ve edildiðini günümüze kadar sapasaðlam dimdik ayakta kaldýðýný . . . (73)

Engizisyon Gerçeði

1481-1808 yýllarý arasýnda batýda,Katolik kilisesinin siyasi baský aracý olarak faaliyet gösteren Engizisyon mahkemelerinin Yakýlarak öldürülme cezasýna çarptýrýlan insanlarýn sayýsýnýn 34.024 e ulaþtýðýný....(74)Biliyor muydunuz?

Ayyýldýzlý Þapka

Þapka inkýlabýndan sonra Ankara Valisi Yahya Galip Bey'in Ýsmet Ýnönü'ye gelerek:
Þapkanýn ortasýna bir ay-yýldýz koyalým ki, diðer milletlerden farkýmýz belli olur demesi üzerine Ýnönü'nün: Caným biz bu inkýlaplarý farkýmýz olmasýn diye yapýyoruz. Sen ne teklif ediyorsun! diye çýkýþtýðýný...(75)

Milli Kýyafet

Bundan kýrk yýl önce Ýngiltere'den "Dünya Kýyafetleri Sergisi" için Türk milli kýyafeti örneði istenildiðinde, fötr þapkalý, kravatlý ve ütülü pantolonlu bir kalem efendisi fotoðrafý gönderildiðini . . (76)

Daðistan Kartalý

Yýllarca Kafkasya'nýn istiklali için yýlmadan mücadele vermiþ olan büyük dava adamý Ýmam Þamil' in, vefatýndan sonra gasledilirken vücudunda cihat meydanlarýnda savaþýrken meydana gelmiþ yüzyirmi yara görüldüðünü... (77)

Ýnka Medeniyeti

Batýlý sömürgeci barbarlarýn servet uðruna kökünü kuruttuklarý Güney Amerikalý kýzýlderili kavim Ýnkalarýn, geliþmiþ bir tarým sistemlerinin olduðunu...
Gübrenin ehemmiyetini bilip, Chinoha adasýndan saðladýklarý gübreyi tarým bölgelerine adilane daðýttýklarýný ve gübresinden faydalanýlan deniz kuþlarýný öldürenleri idama mahkum ettiklerini. . (78)

Nereden Nereye

Birinci Dünya Savaþý'ndan bir hafta önce, 1914 yazýnda.1 Türk lirasýnýn karþýlýðýnýn 3.7 dolar ve 18.45 marka tekabül ettiðini. . .(79)

Ýlmin Deðeri

Son devrin kýymetli alimlerinden Hüsrev Efendi'nin, ders okuturken üzerinde hasýl olan durgunluðun sebebini soran öðrencilerine :
Buraya geleceðim sýrada yataðýnda dehþetler içinde yatmakta olan kýzým vefat etti. Onun cenazesi, defin iþi vardý ortada. Dersinizi ihmal ederim diye Allah'dan korktum. Bu durumda yine geldim. Onun için üzerimde durgunluk var, hemen gidip onun defni ile meþgul olacaðým.
Kusura bakmayýn o yüzden biraz cansýz konuþtum" diyerek ilim öðretmenin ehemmiyetini nefsinde yaþayarak gösterdiðini...(80)

Ýngiliz Mantýðý(!)

Hindistan'ýn Amir þehrinde, bisikletle dolaþan bir Ýngiliz kýzý ile alay ettikleri bahanesi ile, askerlerin hadise mahallindeki halktan 700 kiþiyi oracýkta kurþunlayarak katlettiklerini...
Bölge valisinin, ceza olarak bütün þehir halkýný günlerce yerde sürünmeye mecbur ettiðini ve böyle davranmasýnýn sebebi sorulunca da valinin de:
Onlar ilahelere tapýyorlar, bir Ýngiliz kýzý, onlarýn taptýklarýndan daha azizdir!." diye cevap verdiðini..(81)

Hak Takasý

Kominist rejimin devam ettiði günlerde, sanat faaliyetleri için Taþkent'te bulunan meþhur solcularýmýzdan birinin, bir Özbek yazarýnýn yanýna gelerek:
"Ah ne güzel, size imreniyorum.! Burada, böyle bir rejimin altýnda, böyle imkanlarla yaþamaktan kimbilir ne kadar mutlusunuzdur.! demesi üzerine, Özbek yazarýn bizim meþhur edibimizin kulaðýna sessizce:
Sen Türkiye'de sahip olduðun haklarýn ve imkanlarýn yarýsýný bana ver; ben Sovyetlerdeki bütün hak ve imkanlarýmý sana memnuniyetle devredeyim! Var mýsýn beyim .? diye fýsýldadýðýný... (82)

Yýkýk Mabedler

1936-1957 yýllarý arasýnda, komünizm rejiminin kasýp kavurduðu Sovyetler Birliði'nde ondört bin mabedin yýkýlarak yerle bir edildiðini . . . (83)

Milli Temeller Üzerine Yükselme

Nihat Sami Banarlý'nýn Amerikalý Profesör Rufi ile sohbet ederken söz batýlýlaþmadan açýlýnca Profesör Rufi'nin:
"Siz tarihte defalarca baþarý kazanmýþ bir milletsiniz. Bize veya baþkalarýna imrenmek neyinize? Biz yeni bir millet olduðumuz için, tarihte muvaffak olmuþ milletlerin sýrlarýný araþtýrýr, bulduðumuz ve uygun gördüðümüzü asrýmýza tatbik ederiz. Sizden de aldýðýmýz kýymetler vardýr. Eðer ilerlemek istiyorsanýz, muvaffak olduðunuz asýrlarda hangi meziyetlerinizle hangi usul ve teþkilatýnýzla kazandýnýz?
Bunlarý araþtýrýnýz bulduklarýnýzý modernize ediniz, Kendi milli ve denenmiþ temelleriniz üzerinde yükseliniz" diyerek bizi utandýrdýðýný . . . (84)

Surre Alaylarý

Osmanlý'nýn, mukaddes beldelere verdiði büyük kýymetin ifadesi olarak Yýldýrým Bayezid döneminden itibaren her yýl Mekke ve Medine'ye Surre Alaylarý tertip ettiðini...
Bu Surre Alaylarý ile birçok hediyeler ve mukaddes belde fukarasýna daðýtýlmak üzere binlerce altýn gönderilerek Allah'ýn rýzasýnýn kazanýlmasýnýn gaye edinildiðini...
Ayrýca en önemlisi de, bu Surre-i Hümayun'da, padiþahýn yaptýrýp gönderdiði Kabe örtüsünün bulunup bu örtünün merasimle yerine takýlarak, eskisinin geri getirilip paylaþýldýðýný . . .
Osmanlý'nýn, binbir güçlük ve darlýk içinde bulunduðu dönemlerde dahi bu an'aneyi terketmediðini...(85) Biliyor muydunuz?

Hümanist Batý

Hümanist( ! ) Hollandalýlarýn l905'de yeni icat ettikleri bir bombanýn tesir gücünü, Afrikalý zavallý yerli halkýn makatlarýnda deneme barbarlýðýný gösterdiklerini.. (86)

Anadolu' da Medeniyet Vesikasý

Lozan görüþmeleri sýrasýnda Ýngiliz Baþvekili Lloyd George'nin: Türklerin, þimdi hak istedikleri Anadolu'da nesi var? Orada medeniyet vesikasý olarak ne kalmýþsa Yunan'ýn, Roma'nýn, Bizans'ýndýr Türklerin Anadolu 'daki evleri sazdan ve ker***ten harabelerden ibarettir. Þimdi böyle bir alemi veya onun güzel parçalarýný Türklere nasýl býrakýrsýnýz?" demesi üzerine henüz aklýný ve vicdanýný yitirmemiþ bir batýlý düþünür olan Eugene Pitard ýn Cenevre'nin ünlü bir gazetesinde Lloyd George'a cevap olarak:
Efendiler, Konya'daki Ýnce Minare'nin kapýsý ile, Ýstanbul'daki muhteþem Süleymaniye'nin kubbelerini yapan millete karþý böyle söylenemez. Haddinizi biliniz..." diye harika bir cevap verdiðini...(87)

Ýmam Buhari nin Çocukluðu

Ýmam Buhari Hazretleri' nin küçük yaþta ilim tahsiline baþlayýp, subyan mektebinde iken 15.000 hadis ezberlediðini ve buluða ermeden de Ýbn-i Mübarek Hazretleri'nin kitaplarýný ezberlediðini . . .
Telif eser yazmaya baþladýðýnda henüz daha yüzünde sakal çýkmadýðýný... (88)

Mimar Koca Sinan 'ýn Büyüklüðü

Bütün Rönesans mimarlarýnýn arayýp durduklarý merkezi plan þemasýný en mükemmel bir þekilde gerçekleþtirmenin ancak Mimar Koca Sinan'a nasip olduðunu. . .(89/a)
Koca Mimar'ýn fütuhat, saltanat, ilim ve sanat bakýmýndan en muhteþem devrinde büyük bir imar kudretinin baþýnda, þöhretli bir insan olmasýna raðmen, yazma nüshalarda mur-u natuvan"(güçsüz karýnca). imzasýnda El-fakir Sinan Sermamaran-ý Hassa"; beyzi mührünün ortasýnda imzasýnda El-fakir ü'l-hakir Sinan"; kenarýnda ise: , Serm imaran-ý hassa müstemend Bende-i miskin kemine dermend" (Fakir, aciz, hassa sermimaraný Dertli , deðersiz, miskin bendeleri) diye kendisini tanýtarak yalnýz mimarinin deðil, tevazuun da üstadý olduðunu gösterdiðini. . (89/b) Biliyor muydunuz.?

Nasipsiz Ahmak

Necip Fazýl Kýsakürek merhumun, kendisine. "Ýslamiyet deyince burnuma ayak kokusu gelir" diyen ihtiyar gazeteciye;
Senin o burnuna gelen, Ýslamiyet'in deðil; kendi ciðerinin pis kokusudur. Sen, bir mücerredi, bir müþahhastan ayýramayan ahmaksýn!" diye cevap verdiðini...(90)

Velkanlý Hoca Mehmed Efendi

Muþ halkýnýn çok sevip saydýðý Velkanlý Hoca Mehmed Efendi , nin 'Evinde Kur'an okutuyor" diye þikayet edildiðinde, dönemin Muþ valisi tarafýndan,sýrtýna bir jandarma bindirilip sakalýndan da baþka bir jandarma tarafýndan çektirilerek Muþ çarþýsýnda dolaþtýrýldýðýný. . .(91)

Yunandan Ýnsanlýk Dersi(!)

Ýstiklal Harbi senelerinde, Yunanlýlarýn Ege bölgesini iþgal etmesinden sonra Ýzmir'e gelen Yunan Kralý'nýn civar kasabalardan birini teftiþ ederken, þehit edilerek hendeðe atýlmýþ bir sivilin cesedini gördüðünde. Bu kokmuþ ölüyü neden gömmüyorsunuz?" diye sorduðunda, yanýndakilerin de "Halka ibret olsun diye býrakýyoruz" karþýlýðýný vermeleri üzerine bir krala deðil, bir cellada bile yakýþmayan:
Baþka öldürecek Türk mü yok? Bu pisliði kaldýrýn ve baþkasýný öldürüp onun yerine atýn!" emrini verdiðini...(92)

"Sýfýr Neye Derler?"

Daha sonralarý Milli Eðitim Bakaný olacak olan zamanýn Maarif Müfettiþi Hasan Ali Yücel ile Mustafa Kemal arasýnda bir gece Kayseri'de sofra sohbeti baþlayýnca Mustafa Kemal'in Hasan Ali Yücel'e:"Bugün lisede sizin mantýk kitabýnýzý karýþtýrýrken,Matematikte Usul' diye bir bahis gördüm... Demek siz riyaziyeden de anlýyorsunuz..." diye sorunca Hasan Ali Yücelin Biraz paþam" diye cevap verdiðini...Bunun üzerine Mustafa Kemal'in: "Peki söyleyin sýfýr neye derler?" diye ikinci bir soru sormasý üzerine Hasan Ali Yücel'in gayet mütevazý bir þekilde: "Huzurunuzda bana derler paþam!"cevabýný verdiðini... (93)

Bez Parçasý

Ýskilipli Atýf Hoca'nýn Ýstiklal Mahkemesi'nde yargýlanýrken savcýnýn, dini kýyafetlerden bez parçasý" diye bahsetmesi üzerine Atýf Hoca'nýn hiddetli bir þekilde duvarda asýlý olan bayraðý gösterip :
Ýþte o da bez, hadi indirip yýrtsana" diye haykýrdýðýný.. (94)

Bibliyoman

18. yüzyýl sonlarýnda yaþamýþ ve bugünkü Ýstanbul Millet Kütüphanesi'nin kurucusu olan Ali Emiri Efendi'nin bir bibliyoman(kitap hastasý) olduðunu . . .
Elinde bulunan güzel bir Arapça kitabýn kendisindeki noksan olan ikinci cildini temin etmek için,mevcut olduðunu öðrendiði Yemene tayinini çýkartmak istediðini ...(95)

Hakký Tesbit

Ahmet bin Hanbel Hazretleri'ne: Tehdit altýndasýn, kalbinle imanýnda sabit kalarak yalnýz dilinle istediklerini söylesen olmaz mý ? " dediklerinde, Büyük Ýmam'ýn:
Olmaz. Alimler hakký söylemekten kaçarsa, cahiler ne yapar? Böyle olursa hakký tesbit nasýl olur? "cevabýný vererek gerçek alimin nasýl olmasý gerektiðini gösterdiðini (96)

Akif i Büyük Yapan Meziyet

Vatan þairimiz Mehmet Akif Ersoy'un, Ýstiklal Marþý müsabakasýndaki birinciliðinden dolayý kendisine zorla verilen 500 lirayý, fakr u zaruret içinde olmasýna raðmen, fakir kadýn ve çocuklara bir maiþet temin etmek üzere kurulmuþ olan "Darü'i Mesa i "ye baðýþladýðýný...
Halbuki Ýstiklal Marþý kabul edildiðinde, Mehmet Akif'in cebinde , Zonguldak milletvekili Hayri Bey'den borç aldýðý iki lirasýnýn olduðunu ve milli marþ için 500 lira teklif edildiði günler de 140 lira ile Ankara'da bir çiftlik alýnabildiðini...
Paltosu dahi olmadýðý için kýþýn bile ceketle dolaþan bu idealist þairin, çok soðuk günlerde ise, arkadaþý Baytar Þefik (Kolaylý)'dan muþambasýný ödünç olarak giydiðini ...
Baytar Þefik'in bir gün : Akif Bey, hiç olmazsa kendine bir palto alsaydýn" demesi üzerine, ona darýlýp iki ay konuþmadýðýný.
Burdur Meb'us'u olarak I. Millet Meclisi'ne seçildiðinde ailesine: "Biz bu maaþý hak etmiyoruz ya... Ama, pek hak etmiyoruz da denemez. Elimizden geldiði kadar nihai zafer için çalýþýyoruz. " dediðini .(97)

Pis Kokusundan Dolayý Kovulan Elçi

Veli lakaplý II. Bayezid'in padiþahlýðý. döneminde Ýstanbul'a, Moskova kralýnýn elçisi sýfatýyla Mihail Plachtneef isimli birinin geldiðini . . .
Bu adamýn, insaný istifra ettirecek kadar pis kokmasýndan dolayý yýkanmasý için hamama götürüldüðünde, bu keferenin hayatýnda hiç hamam görmemiþ olup yýkanmak ve çamaþýr deðiþtirmek adetine aþina olmadýðý ve kimse ile görüþtürülmeden pisliðinden dolayý Ýstanbul'dan kovulduðunu... (98)

Batýda Yemek Kültürü

Ýsviçre , nin Branderburg Prensi, ziyafete çaðýrdýðý bir derebeyine gönderdiði davetiyenin meþruhat (açýklama) hanesine:
""Eti yedikten sonra kemiði arkaya atmak yok! Yaðlý aðzýný yenine silmek yok! Tabaðý kaldýrýp altýna tükürmek yok" diye yazmak mecburiyetinde kaldýðýný...(99)

Orta Çaðda Temizlik Farký

Orta çaðda Müslümanlarýn yaþayýþlarý üzerine yapýlan bir araþtýrmada,Ýslam dünyasýndaki kimya sanayii anlatýlýrken:
""... Sabuncular loncasý, en önemli loncalardan biriydi.
Çünkü Orta Çað Müslümanlarý hergün yýkanýrlardý ve çamaþýrlarý da sarýklarý da her zaman bembeyazdý. Bu bakýmdan onlar o çaðýn diðer ülke insanlarýndan ayrýlýrlardý.
1600 yýllarýna doðru Ýspanya'da Engizisyon Mahkemeleri Müslüman Ýspanyollarla Hristiyan Ýspanyollarý temizliklerine bakarak ayýrt ediyordu... " diye yazdýðýný...(100)

Adalet Kavramýnýn Þümulü

Osmanlý Devleti'nde adalet kavramýnýn ; milliyet, cins, zümre yahut din farklarýný aþan çok þümullü bir deðer ifade ettiðini. . .
Bu adaletin sadece insanlara has deðil, kurda, kuþa, topraða ve suya þamil bulunduðunu ve bu yüzden Osmanlý kanunnamelerinde :
""... ve ayaðý yaramaz beygiri iþletmeyeler'. at, katýr ve eþek ayaðýný gözedeler ve semerin göreler ve aðýr yük urmayalar, zira dilsüz canavardurlar, her kangýsýnda eksük bulunur ise sahibine tamam itdüre, eslemeyaný tamam gereði gibi hakkýndan geline ve hammallar aðýr yük urmayalar, mütearef (örf) üzere ola..." diye hükümler konularak bu meselenin beygirin sakat ayaðýndan eþeðin semerine kadar gözden uzak tutulmadýðýný. . .(101)

Risale-i Nur' un Dili

Merhum Albay Hulusi Yahyagil'in, Barla'da Bediüzzamar Üstadýmýza, Risale-i Nur'un dilinin orijinalliði ile alakalý olarak:
""Üstadým, sen Türkçe'yi dahi zor konuþuyorsun, bu Risale-i Nur'daki Türkçe nasýl oluyor.?" diye hayretini ifade ettikten sonra Bediüzzaman '
""Kardeþim, bir hakaiki imaniye kalbe ihtar edildiði vakit ikiyüz ayat-ý Kuraniye imdadýma koþmak için birbirleriyle yarýþ ediyorlar. Önce bana lisaný maderzadým(anne lisaným) Kürtçe geliyor. Arapçaya çeviriyorum ve Türkçe yazdýrýyorum" cevabýný verdiðini...(102)

Hacizli Cenaze

Son Osmanlý Padiþahý Sultan VI. Mehmed Vahdeddin Han'a, ""Altýncý Mehmed sözündeki ""Altýncý kelimesinden kinaye olarak ""Altýn seven adam manasý çýkartýlarak ithamlarda bulunulduðu . . .
Halbuki Sultan Vahdeddin Han'ýn, hayatýnýn tehlikeye girmesinden dolayý memleketinden ayrýlmak zorunda kaldýðýnda þahsi mirasý mahiyetinde babasýndan intikal eden bütün serveti beraberinde götürme imkaný varken, dasitani bir namusluluk örneði göstererek bu serveti Hazine-i Hümayun'a gönderdiðini...
Ýtalya'da geçirdiði fakr -u zururet içindeki bir hayattan sonra 1926 yýlýnda San Remo'da vefat ettiði zaman 120 000 lira borcu kaldýðý için alacaklýlarý tarafýndan tabutuna haciz konuduðunu . . . Tahnit edilmiþ cesedinin, kýzý Sabiha Sultan'ýn bu parayý binbir güçlükle temin etmesinden sonra Þam 'a naklolunarak Yavuz Sultan Selim Camii avlusuna defnedildiðini. .. (103)

Milletin Sigorta Lambasý

Tarihçi Reþat Ekrem Koçu'nun, Sultan Vahideddin'in kaderi ile ilgili oldukça orijinal bir deðerlendirmesinde :
""Mazileri çok temiz olan ve memleketleri felaket girdabýna düþtükten sonra iþbaþýna geçen, aðýr mesuliyetler yüklenen, yenik milletleri daha fazla çiðnetmemek için nefret edilen galip düþmanlara dostane el uzatmak durumunda kalan o kara bahtlý insanlar, milletlerin tarihlerinde sigorta lambalarýna benzerler.
Kendilerinin yanmasý büyük tesislerin kurtulmasýný temin eder diye yazdýðýný. .(104)
Biliyor muydunuz.?

Ýttihatçýlarýn Akýlsýzlýðý

Sultan II. Abdülhamid'in dahice bir politika güderek, her hangi bir isyan çýkartmalarýný önlemek için Arabistan'ýn Hicaz ileri gelenlerini, Þura-yý Devlet üyesi olarak Ýstanbul'da tuttuðunu. . .
Bunlardan Þerif Hüseyin'in, Mekke'ye emir olmak isteðini defaatla reddetmesine karþýlýk Ulu Hakan'ýn tahttan indirilmesiyle birlikte Ýttihat ve Terakki yönetiminin, Þerif Hüseyin'in bu isteðini yerine getirerek onu emir olarak tayin ettiðini ve hemen ardýndan da Þerif'in Osmanlý'ya karsý isyan bayraðýný açtýðýný... Çok sonralarý Ýngiliz Baþvekil Lloyd George'un Avam Kamarasý'nda: ""Þerif Hüseyin Mekke emiri olduktan sonra kendisi ile Arap milliyetçiliði ve isyan konusunda anlaþtýk.
Bu isyana karþý ayda 40 bin altýn vermiþtik" dediðini ... (105)

Acý HatýraIar

Ýtalyanlarýn Libyayý bizden koparmak için Avrupalý müttefikleriyle siyasi alanda anlaþtýktan sonra, bize karþý açacaklarý savaþýn (Trablusgarp Savaþý) masraflarýný karþýlayacak yeterli hazinelerinin olmadýðýný...
Buna karþýlýk Duyun-u Umumiye'ye baþvurarak, bu savaþýn masraflarýný karþýlamak için Anadolu'dan toplanan birikmiþ paradan beþ milyon altýn lira çektiklerini ve bu bizim paramýzla saðladýklarý imkanlarla bizim topraðýmýz olan Libya'yý istilaya baþladýklarýný. . .(106)

Lavrens'in Ýtirafý

Araplarý aldatarak Osmanlý Devleti aleyhine kýþkýrtýp isyana sevkeden Ýngiliz casusu Lavrence'in, yardýmcýlarý Nuri Said, Faysal ve Þerif Hüseyin ile birlikte Þam'da Türkleri katlettikten sonra: "'Evet onlarý isyana ben kýþkýrtmýþtým. Ama böylesine vahþice kan dökeceklerini hiç tahmin etmemiþtim. Bazý mahalleleri gezerken silahsýz Türk askerlerinin nasýl öldürüldüklerine bakamadým;tiksindim bu vahþetten..." diyerek itirafta bulunduðunu . . (107)

Vicdan Azabý

Mekke Emiri Þerif Hüseyin'in Ýngilizlerle anlaþarak Osmanlý'yý arkadan vurduðunu ve mükafat olarak da Ýngilizler tarafýndan Hicaz Krallýðý'na getirildiðini..
Daha sonra Vehhabiler tarafýndan alaþaðý edilerek Ýngilizlerin himayesinde Kýbrýs'a yerleþtirildiðini ve hastalandýðýnda da oðlu tarafýndan Amman'a getirildiðini...
Ve günün birinde adet vechile saray bandosunun bahçede konser verirken "Ýzmir Marþý"ný çalmasý üzerine, oðlunun babasýnýn üzülmemesi için pencereleri kapattýrmak isterken baba oldukça ibretli bir þekilde:
"Evlat, neden o pencereyi kapýyorsun? Ben velinimetine ihanet etmiþ asi bir kulum, günahým büyüktür. Kral olacaðýmý düþündüm. Allah beni sürgünlüðe düþürdü. Hastayým diye kapatýyorsun. Býrak pencereyi aç, þu marþý dinleyeyim.
Duyduðum vicdan azabýnýn þiddeti, o eski hatýralarýn canlanmasý ile büsbütün artsýn; bu dünyada çektiðim ýzdýraptan vicdan azabýyla büsbütün aðýrlaþsýn, ta ki Cenab-ý
Hakk. bu günahkar kulunu dünyada affederek, ahirette hesap gününde cezadan korusun"dediðini.. .(108)

"Milletimin Ocaðý Yanýyor"

Sultan Vahdeddin Han'ýn ikamet etmekte olduðu Yýldýz Sarayý'nýn, bir elektrik arýzasýndan dolayý yanmaya baþlamasý üzerine, orada vazifeli bulunan bekçibaþýnýn hüngür hüngür aðladýðýný ve bunun üzerine Sultan Vahdeddin in: "Benim milletimin ocaðý yanýyor, ben onu düþünüyorum, kendi evim yanmýþ ne ehemmiyeti var' dediðini...(109)

"Ayaðýný Yüzüme Bas ki .

Yüzüm Allah Katýnda Þeref Kazansýn"
Hintli Müslüman kardeþlerimizin, Osmanlý Devleti'nin Balkan Savaþý'nda yüzlerce þehit ve binlerce yaralý verdiklerinin haberini almalarý üzerine, kilometrelerce ötedeki kardeþlerinin acýlarýný bir nebze olsun dindirebilmek için bir Kýzýlay heyeti teþkil ederek Türkiye'ye gönderdiklerini...
Bu heyetin savaþ boyunca birçok din kardeþinin yaralarýný sarýp baþarýlý hizmetlerden sonra 1913 Temmuz'unda Hindistan'a döndüðünü. . -
Kýzýlay heyetine Bombay'da büyük bir karþýlama merasimi hazýrlanýp, gemi limana yanaþtýðýnda o günkü Hintli Müslüman liderlerden Muhammed Ali Cevher' in, heyet baþkaný Doktor Ensari'ye :
"Sen mücahit Osmanlý ordusuna hizmet edip geldin Ayaðýný Hindistan topraklarýna basmadan bu benim yüzüme bas da, yüzüm Allah katýnda þeref kazansýn" diyerek baþýný yere koyup yüzünü Dr. Ensari'nin ayaklarý altýna uzattýðýný...(110)

Osmanoðullarýnýn Dramý

Son Halife ll Abdülmecid. Han'ýn, sürgün edildikten sonra diyar-ý gurbette vefat etmesi üzerine, kýzý Dürrüþehvar Sultan'ýn. Ýstanbul' a gelerek Savanora yatýnda. Ýsmet Ýnönü'yü ziyaret ettiðini ve kendisinden babasýnýn vatan topraðýna gömülmesini rica ettiðini...
Altý asýr cihaný aydýnlatan bir neslin son temsilcisinin bu vatan topraðýna gömülme isteðinin ; halk tarafýndan mezarýnýn bir ziyaret yerine dönüþtürebileceði endiþesiyle Ýsmet Ýnönü tarafýndan reddedildiðini ve Hindistan Hükümeti'nin araya girmesiyle Suudi Arabistan makamlarýndan izin alýnarak Medine'deki Cennetü'l-Baki kabristanýnýn içindeki Ali Aba'nýn ayak ucuna defnedildiðini. . .(111)

Tökeli Ýmre

Osmanlý idaresinde bir krallýk olan Erdel Kralý Apafi ile birleþerek Osmanlý ordusuyla ayný safta çarpýþan Orta Macar Kralý Tökeli Ýmre'nin Osmanlý Devleti'ne karþý itaat ve baðlýlýðýný göstermek için mührüne:
"Muin-i Ali Osman'a itaat üzreyim emre Kral-ý Orta Macar'ým ki namým Tökeli Ýmre" beyitini kazýttýðýný . . (112)

"O Kendi Kaderini Kendi Yazmýþ Oldu"

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin 1960 Mart'ýnda aðýr hasta vaziyette Urfa'ya gelmesi üzerine, bunu haber alan Ýçiþleri Bakanlýðý'nýn, derhal Üstad'ý geri gönderme emri çýkardýðýný... Halkýn yoðun baskýsý üzerine Urfa valisinin "Efe Nedim, Said Nursi çok hasta ve müsaid bir araba da yok. " demesine karþýlýk Ýçiþleri Bakaný Namýk Gedik'.in:
"Çöp arabasýyla da olsa göndereceksiniz!" talimatýný verdiðini ve bunu öðrenen Bediüzzaman Hazretleri'nin ibretli bir þekilde:
"O ken

Sans titre


Tarihte Kurulmuþ BÜYÜK TÜRK DEVLETLERÝ


Tarihte Kurulmuþ BÜYÜK TÜRK DEVLETLERÝ 1-BÜYÜK HUN DEVLETI

EGEMENLÝK YILLARI: ~ MÖ 318 - 216

MERKEZÝ: Ötüken'de Noyun-Ula

ÝLK HÜKÜMDARI: Tuman (Teoman) Yabgu



2-TABGAÇ DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 338 - 557

MERKEZÝ:

ÝLK HÜKÜMDARI: þamo Han

3-BATI HUN DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 374 - 469

MERKEZÝ: Segedin civarý (bugünkü Macaristan'da)

ÝLK HÜKÜMDARI: Balamir Han


4-APAR DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 394 - 552

MERKEZÝ: Ötüken

ÝLK HÜKÜMDARI: Tolun Kagan



5-AK HUN DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 420 - 564

MERKEZÝ: Varvaliz (Kunduz civarýnda)

ÝLK HÜKÜMDARI: Aksuvar Kagan





6-KÖK TÜRK DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 552 - 745

MERKEZÝ: Ötüken

ÝLK HÜKÜMDARI: Bumin Kagan


7-BATI APAR DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 565 - 805

MERKEZÝ: Segedin civarý (bugünkü Macaristan'da)

ÝLK HÜKÜMDARI: Bayan Kagan



8-HAZAR DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 620 - 965

MERKEZi: Belencer (önce) ve Ýtil (sonra)

ÝLK HÜKÜMDARI: Bulan Kagan



9-TUNA-BULGAR DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 679 - 864

MERKEZi: bugünkü Pereyaslav

iLK HÜKÜMDARI: Asparuh Han


10-UYGUR DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 745 - 840

MERKEZÝ: Ötüken'de Ordu-Balýg (Kara-Balasagun)

ÝLK HÜKÜMDARI: Kutlug Bilge Köl Kagan


11-KARAHANLI DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 840 - 1042

MERKEZÝ: Balasagun ve Kaþgar

ÝLK HÜKÜMDARI: Köl Bilge Kagan


12-GAZNELÝ DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 962 - 1187

MERKEZÝ: Gazne

ÝLK HÜKÜMDARI: Alp Tigin


13-BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 1040 - 1157

MERKEZÝ: Niþapur (önce) ve Reyy (sonra)

ÝLK HÜKÜMDARI: Sultan Tugrul Beg


14-ANADOLU SELÇUKLU DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 1077 - 1308

MERKEZi: Konya

ÝLK HÜKÜMDARI: Sultan 1.Süleyman Þah



15-EYYUBÝ DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 1174 - 1250

MERKEZi: Kahire

iLK HÜKÜMDARI: Selahaddin-i Eyyubi



16-HARZEMÞAHLAR DEVLETÝ

EGEMENLiK YILLARI: 1097 - 1231

MERKEZÝ: Gürgenç

ÝLK HÜKÜMDARI: Anuþ Tigin


17-TÜRK-MOGOL DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 1206 - 1227

MERKEZÝ: Ötüken'de Karakurum

ÝLK HÜKÜMDARI: Cengiz Han



18-ÇAÐATAY DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 1231 - 1370

ÝLK HÜKÜMDARI: Çaðatay Han



19-ALTINORDU DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 1236 - 1502

iLK HÜKÜMDARI: Batu Han


20-MEMLÜK DEVLETÝ

EGEMENLiK YILLARI: 1250 - 1517

MERKEZÝ: Kahire

ÝLK HÜKÜMDARI: Ay Beg


21-OSMANLI ÝMPARATORLUÐU

EGEMENLÝK YILLARI: 1299 - 1922

MERKEZÝ: Ýstanbul

ÝLK HÜKÜMDARI: Osman Bey



22-TÝMURLU DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 1368 - 1501

ÝLK HÜKÜMDARI: Timur Han




23-BABÜRLÜ DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 1494 - 1858

ÝLK HÜKÜMDARI: Babür Þah




24-TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ DEVLETÝ

EGEMENLÝK YILLARI: 1923 - sonsuza dek

MERKEZÝ: Ankara

ÝLK HÜKÜMDARI: Mustafa Kemal ATATÜRK

Sans titre


þehidler vurulunca deðil, unutulunca ölürler
Dünya tarihini deðiþtiren Çanakkale Savaþý cesaretin kahramanlýða dönüþtüðü ve eþi görülmemiþ bir centilmenlik savaþýdýr. Her iki tarafýn birbirinden nefret etmeden, siperlerden birbirlerine su ve yiyecek atarak þehitlerinin de koyun-koyuna yattýðý destansý bir savaþtýr.

18 Mart 1915 deki deniz harekatý ile baþlayan Çanakkale Savaþý’nda Ýtilaf Devletleri boðazý geçemeyince 25 Nisan 1915’de Gelibolu Yarýmadasý’na asker çýkarmýþ ve sekiz buçuk ay sürecek olan kara savaþlarý baþlamýþtýr. Bu savaþýn sonunda müttefikler 43 bin þehit, 30 bin kayýp,72 bin yaralý verirken Türk ordusu da 55 bin þehit , 25 bin hastanede yaralý iken ölen,10 bin kayýp ve 100 bin yaralý vermiþtir. Atatürk’ün bu savaþ hakkýnda söylediði þu söz bu kayýplarýn daha sonra ülkemize ne gibi bir etkisi olduðunu anlatmasý bakýmýndan çok önemlidir: “Biz Çanakkale’de bir Darülfünun gömdük”.

30 Kasým 1915’de Üsteðmen Ali Rýza ve Teðmen Orhan Bey karaya oturan bir kruvazörü bombalarken bir Fransýz uçaðýný da makineli tüfekle düþürmüþ ve “düþman uçaðý düþüren ilk pilotlar” olarak tarihe geçmiþlerdir. Müttefik kuvvetlerinden geride kalabilenler 20 Aralýk 1915’de Anafartalar ve Arýburnu’nu , 9 Ocak1916’da Seddülbahir’i boþaltarak topraklarýmýzý terk etmiþlerdir. Çanakkale’de müttefiklerin baþarý saðlayamamasý üzerine Ýngiltere’de hükümet düþmüþ ve Deniz Kuvvetleri Bakaný olan Winston Churchill ve Amiral Fisher istifa etmek zorunda kalmýþtýr.

General W.Birdword’un Çanakkale Savaþlarý için tarihe geçen þu sözleri birçok gerçeði ifade etmektedir:
“ Türk askeri kadar vataný için gözünü kýrpmadan ölen,savaþ anýnda müthiþ cesaret ve fýrtýnalar yaratan,ateþ kesildiði zaman onun kadar iyi yürekli,yumuþak kalpli,düþmanýn yaralarýný saran,sýrtýnda taþýyarak onu ölümden kurtaran bir asker yeryüzünde görülmemiþtir.”

Gelibolu Yarýmadasý 1973 yýlýnda Milli Park ilan edilmiþtir. Gelibolu Milli Parký’nýn sýnýrlarý Gelibolu Yarýmadasý’nýn Saroz Körfezinden Ece Limanýna ve Çanakkale Boðazý’ndaki Akbaþ Ýskelesi arasýndadýr. Bu bölgede Seddülbahir Köyü çevresindeki Tekke ve Hisarcýk burunlarý, Ertuðrul, Morto, Ýkizkoylarý, Alçýtepe, Kerevizdere, Zýðýndere ile kuzeydoðuda yer alan Arýburnu, Conkbayýrý, Kocaçimen, Kanlýsýrt, Anafartalar ve Suvla koylarý Çanakkale Savaþlarý’nýn yapýldýðý alanlardýr. Bu nedenle bu bölgede her biri ayrý bir kahramanlýk örneðini yansýtan þehitlikler bulunmaktadýr. Bütün bu þehitliklerin anýsýna da Çanakkale Þehitler Abidesi dikilmiþtir. Bu bölgede çeþitli yerlerde 37 Türk anýtý ve þehitliði, Fransýz, Ýngiliz, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya ait 33 anýt ve mezarlýk bulunmaktadýr.


Ýlk Þehitler Anýtý ve Þehitliði (Gelibolu)

Seddülbahir Kalesi önünde, Cephanelik Þehitliði adý ile de isimlendirilen Ýlk Þehitler Anýtý 3 Kasým 1914’de Ýtilaf Devletleri donanmasýndan 6 kruvazörün açtýðý bombardýman sýrasýnda bir bombanýn kale içindeki cephaneliðe isabeti sonucu meydana gelen infilakta ölen 5’i subay 81’i er olmak üzere savaþta ilk canlarýný veren 86 þehidimizin anýsýna 1986’da düzenlenmiþtir.

Seddülbahir Kalesi komutaný Yzb. Þevki, Komutan muavini Üstðm.Cevdet ile takým komutanlarý Üstðm.Rýza ile Tðm. Eþref burada yatmaktadýrlar.

Sekizgen mermer bir kaide üzerinde yukarýya doðru incelen mermerden anýtýn arkasýnda kalede patlayan cephaneliði sembolize etmek için de yine mermerden bir kale burcu yapýlmýþtýr. Bu anýt ve þehitliðin etrafý geniþ bir duvar ile çevrelenmiþ ve içerisi de çimlenmiþtir.




Akbaþ Þehitliði (Eceabat)

Çanakkale, Eceabat ilçesi’nin Yalova Köyü giriþinde bulunan bu anýt 7.tümenden þehit düþenlerin anýsýna 1945 yýlýnda dikilmiþtir. Þehitlikte, Þehit Binbaþý Ali Zeynel Abidin ve 18 asker elbiseleri ile gömülüdür.


Havuzlar Þehitliði (Gelibolu)

Kerevizdere’de 21 Haziran 1915’te þehit düþen askerlerin anýsýna mermerden iki katlý bir kaide üzerine yukarýya doðru incelen, obelisk þeklinde bir anýt yapýlmýþtýr. Çanakkale Þehitlerine Yardým Derneði tarafýndan 1961-1962 yýllarýnda yaptýrýlan anýtýn çevresinde þehitlerin kemikleri toplanarak bir araya getirilmiþ, anýtýn üzerine de askerlerin isimleri yazýlmýþtýr.

Ýtilaf Devletleri komutaný General Hamilton 27 Nisan 1915’te baþlattýðý taarruzda kýyýlara hakim olmuþ ve tepeleri ele geçirmiþtir. Bunu önlemek üzere karþý taarruzda altý bin kiþi þehit olmuþ, Fransýzlarýn kayýplarý da 2.500’ü bulmuþtur.

Zýðýndere Sargý Yeri Þehitliði (Gelibolu)

Seddülbahir’e 4 km. uzaklýkta Zýðýndere Plaj Mevkii ile kuzeyindeki Sargýyeri Mevkii arasýndaki uzun dere yataðý, Çanakkale Savaþlarý’nda en kanlý çatýþmalarýn geçtiði bölgedir. Dere yataðýnýn kýsmen korunaklý olmasý dolayýsýyla burasý her iki taraf için de çok önemliydi. Bunun için birkaç metreyi ele geçirmek için binlerce asker burada hayatýný kaybetmiþtir.

General Hamilton Zýðýndere’de baþarýya ulaþamayýnca 28 Haziran’da Zýðýndere’den taarruza baþlamýþ, gemilerden açýlan top atýþlarý karþýsýnda bölgede sýkýþan orduya takviye olarak gönderilen 11. ve 6. tümenler ile taarruz güçlükle durdurulabilmiþtir. Her iki tarafýn da çok kayýp vermesine raðmen istenilen sonuç elde edilememiþtir. Bu bölgedeki çatýþmalar Seddülbahir bölgesindeki savaþlarýn noktalandýðý yerdir. Müttefik kuvvetleri geri çekilirken de en son bu bölgeyi boþaltmýþlardýr.

Zýgýndere’nin giriþinde plajýn hemen arkasýnda Ýngilizlerin su sýkýntýsýný karþýlamak için açtýklarý demir konstrüksiyonlu bir kuyu halen durmaktadýr. Kuyunun bileziðinde bunu açan mühendislerin isimleri yazýlýdýr.

Zýgýndere ile Alçýtepe arasýnda, Alçýtepe’nin 1 km. batýsýnda bulunan Sargý Yeri Þehitliði savaþýn bitiminde yapýlmýþtýr. Bu þehitlik 1995’de yenilenerek 30 Temmuz 1995’de açýlmýþtýr. Seddülbahir bölgesindeki savaþlarda yaralanan askerler burada tedavi görürken, Ýngiliz donanmasýnýn bombardýman ve saldýrýsýna maruz kalarak þehit olmuþlar ve topluca buraya gömülmüþlerdir. 1995’deki düzenlemede toplu mezarlardan çýkarýlan kemikler burada muntazam bir þekilde gömülmüþ ve künyeleri olanlarýn da isimleri üzerlerine yazýlmýþtýr. Burada 60’ý subay olmak üzere 300 þehit gömülüdür. Þehitlikte normal insan boyutunda, mermer kaide üzerinde bronzdan, kucaðýndaki yaralý bir askeri kýzgýn güneþten korumak için elini yukarýya kaldýrmýþ bir askeri gösteren anýt bulunmaktadýr.


57. Piyade Alayý Þehitliði (Gelibolu)

Çanakkale Savaþý sýrasýnda Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin çýkartma yaptýklarý Anzak Koyu ile Conk Bayýrý arasýndaki alan strateji yönünden son derece önemli idi. Bu yüzden buradaki savaþlarda her iki tarafta çok kayýp vermiþlerdir. Siperlerin birbirlerine 5 m. kadar yaklaþtýðý bu yer savaþlar boyunca en fazla ateþ altýnda kalan bölge idi. Karþýlýklý bomba saldýrýlarý ve süngü hücumlarý burada yoðunlaþmýþtýr.

Mustafa Kemal’in komutasýndaki 19.Tümen’in 57.Alay’ý müttefik çýkartmasýnýn ilk gününden itibaren Anzak (Avustralian and New Zeland Army Corps kelimelerinin baþ harflerinin birleþtirilmesidir) askerlerinin Arýburnu cephesindeki ilerleyiþini durdurup geri püskürtmüþtür. Komutanlarý da dahil olmak üzere birkaç gazi haricinde bütün alayýn komutan, subay ve erlerin þehit olduðu, Bomba Sýrtý denilen bu yer Kültür Bakanlýðý’nca 1992’de yeniden düzenlenmiþtir.

Burada yatan þehitlerin en küçüðü 9 yaþýndaki Saka Çocuk’tur. Ayrýca 57.Alay’ýn Ýstanbullu Rum Doktoru Yüzbaþý Dimitroyati, Alay Ýmamý Konyalý Hasan Fehmi Efendi ile beraber burada gömülüdür. Alay’ýn komutaný Yarbay Manastýrlý Hüseyin Avni Bey’in mezarý parmaklýkla çevrili küçük bir alanýn ortasýndadýr. Mermerden yapýlmýþ olan bu mezarýn baþýndaki bir yazýtta kýsaca savaþ hakkýnda bilgiler verilmektedir. Mezarýn ayakucu tarafýnda dikdörtgen bir kaide üzerinde mermerden yapýlmýþ Alay Sancaðý bulunmaktadýr.

Avustralya’nýn Melburn Müzesi’nde sergilenen ve 57.Alaya ait olduðu iddia edilen bir Sancaðýn altýndaki plakette þunlar yazýlýdýr:

“ Bu Alay Sancaðý Gelibolu savaþ alanýndan getirtilmiþtir,ama esir edilmemiþtir. Türk Ordusu’nun geleneklerine göre bir alayýn sancaðý, alayýn son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafýzýn da altýnda ölü olarak yattýðý bir aðacýn dalýna asýlý olarak bulunmuþtur. Kahramanlýk timsali olarak karþýnýzda duran bu Türk Alayý Sancaðýný selamlamadan geçmeyin.”

Þehitliðin giriþ kapýsýnýn sað tarafýnda yüksekçe bir kaide üzerinde bronzdan yapýlmýþ heykelde ihtiyar bir gazi, bir kýz çocuðunu elinden tutmuþ içerideki mezarlara sanki bakýp konuþuyormuþ gibi canlandýrýlmýþtýr. Bu heykelde tasvir edilen gazi Çanakkale’de savaþmýþ Hüseyin Kaçmaz isimli biri olup, elinden tuttuðu kýz çocuðu de Eylül adýndaki torunudur.

Anýtýn ve þehitliðin 1993’deki açýlýþýnda hayatta kalmýþ Anzac askerlerinden Jaen Ryan ile bu gazimiz üniformalarýný deðiþtirirler. Ne yazýk ki bir yýl sonra her iki gazi de ölmüþtür. Bir söylenceye göre; Alay Komutaný Hüseyin Avni Bey aldýðý hücum emrini yerine getirmek üzere son kalan taburu ile hücum hazýrlýklarý içinde bulunduðu gece kýsa bir uyku sýrasýnda Kanlýsýrt eteklerinde beyaz kümeler görür. Uyandýðýnda Tabur komutanýna bu rüyayý anlatýr ve “Bunlar nedir evladým?” der. Tabur komutanýnýn cevabý ise þöyledir: “ Komutaným o beyaz kümeler bu sabah gün doðmadan þehitlik mertebesine ermek için hücuma kalkacak Mehmetçiklerin iç çamaþýrlarýdýr. Her bir Mehmetçik þehit olabilmek için temiz çamaþýrlarýný giymiþ salimen dönersek diye üzerlerinden çýkanlarý yýkayýp çalýlýklar üzerine sermiþlerdir.”
Bu rüyanýn ertesi günü ise alaydan hiç kimse sað kalmamýþ, su taþýyan saka çocuðundan komutanýna kadar hepsi þehit olmuþtur.


Arýburnu Þehitliði ve Anýtý (Gelibolu)

Gelibolu’daki þehitlik giriþinin karþýsýna yüksek mermer bir platform üzerine Arýburun Þehitliði’nin anýtý yerleþtirilmiþtir.Yukarýya doðru küçülen üç katlý anýtýn her cephesinde yuvarlak kemerli, üzeri sekizgen mermerden sivri bir külahla örtülüdür.

Çanakkale Savaþlarý’nda Arýburnu bölgesinde yaþamýný yitiren 608 þehidin anýsýna yapýlan bu anýt ve þehitlik 12 Aralýk 1992’de açýlmýþtýr. Burada yapýlan bir kazýda boynundaki künyesinden Ýngiliz Yzb.Wolters ile 57.Alay 6 bl.komutaný Erzincanlý üsteðmen Mustafa Asým Bey’in iskeletleri yan yana silahlarý ve mataralarý ile birlikte bulunmuþtur. Bu iki þehir þehitliðin içerisindeki anýtýn önüne bulunduklarý þekilde gömülmüþlerdir. Bu iki þehidin aileleri bulunmuþ ve 1993 yýlý baþýnda þehitlikte buluþturulmuþtur.


Conkbayýrý Anýt ve Mezarlarlýðý (Gelibolu)

Çanakkale Savaþlarý sýrasýnda 25 Nisan 1915 günü Anzak Koyu’na çýkartma yapan Anzaklar, kendisine çekilme emri verildiði halde bu emri dinlemeyen Mustafa Kemal (Atatürk) tarafýndan Conkbayýrý’nýn güney eteklerinde durdurulmuþtur. Atatürk, cephanesi biten ve geri çekilmeye baþlayan askerleri durdurarak “Kurþununuz yoksa süngünüz var” sözünü burada söylemiþtir. Daha sonra 57.Alayý 261 rakýmlý bu tepeye doðru hücuma kaldýrmýþtýr. Akþam saatlerinde de Anzaklarý dar sahil þeridinde sýkýþtýrmýþtýr. Atatürk bu emri vermeseydi Anzaklar yarýmadaya hakim olup Conkbayýrý-Kocatepe bölgesini ele geçirip Eceabat’a kadar inecek ve Ýstanbul yolunu açmýþ olacaklardý. Ertesi günü, 10 Aðustos 1915 sabahý bu bölgede tekrar büyük bir çarpýþma olmuþtur. Bu arada Conkbayýrý’nýn bazý kýsýmlarýný iþgal eden Anzak askerlerine karþý yeni bir saldýrý yapýlarak geri püskürtülmüþlerdir. Anzak kuvvetleri bu hamlelerinde baþarýlý olsalardý bu kez 25 Nisan’da ele geçiremedikleri Conkbayýrý’ný alarak tabyalarý arkadan kuþatacak ve Çanakkale Boðazý’na inerek Ýtilaf Devletleri donanmasýna Ýstanbul yolunu açacaklardý.

Conkbayýrý Anýtý ve þehitliðinin bulunduðu tepede üçü yarým yuvarlak diðer ikisi de biraz daha ileride olmak üzere üzeri yazýlý beþ mermer anýt vardýr. Bunlardan birincisinin üzerinde;

“Mustafa Kemal Atatürk 25 Nisan 1915 sabahý Conkbayýrý’na doðru ilerleyen düþmana karþý 57.Piyade Alayý ile taarruza baþlarken “Ben size taarruzu emretmiyorum ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfýnda yerimize baþka kuvvetler baþka komutanlar kaim olabilir” emri yazýlýdýr.

Mustafa Kemal’in bu sözü üzerine harekete geçen askerler Anzaklarý Cesarettepe’ye kadar atmýþlardýr.

Buradaki ikinci anýtta þu sözler yazýlýdýr.

“10 Aðustos 1915 sabahý Türk karþý taaruzu siperler yakýn olduðundan süngü hücumu ile baþlamýþtýr. Düþman donanma topçusunun yoðun ateþi altýnda cehennemi bir hal alan Conkbayýrý’ndaki muharebeler sýrasýnda gözetleme yerinden bir an bile ayrýlmayan Anafartalar Grup Komutaný Alb. Mustafa Kemalin bir þarapnel misketi ile parçalanan cep saati hayatýný kurtarmýþ ve düþman bu taaruz sonunda Aðýlderesi’ne kadar geri atýlmýþtýr.”

Üçüncü anýttaki yazýt ise þöyledir:

“Düþman kuvvetlerinin,Gelibolu Yarýmadasýnýn en önemli bölgesi ve doruk noktasý olan Conkbayýrý’ný ele geçirerek Türk kuvvetlerini ikiye bölmek ve Çanakkale Boðazý’ný ele geçirmek amacý ile giriþtikleri devamlý saldýrýlarý kahraman Türk askerinin büyük cesaret ve gayretle yaptýðý savunma karþýsýnda baþarýsýzlýkla sonuçlanmýþtýr. Bu bölgede cereyan eden muharebelerde Türk ordusu 9200 þehit,düþman 12 000 kayýp vermiþtir.”

Þehitliðin yanýndaki iki anýttan birincisinde;

“Arýburun’daki düþman kuvvetleri, aldýklarý takviyeler ile daha da güçlenmiþ olarak 6 Agustos günü Conkbayýrý’na doðru yeniden taarruza baþlamýþlardýr. Gece gündüz aralýksýz devam eden kanlý muharebeler sonunda iki taraf da aðýr kayýplar vermiþ ve Türk askeri,düþmaný 9 Aðustos 1915 akþamý Conkbayýrý tepeler hattýna 25 m.mesafede durdurmayý baþarmýþtýr.”

Diðer anýt üzerinde;

“ 19 .Piyade Tümen K.Kur.Yarbay M.K.Atatürk 25 Nisan 1915 günü düþmanýn Arýburun’a çýkartma yaptýðýný öðrenince kendi inisiyatifi ile 57. Piyade Alayýný bölgeye sevk etmiþ,bu arada kýyý örtmesi yapan,cephanesi bitmiþ çok az sayýdaki ere yaptýklarý süngü hücumu ile kazanýlan zaman içinde yetiþen alaya mevzi aldýrarak,düþmaný Conkbayýrý’na ulaþmadan durdurmayý baþarmýþtýr” yazýlýdýr.

Atatürk Anýtý (Gelibolu)

Gelibolu Conkbayýrý’nýn en tepe noktasýnda, Yeni Zelandalýlar anýtýnýn karþýsýnda Atatürk Anýtý bulunmaktadýr. Atatürk’ün heykeli iki katlý bir platformdan sonra yukarýya doðru hafif daralan oldukça yüksek bir kaide üzerindedir. Kaidede Atatürk’ün 1934’de söylediði þu sözler yazýlýdýr:

“ Bu memleketin topraklarý üzerinde kanlarýný döken kahramanlar!Burada dost bir vatanýn topraðýndasýnýz. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler,Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasýnýz. Uzak diyarlardan evlâtlarýný harbe gönderen Analar! Göz yaþlarýnýzý dindiriniz. Evlâtlarýnýz bizim baðrýmýzdadýr. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardýr. Onlar, bu toprakta canlarýný verdikten sonra artýk bizim evlâtlarýmýz olmuþlardýr.” Mustafa Kemal - 1934

Atatürk’ün bu sözleri Avustralya’nýn Queensland þehrinde, baþkanlýðýný Alan J. Campbell’in yaptýðý komitenin yaptýrttýðý ve “Onur Çeþmeleri” adý verilen anýta, Türkçe ve Ýngilizce olarak madeni levha üzerine kazýnýp konulmuþtur. Onur Çeþmelerinin açýlýþý 1 Mart 1978’de Baþbakan J.Bjelke Peersen tarafýndan yapýlmýþtýr.


Atatürk’ün Saatinin Parçalandýðý Yeri Simgeleyen Anýt (Gelibolu)

Çanakkale Savaþlarý sýrasýnda, Conkbayýrý’nda bir þarapnel parçasý Atatürk’ün göðsündeki saate isabet ederek O’nu mutlak bir ölümden kurtarmýþtýr. Bu olayýn geçtiði yerde, bunun anýsýna bir anýt yapýlmýþ ve 25 Nisan 1993’te ziyarete açýlmýþtýr.

Emekli General Cemil Conk’un anlattýðýna göre; þiddetli top ateþi baþladýðýnda Atatürk birden elini göðsüne götürmüþ, o sýrada yanýnda bulunan Yarbay Servet Bey (Em.Tuð.Gen. Servet Yurdatapan) kan sýzýntýsýný görünce telaþlanmýþ bunun üzerine Atatürk elini dudaklarýna götürerek sus iþareti yaparak kimseyi telaþa vermemesini istemiþtir. Akþama doðru Mareþal Liman von Sanders’e kendi kumandasý altýnda yapýlan süngü hücumu hakkýnda bilgi verirken; ”Bütün cephe üzerinde piyademiz, Conkbayýrý’na týrmanmaya çalýþan düþmana benim iþaretimle süngü hücumuna geçti ve düþmaný denize kadar sürdü. Bu esnada benim göðsüme bir mermi parçasý isabet etti. Saatim kýrýldý. Bu saat benim canýmý kurtardý. Müsaade ederseniz bugünkü muvaffakiyetin hâtýrasý olarak bu saati size takdim edeyim” diyerek parçalanmýþ saati Liman von Sanders’e vermiþtir. O da ailesinin soyluluk armasýný taþýyan kendi saatini Atatürk’e uzatmýþ ve bugünün hatýrasýna kabul etmesini istemiþtir.

Liman von Sanders emekli olduktan sonra Münih’de yaþamýný sürdürmüþtür. Bir müddet sonra Milli Savunma Bakanlýðý Liman von Sanders’in ailesine bir mektup yazarak askeri müzeye konulmak üzere bu saatin iadesini rica etmiþler, ancak aile eve giren bir hýrsýz tarafýndan bu saatin çalýndýðý yanýtýný vermiþtir.

Anýt taþtan yuvarlak güllelerin üst üste konulduðu bir platform üzerine yerleþtirilmiþtir.


Kemal Yeri Anýtý ve Atatürk’ün Gecelediði yer (Gelibolu)

Çanakkale Savaþlarý sýrasýnda Conkbayýrý’nýn güneyinde Kocatepe Köyü ile Kanlýsýrt arasýnda kalan ve geniþ bir bölgeyi kontrol altýnda tutabilen yeri Mustafa Kemal 19.Tümen komuta yeri olarak kullanmýþ ve Arýburnu Savaþlarý’ný buradan yönetmiþtir. Atatürk’ün 10 Aðustos 1915 sabahý yapacaðý taarruz öncesi gecelediði yer bir tabela ile belirtilmiþtir. Selvi aðaçlarý arasýnda bulunan bu yer Conkbayýrý ile Kemal Yeri arasýndadýr. Kemal Yeri Abýtý’na da 750 m. uzaklýktadýr.

Þevket Süreyya Aydemir’den öðrenildiðine göre; 10 Mayýs 1915’te buradaki bir çukurda harita üzerinde arazi incelemesi yapan Mustafa Kemal’e o zamanki 3.Kor.Kur.Bþk.Kur.Yb.Fahrettin Bey (sonradan Gnr.Fahrettin Altay) orada ne yaptýðýný sormuþ, Mustafa Kemal de bölgeyi incelediðini ve bulunduðu yerin ismini araþtýrdýðýný söylemiþtir. Bunun üzerine Fahrettin bey “Mademki bir isim bulamadýn buranýn ismi Kemal Yeri olsun” diyerek buraya tarihi ismi vermiþtir.

Kemal Yeri’ne 1982 yýlýnda bir anýt yapýlmýþ ve anýtýn üzerine Atatürk’ün þu sözleri yazýlmýþtýr:

“ Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki,bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adým geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanýn, bu dinlenmeden yalnýz benim deðil, bütün milletimizin sonsuza kadar yoksun kalmasýna neden olacaðýný hepinize hatýrlatýrým” M.Kemal Atatürk .


Hastane Bayýrý Þehitliði ve Anýtý (Eceabat)

Eceabat Ýskelesine 1 km. uzaklýkta Hastane Bayýrýnda bulunan þehitlik, savaþ sýrasýnda burada kurulmuþ olan seyyar hastaneye getirilen yaralýlardan hayatlarýný kaybedenlerin gömüldükleri yerdir.

Etrafý alçak bir duvarla çevrili þehitliðin demir parmaklýklý kapýsýndan içeriye girilince çimenler üzerinde üzerleri bayrak þeklinde yapýlmýþ çoðunun adý bilinmeyen þehit mezarlarý vardýr. Merdivenle çýkýlan yüksek mermer bir platformun üzerindeki obelisk þeklindeki anýtýn üst tarafýnda ay-yýldýz bulunmaktadýr. Obeliskin alt tarafýndaki yazýtta þunlar yazýlýdýr:

“Birinci Cihar Harbinde burada Tanrýsýna kavuþan ulu þehitlerimizin ruhuna el-fatiha 1331-1333 (1915-1917)” .

3 Kasým 1914’de Seddülbahir Batarya komutanlýðý yapan Gazi Yzb.Þemsettin Çamoðlu da öldükten sonra kendi vasiyeti üzerine buraya gömülmüþtür.


Hasan - Mevsuf Anýtý Top Bataryasý ve Þehitliði (Merkez)

Çanakkale Boðazý’nýn Anadolu yakasýnda, Eski Çanakkale-Ýzmir yolu üzerindeki Kepez Köyü yakýnlarýnda Hasan Mevsuf Anýtý ve Þehitliði bulunmaktadýr. 18 Mart 1915’de buradaki denize hakim tepenin yamacýnda 2 tane 15’lik ve 3 tane de 5’lik topun bulunduðu topçu bataryasýnýn kumandan ve erlerinin þehit olduklarý bu yere yapýlmýþ olan anýttýr.

Siyah mermer bir kaide üzerinde yukarýya doðru daralan, üzerine tunçtan bir top mermisi konmuþ dört köþe bir anýttýr. Bu anýtýn üzerindeki yazýtta þunlar yazýlýdýr:

“ 22 düþman harp gemisinin zorladýðý Çanakkale Boðazý Türk azmi karþýsýnda geçilemedi. O gün 18 Mart 1915, Türk zaferinin üstün baþarýsýný bu topçu bataryasý göstermiþtir. Burada o gün yurdu için savaþýrken þehitlik mertebesine yükselen batarya Komutaný Ütgm.Hasan ile Tk. K. Tðm.Mevsuf ve dört er yatmaktadýr.”

Batarya Komutaný Ütgm.Hasan Bey için 18 Mart 1915 sabahý, Ýstanbul’dan Çanakkale Müstahkem Mevkii komutanlýðýna bir kýzýnýn dünyaya geldiðini bildiren telgraf gelmiþtir. Bu telgrafý alan Cevat Paþa bataryaya gelmiþ ve Ütðm.Hasan’a :“Bir kýzýn dünyaya geldi. Allah baðýþlasýn, izinlisin” demiþtir. Hasan Bey ise “Komutaným, vatan daha mukaddes, gidemem. Ýsmini Didar koysunlar” cevabýný vermiþ ve ayný gece bütün batarya ve Hasan Bey gemilerden atýlan toplarla þehit olmuþtur.

Anýttan 150 m. kadar ileride denize hakim tepenin yamacýndaki küçük þehitlikte burada þehit olan 6 subay ve erin mezarlarý bulunmaktadýr. Etrafý alçak muntazam bir duvarla çevrili þehitliðin kapýsýna dört basamakla çýkýlmakta olup, kapýnýn iki tarafýna madenden birer top mermisi yerleþtirilmiþtir.


Kumkale Þehitliði (Merkez)


Çanakkale/ Ýntepe yakýnlarýndaki Kumkale Þehitliði 25 Nisan 1915 sabahý Anadolu sahiline çýkan düþman kuvvetlerine karþý koyan ve 28-30 Nisan’da denizden açýlan ateþ sonucu hayatlarýný kaybeden 14. batarya personeli için 1983’te yapýlmýþtýr.

Alçak bir duvarýn çevrelediði þehitliðin içindeki temsili yapýlmýþ mermer mezar taþlarýnda burada þehit olanlarýn isimleri yazýlýdýr.


Gözetleme Tepe Þehitliði ve Anýtý (Gelibolu)

Behramlý’dan Saros Körfezi’ne doðru giderken Alçýtepe’den sonra Çam aðaçlarý içinde Saros Körfezi’ne hakim Gözetleme Tepesi denilen yerdedir.

1939’da yapýlan üç katlý, yukarýya doðru katlarý küçülen beyaz renkte bir anýttýr. Bunun yanýnda sanduka biçiminde isimleri bilinmeyen üç þehidin mezarlarý yan yanadýr.

Yahya Çavuþ Þehitliði ve Anýtý (Gelibolu)

Ertuðrul Koyu’na hakim bir tepede bulunan Yahya Çavuþ Þehitliði ve Anýtýnýn bulunduðu yerde 25 Nisan 1915’te Ertuðrul Koyu’a çýkartma yapan Ýtilaf Kuvvetlerinin 3. Alayýna karþý 26.Alay 3.Tb.10.Bölüðünün 21.Takýmýndan olan, Ezineli Yahya Çavuþ 63 askeri ile savaþmýþtýr. Sabah gün aðarmasýndan batýmýna kadar üç alaya karþý kahramanca dövüþerek þehit olmuþlardýr. Ýngilizlerin Aytepe’yi ele geçirmelerinin ardýndan süngü hücumuna kalkan Yahya Çavuþ ve askerleri burada Ýngiliz hücumunu geciktirmiþ ve savaþýn geleceði üzerinde büyük rol oynamýþtýr. Bu çatýþmadan Yahya Çavuþ ve birkaç askeri sað çýkabilmiþtir.

Bu olayýn anýsýna, Ertuðrul koyuna hakim bir tepede yapýlan anýtta, mermer bir kaide üzerinde Yahya Çavuþ iki yanýnda ellerinde bayrak ve tüfek tutan iki askerin arasýnda canlandýrýlmýþtýr. Mermer kaide üzerindeki plakette ise Yahya Çavuþ’un adý yazýlýdýr.

Çanakkale Þehitler Abidesi ve yanýndaki Þehitlik (Eceabat)

Gelibolu, Seddülbahir’in 3 km. kuzeydoðusunda, Morto Koyu’nun doðusunda denize hakim Eski Hisarlýk Tepe’nin sýrtýnda Ömer Kaptan tepe’si üzerinde yer alan bu anýt bütün Çanakkale Savaþlarý þehitlerinin anýsýna yapýlmýþtýr. Bu anýt, Çanakkale Savaþlarý’nda þehit düþen 253.000 þehidi simgeleyen anýtlarýn en görkemlisidir.

Çanakkale þehitleri anýsýna ilk olarak anýtýn yapýlmasý için Alçýtepe düþünülmüþ ve planlanmýþ, ancak arazinin bozukluðu ve denize uzak oluþundan ötürü bundan vazgeçilmiþ ve bugünkü yerine yapýlmýþtýr. Ýlk kez bu anýtýn yapýlmasý 1944’te kararlaþtýrýlmýþ ve ayný yýl bir yarýþma açýlmýþtýr. Yarýþmayý Y. Mimar Doðan Erginbaþ ve Y.Mimar Ýsmail Utkualan’ýn hazýrladýðý proje kazanmýþ, anýtýn yapýmýna 19 Nisan 1954’te baþlanmýþ ve 21 Aðustos 1960’ta tamamlanarak açýlmýþtýr.

Anýt 25.00x25.00 m. ölçüsünde bir kaide üzerine 41.70 m. yüksekliðinde dört ayak üzerine oturtulmuþtur. Buradaki ayaklar 7.50x7.50 ölçüsünde, 10’ar m. aralýklý olup, giriþte 30.00x30.00 m.lik bir onur holü bulunmaktadýr. Anýtýn ayaklarý üzerinde bulunan rölyefler Kültür Bakanlýðý’nca yaptýrýlarak 27 Kasým 1999’da açýlmýþtýr. Anýt, son derece güzel bir ýþýklandýrma sistemine sahiptir. Bahçesinde bulunan direk yekpare bronzdan olup 25 m. yüksekliðindedir. Bu direk ABD’de yaþayan Nazmi Celal (William Johnson) tarafýndan hediye edilmiþtir. Anýtýn tümü 625 km.lik bir alaný kaplamaktadýr.


Anýtýn orta yerindeki taþ blok burada þehit düþmüþ askerlerin toplu mezarlarýný sembolize etmektedir. Bunun üzerinde Mehmet Akif’in Çanakkale Þehitleri için yazdýðý þiirin ilk mýsrasýna yer verilmiþtir. Ayrýca anýtýn altýnda Çanakkale Savaþý eserlerinden oluþan bir müze açýlmýþtýr. Bu müzede savaþ alaný kroki ve haritalarý ile savaþta kullanýlmýþ mermiler, dürbünler, Anzaklara ait mektuplar, içki, ilaç, karavana kaplarý, sigara tabakalarý ve bazý savaþ araç ve gereçleri sergilenmektedir. Bunlar arasýnda her iki tarafýn birbirlerine açtýklarý ateþ sýrasýnda havada çarpýþan mermiler ile kemiklere saplanmýþ mermi ve þarapnel parçalarý bulunmaktadýr.

Çanakkale Þehitler Anýtý’nýn yanýnda Mayýs 1992’de yapýmý tamamlanmýþ bir þehitlik bulunmaktadýr. Burada üstlerine ay yýldýz konulmuþ, isimleri tespit edilebilen 100 subay ve 398 erin isimleri yazýlýdýr.

Alçýtepe Garnizon Anýtý (Gelibolu)

Gelibolu, Alçýtepe köyü giriþindeki askeri birliðin içerisinde yer alan bu anýt, yukarýya doðru küçülen üç merdivenle çýkýlan küçük bir platformun üzerindedir. Mermerden yapýlmýþ olan anýtta kare çerçeve içerisinde bronzdan Atatürk’ün büstü ve onun altýnda Atatürk’ün þu sözleri yazýlýdýr:
”Vahdette ve emelde ýsrar eden millet maðrur ve mütecaviz düþmaný gurur ve tecavüzünde nadim Kýlar.” K.Atatürk


Mareþal Fevzi Çakmak Anýtý ve Harp Karargahý (Gelibolu)

Gelibolu Alçýtepe Köyü’nün 2.70 km. doðusunda Mareþal Fevzi Çakmak Anýtý bulunmaktadýr. Çanakkale Savaþlarý’nda 5.Kolordu komutaný olan Mareþal Fevzi Çakmak anýsýna 1941’de yapýlmýþtýr.

Pembe renkli mermerden kare bir kaide üzerinde yukarýya doðru daralan küçük bir sütunun üzerinde bir top mermisi dikine olarak yerleþtirilmiþtir. Bu anýtýn 300 m. uzaðýnda ise, Mareþal Fevzi Çakmak’ýn savaþ karargâhýnýn yerini belirten bir anýt dikilmiþtir. Bu anýt beyaz mermerden olup, beyaz mermerden kare bir kaide üzerinde ikinci bir kare kaide ve onun üzerinde de yukarýya doðru daralan bir dikili taþ þeklindedir. Anýtýn tümü alçak bir duvarla çevrilmiþtir.


Son Ok Anýtý (Gelibolu)

Gelibolu, Alçýtepe Köyü’nün 500 m.batýsýnda alçak bir duvarla çevrelenmiþ bir alanýn ortasýna üç katlý beyaz mermerden bir anýt yapýlmýþtýr. Kare kaide üzerinde yükselen dikdörtgen anýtýn yan yüzleri þehit Mehmetçiklerin kanlarýný sembolize etmek için kýrmýzý renge boyanmýþtýr. Anýtýn üzerinde ay yýldýz, altýnda dikdörtgen bir çerçeve içerisinde, elinde silahý ile Mehmetçik röliyefi bulunmaktadýr. Bunun altýndaki kitabede ise;

“120 mm.lik Muhasara Bataryasý bu mevziden düþmaný süngü hücumu ile attý ve III. Kirte (Alçýtepe) Zaferini saðladý. 7 Haziran 1915” yazýlýdýr.

Anýtýn iki yanýna uçlarý yukarýya doðru olmak üzere iki top mermisi yerleþtirilmiþtir.


Nuri Yamut Anýtý (Gelibolu)

Alçýtepe Köyü’nün 2,5 km. batýsýnda, Zýðýndere Vadisi’nin üstünde, Saroz Körfezi’ne hakim Silahendaz yamacýnda, 28 Haziran 1915 de Zýðýndere Savaþý’nda þehit düþen askerlerin anýsýna Gelibolu II. Kolordu Komutaný Nuri Yamut tarafýndan yaptýrýlmýþtýr.

Onbaþý Seyit Anýtý ve Rumeli Mecidiye Bataryasý (Gelibolu)

Gelibolu, Kilitbahir yakýnýnda Mecidiye Þehitliðinin karþýsýnda bulunan alandaki bu anýt, Seyit Onbaþý’nýn anýsýna yapýlmýþtýr. Mermer bir kaide üzerine 275 kg.lýk bir mermiyi taþýyan Seyit Onbaþý’nýn bronz heykeli yerleþtirilmiþtir.

Seyit Onbaþý Edremit’in Havran-Çamlýk Köyü’nde 1889 yýlýnda dünyaya gelmiþ, 1909’da askere alýnmýþtýr. Askerliðinin 6.yýlýnda Gelibolu Mecidiye Bataryasýnda topçu eri iken Queen Elizabeth ve Ocean zýrhlýlarýnýn açtýðý ateþ sonucu açýlan çukura baþ aþaðý beline kadar gömülmüþtür. Yanýndaki sýhhiye eri Onu bacaklarýndan çekerek kurtarmýþtýr. O sýrada bataryada bir tane top ve birkaç topçu eri hayatta kalmýþtýr. Gemilerin ateþi devam etmekte iken topun mermiyi kaldýracak olan ****forasý (vinci) isabet aldýðý için parçalanmýþtýr. Bunun üzerine Seyit Onbaþý, 276 kg.lýk mermiyi arkadaþý Niðdeli Ali’nin yardýmý ile sýrtlamýþ ve bu þekilde topun altý basamaðýný çýkarak mermiyi topa sürmüþ ve ateþlemiþtir. Bu atýþla Ocean’a isabet eden mermi gemiyi hareketsiz býrakmýþ ve bir süre sonra da Ocean batmýþtýr. Bundan sonra Türk Müstahkem Mevkileri Komutaný Miralay Cevad Bey (Alb.Cevat Çobanlý) eliyle Ona onbaþý rütbesini takmýþtýr.

Seyit Onbaþý Kurtuluþ Savaþý’na katýlmýþ ve yaralanmýþtýr. Savaþtan sonra Havran’da bir yað fabrikasýnda hamallýk yaparken 50 yaþýnda zatürreeden ölmüþtür. Bugün doðduðu köye, Havran’daki ilkokula ve bir sokaða Onun ismi verilmiþtir. Havran’da top mermisini taþýrken temsil edilen bir heykeli bulunmaktadýr.

Mecidiye Bataryasýnýn bulunduðu yerde o günün anýsýna mermerden bir kaide üzerinde dikdörtgen þeklinde yukarý yükselen Mecidiye Anýtý bulunmaktadýr.


Mehmet Çavuþ Anýtý (Gelibolu)

Gelibolu Arýburnu, Cesaret Tepe üzerinde; sayýca üstün Anzak kuvvetlerine karþý savunmasýný gösteren ve onlara tepeyi vermeyen Mehmet Çavuþ ve takýmýnýn anýsýna bir anýt yapýlmýþtýr. Bu nedenle de bulunduklarý tepeye “Cesaret Tepe” ismi verilmiþtir. Mehmet Çavuþ’ýn yakýn dövüþte süngüsü kýrýlmýþ, taþ ve yumrukla karþý koyarken de þehit düþmüþtür.

Mehmet Çavuþ Anýtý kare bir kaide üzerine, 3.10 m. yüksekliðinde dört köþe bir sütundur. Kitabesindeki çapraz konmuþ iki kýlýcýn üzerinde de Mehmet Çavuþ’un ismi yazýlýdýr.

Kanlý Sýrt Anýtý (Gelibolu)

Gelibolu Yarýmadasý’nýn en dar yerinde, Kabatepe ile Conkbayýrý arasýnda kalan kanlýsýrt’ýn doðu ucunda Kanlýsýrt Anýtý bulunmaktadýr. Buradaki Anzak ve Türk siperleri birbirlerine çok yakýn olduklarýndan ötürü ölülerin siperden çýkartýlýp gömülmesi olanaksýzlaþmýþtý. Bu nedenle de burada dökülen kanlardan ötürü Kanlýsýrt ismi verilmiþtir.

Anýt yarý konkav þekilde köfeki taþýndan levha halinde yapýlmýþtýr. Bu anýtýn üzerinde;

“Anzak Kolordusu 6-7 Aðustos 1915’de Anafartalar bölgesine çýkartma yapan 9.Ýngiliz Kolordusunun hedefine ulaþmasýný kolaylaþtýrmak amacýyla 19. ve 16. Tümenlerin savunduðu Arýburun cephesindeki Türk kuvvetlerini yerinde tutmak için taarruz etti. 16. Tümen birlikleri çok çetin geçen çarpýþmalarda 1520 þehit,4750 yaralý vermesine raðmen kanlý sýrtý kahramanca savundu” yazýlýdýr.

Kanlýsýrt’ýn bitiminde saðdaki Ýngiliz Mezarlýðýnýn kenarýnda bir kanal görülmektedir. Deniz tarafýndan çýkartma yapan askerlerin kazdýklarý bu tünel fark edildiðinde patlatýlarak düþmanýn çýkýþýna mani olunmuþtur

Mehmetçiðe Derin Saygý Anýtý (Gelibolu)

Gelibolu’da Kanlýsýrt’a çýkan düzlükte kucaðýnda yaralý Ýngiliz askerini taþýyan Mehmetçik’in mermer bir kaide üzerinde bronzdan yapýlmýþ bir heykeli bulunmaktadýr. Bu anýt 1995 yýlýnda yapýlmýþtýr.

Çanakkale Savaþlarý’nda Kanlýsýrt’ta birbirlerine yakýn siperlerde yoðun ateþ devam ederken bir Anzak subayý kendi siperlerinin önüne yaralý olarak düþmüþ ve acý içerisinde kývranmaktadýr. Ateþ devam ettiðinden Anzaklar kendi subaylarýna yardým edememiþlerdir. Bu sýrada Türk siperlerinden beyaz bir mendil sallanmýþ ve ateþ kesilmiþtir. Siperden çýkan bir Türk askeri yaralý Anzak subayýna doðru giderek onu kucaklamýþ ve Anzak siperlerine býraktýktan sonra tekrar yerine dönmüþtür. Ardýndan ateþ devam etmiþtir. Bu olayýn geçtiði anda sonradan Avustralya Genel Valisi olan Ütgm. Lord Casey de o siperlerde bulunuyordu. Lord Casey anýlarýnda bu olayý þöyle anlatmýþtýr:

“ Biz Çanakkale yarýmadasýndan Türklerle savaþarak ve binlerce insanýmýzý kaybederek Kahraman Türk milletine ve onun eþsiz vatan sevgisine duyduðumuz büyük takdir ve hayranlýkla ayrýldýk. Bütün Avustralyalýlar Mehmetçiði kendi evlatlarý gibi sever onun mertliði vatan ve insan sevgisi siperlerdeki dayanýlmaz heybeti ve cesareti bütün Anzaklýlarý hayran býrakan yurt sevgisi insanlýðýn örnek alacaðý büyük hasletlerdir. Mehmetçiðe minnet ve saygýlarýmla”.


Kabatepe Arýburnu Sahil Anýtý (Gelibolu)

Conkbayýrý’ndan, Kabatepe sahiline inildiðinde deniz tarafýndaki küçük bir tepenin üzerinde mermerden, konkav þeklinde bir kitabe görülmektedir. Bu kitabede ;

“ 27. Piyade Alayý’nýn 8.Bölüðünden 1.Takým,25 Nisan günü sabaha karþý Arýburun kýyýlarýna çýkan Anzak Kolordusunun 1.500 kiþilik ilk kademesine aðýr kayýplar verdirerek kýyýnýn dik yamaçlarýna sýðýnmak zorunda býrakmýþtýr. Ýþte bu anýt o kahraman takýmýmýzýn anýsýna dikilmiþtir . Tk. Komutaný Atðm. Muharremdir.”


Damakçýlýk Bayýrý Anýtý ( Gelibolu )

Gelibolu’da Anzak Koyu ile Anafartalar arasýndaki yamaçta mermer üzerine yazýlmýþ bir yazýt bulunmaktadýr. Bu kitabede;

“ Anafartalar Grup K.Alb.Mustafa Kemal 7.Tümeni 9 Aðustos 1915 günü Damakçýlýk Bayýrýna taaruz ettirerek Anzak kolordusunun,9.Ýngiliz Kolordusu ile iþbirliðini ve Kocaçimentepe yönünde belirecek tehlikeyi önledi.”


Yusufçuk Tepe Anýtlarý (Mestantepe) (Gelibolu)

Gelibolu Conkbayýrý’nýn kuzeyinde Küçükanafartalar köyü yakýnýnda 70 m.yüksekliðindeki Tusufçuk Tepe’de Yusufçuk Tepe Anýtlarý bulunmaktadýr.

Çanakkale Savaþlarý sýrasýnda Anzaklar 9-10 ve 21 Aðustos 1915’te bu tepeyi almak için uðraþmýþlar ancak, büyük bir direniþle karþýlaþmýþlardýr. Burada yapýlan savunma ile Büyükanafartalar yolu Anzaklara kapatýlmýþtýr. Yusufçuk tepe’de yapýlan bu savaþ sonunda Anzaklar 5.300, Türkler de 2.600 kayýp vermiþlerdir.

Yakýnýnda Ýngiliz mezarlýðýnýn bulunduðu bu tepede Conkbayýrý’nda olduðu gibi konkav mermerden üç anýt bulunmaktadýr. Bunlardan birincisinin üzerinde;

“Arýburun cephesindeki Türk kuvvetlerini kuþatmak için 7 Aðustos 1915 günü Anafartalar limanýna çýkan düþman kuvvetleri zayýf gözetleme birlikleri karþýsýnda Ýsmailoðlu ve Yusufçuk tepelerine kadar ilerledilir.”

Ýkinci anýttaki kitabede;
Anafartalar Grubu Komutaný albay M. Kemal’in komutasýndaki Türk kuvvetleri 9-12 Aðustos 1915’te, I.Anafartalar Muharebesi’nde düþman kuvvetlerini yenerek ,onlarý Kireçtepe ve Mestantepe hattýna attý.”

Üçüncü anýttaki kitabede;
Ýki tarafýn daha büyük kuvvetleriyle 21-22 Aðustos 1915 günü yapýlan II. Anafartalar Muharebesi sonunda düþmanýn Sivritepe ve Mestantepe hattýnda taarruz gücü kýrýldý. Bu muharebelerde Türkler 8.155 þehit,düþman ise 19.850 kayýp verdi.” Yazýlýdýr.


Kireçtepe Anýtý (Gelibolu)

Gelibolu’da Anafartalar’dan Saros Körfezi’ne doðru giden yol üzerinde, Anafartalar’a 20 km. uzaklýkta, mermi kovanlarý ile çevrelenmiþ, þehit mezarlarýnýn yanýnda Kireçtepe Anýtý bulunmaktadýr. Bu anýttaki taþtan konkav kitabede;

“ 6-8 Aðustos 1915’te Gelibolu ve Bursa Jandarma Taburlarýnýn kahramanca çarpýþan üç bölüðü,iki tugay gücüne ulaþan Ýngiliz kuvvetlerini Karakol Daðý ve Kireçtepe’de durdurup Anafartalar grubunun kuzey yanýný korumuþtur.” Yazýlýdýr.


Büyük Kemikli Anýtý (Gelibolu)

Gelibolu’dan Kireçtepe’ye giden yolun yakýnýnda Büyük Kemikli Anýtý bulunmaktadýr. Bu anýtýn kitabesinde:

“ 1915 yýlýnýn 25 Nisan sabahý Arýburun’a, 6-7 Aðustos gecesinde Anafartalar limanýna çýkan düþman kuvvetleri aylar süren muharebelerden sonra Gelibolui yarýmadasýndaki Türk savunmasýnýn geçilemeyeceðini anlayarak 20 Aralýkta bu cepheleri boþalttý." Yazýlýdýr.



Namazgah Þehitliði (Biga)

Biga ilçesinin Hamdibey Mahallesi’nde 1915’te Biga’da 1.850 yataklý Harp Hastanesi’ne aðýr yaralý olarak getirilirken þehit olan 173 subay ve erin mezarlarý bulunmaktadýr.

Þehitliðin etrafý alçak bir duvarla çevrili olup mezarlarýn baþ taþlarý Çanakkale Savaþý’ndaki askerlerin giydiði “kabalak” denilen þapkalarý þeklinde yapýlmýþtýr. Bu anýtta:

“Bu makbere 1914 senesinde harpte tahur olan Harb-i Umuminin Çanakkale Savaþ Meydanýnda yaralanmýþ ve nakil eyledikleri Biga Harp Hastahanesinde ve asýl karabý yezdan olmuþ 173 er konmuþtur. Zahir-Sen bugünkü hayat ve saadetini bu mübarek þehitlere medyunsun. Minnet borcunu unutma 1914 canlarý pahasýna bizlere bu vatan topraklarýný armaðan eden kahraman þehitlerimizin ruhlarý þadolsun.” Yazýlýdýr.



Lone Pýne Anýt ve Mezarlýðý (Tek Çam Anýtý) (Gelibolu)

Gelibolu Kanlýsýrt’ta, burada bulunan tek çam aðacýndan dolayý Tek Çam Anýtý isimi ile de adlandýrýlan bu þehitlik, yarýmadanýn en büyük Avustralya Anzak mezarlýðý olup kilise þeklindedir. Bu anýta Tek Çam denilmesinin nedeni 6.Aðustos.1915’te bu sýtlarý ele geçiren Anzaklar bir tek çam aðacý ile karþýlaþmýþlardýr. Tepeyi savunan Türkler siper hazýrlamak ve gözetleme ile ateþ sahasýný daha iyi konuma getirebilmek için aðaçlarý kesmiþ ve bir tek çam býrakmýþlardýr. Arýburnu Savaþlarý’na katýlan bir askerin “Tek Çam” ismi ile bestelediði bir þarký Ýngiliz askerleri tarafýndan çok sevilmiþtir.

Tek Çam Anýtýnda 4.228 Avustralya, 708 Yeni Zelanda askeri temsil edilmektedir. Mezarlýkta ise kimliði belirlenememiþ 1.167 kiþinin mezarý bulunmaktadýr. Anýtýn yüksekliði 16 m.dir. Savaþa katýlan bütün subay ve erlerin isimleri, mezarlarý bulunamamýþ olanlar da dahil olmak üzere anýtýn kaidesindeki mermer kitabede yazýlýdýr.


Helles Anýtý (Gelibolu)

Batý kaynaklarýnda Gelibolu Yarýmadasý’nýn uç kýsmýna, bugünkü Seddülbahir bölgesine Hellespoint ismi geçmektedir. Grek mitolojisine göre Kral Athamas’ýn kýzý Helen altýn post üzerinde Kafkasya’ya gitmek için boðazý geçerken düþüp boðulmuþ ve bu yüzden de buraya Helespoint ismi verilmiþtir. Çanakkale Boðazý’nýn giriþinde bulunan Ýngiliz anýtý bu nedenden ötürü Helles Anýtý ismini almýþtýr. Bu anýt Ýngilizlerin (18.905) Avustralyalý (248) Hintli (1.530) Gelibolu’da kaybettiði 20.763 askerini temsil etmektedir.

Ýngilizlerin 29.Kraliyet Deniz Tümeninin karaya çýktýðý Teke Koyu’na hakim Gözcü Baba Tepesi üzerindeki bu anýt 36 m. yüksekliðinde olup, iki kademeli bir kaide üzerine kesme taþtan yapýlmýþtýr. Anýtýn projesini J.Burnet yapmýþtýr. Anýtýn üzerinde bir de kitabe bulunmaktadýr.

Yeni Zelanda Anýtý ve Þehitliði (Gelibolu)

Gelibolu Conkbayýrý’ndaki Yeni Zelanda (Anzak) Anýtý burada ölen 4.223 Avustralyalý, 709 Yeni Zelandalý askerin anýsý için dikilmiþtir. Çanakkale Savaþlarý’nýn en þiddetli geçtiði bu yere 25 Nisan 1915’te Anzaklar çýkarma yapmýþ ve çevreyi ele geçirmiþlerdir. Ancak kýsa bir süre sonra Türkler buraya yeniden hakim olmuþlardýr. Buradaki Türk siperleri 6 Aðustos 1915’te beþ gün beþ gece süren þiddetli bir bombardýmanýndan sonra Anzak tugayýnýn eline geçmiþtir.

Yeni Zelanda Anýtýnýn önündeki kapýdan küçük bir þapele girilmektedir. Bu kapýnýn üzerinde taþ rölyef halinde büyük bir haç yapýlmýþtýr. Anýt Lone Pine Anýtý gibi çan kulesi þeklinde kesme taþtan çok köþeli bir anýttýr.
Çanakkale Savaþlarý’nýn en þiddetli geçtiði bu yer bölgenin en büyük Anzak þehitliði olup, her yýl 24-25 Nisan günü Avustralya ve Yeni Zelandalýlar tarafýndan ziyaret edilmekte ve törenler düzenlenmektedir.

Fransýz Anýt ve Mezarlýðý (Gelibolu)

Gelibolu’da Hamzakoy’a karþý Morto Koyu’nun kuzeyindeki yamaçta Keþan Caddesi üzerinde Fransýz Mezarlýðý bulunmaktadýr. Bu mezarlýk geniþ bir avlu ve avlu bitimindeki çan kulesi þeklindeki bir anýt ve Fransýz þehitlerinin mezarlarýndan oluþmaktadýr. Mezarlýk 1854 Kýrým Savaþý sýrasýnda ölen Fransýz askerleri için yapýlmýþtýr.Mezarlarýn ****l haçlarý ortasýndaki kare plaketlere ölenlerin isimleri yazýlmýþtýr. Burada 3.236 mezar bulunmaktadýr. Mezarlýktaki anýtýn kaidesine Victor Hugo’nun bir mýsraý yazýlýdýr:

“Zafer ebedi Fransa’mýza
Övgüler onun için ölenlere
Þehitlere,kahramanlara,güçlülere
Onlardan ilham alanlara
Ve yaþadýklarý gibi ölecek olanlara”

Kýrým Savaþý’nda Osmanlýlar ile birlikte müttefik olan Fransýz ve Ýngilizler Gelibolu’ya asker çýkarmýþ ve Trakya üzerinden Kýrým’a gitmiþlerdir. Mezarlýðýn alt bölümündeki küçük bir bina içerisinde savaþta ölmüþ Fransýz askerlerinin kemikleri bulunmaktadýr. Fransýz mezarlýðý Ýstanbul Fransýz Baþkonsolosluðunun kontrolü altýnda bulunmaktadýr.


V.Beach Mezarlýðý (Gelibolu)

Gelibolu Ertuðrul Koyu’ndaki yamacýn önünde bulunan bu mezarlýk, savaþta burada ölen Ýngiliz askerlerine aittir. Ýngilizler burada ölen askerleri için bu mezarlýðý yaptýrmýþ ve koya da V.Beac ismini vermiþlerdir.
Çanakkale savaþlarý sýrasýnda karadan buraya geçemeyeceðini anlayan Ýngilizler Ertuðrul Koyu’na çýkartma yapmýþlardýr. Ýngilizler 26.Alayýn 3.Taburunun direniþi ile karþýlaþmýþlar 48 saat boyunca 12 Ýngiliz taburu ve onlarý denizden destekleyen 10 savaþ gemisine raðmen Ýngilizler yerlerinde kalarak ilerleyememiþlerdir.


Lancashire Landing Mezarlýðý (Gelibolu)

Gelibolu Teke Koyu’ndaki dere boyundan 500 m. içeride, Karacaoðlan Tepesi’nin doðu yamacýnda Ýngilizlerin Lancashire Landing Mezarlýðý bulunmaktadýr.


Pink Farm (Pembe Çiftlik) Mezarlýðý (Gelibolu)

Gelibolu Teke Koyu’ndan 500 m. içeride Pink Farm Mezarlýðý bulunmaktadýr. Çanakkale Savaþlarý’nda Ýngilizler Teke Koyu’na yaptýklarý çýkarmada büyük bir direniþle karþýlaþmýþlardýr. Ýngilizlerin 4 taburu burada 25 Nisan 1915 sabahý 26.Alayýn 12.Bölüðü tarafýndan 48 saat boyunca durdurulmuþtur. Bu çýkarma sýrasýnda Ýngilizler de büyük kahramanlýk göstermiþ, altý Ýngiliz askerine “Victoria Cross” niþaný verilmiþtir. Ýngilizlerin “W.Beach “ adýný verdikleri bu yerde ölenler için bu mezarlýk yaptýrýlmýþtýr.


Baby 700 Anzak Þehitliði (Gelibolu)

Kýlýçbayýrý tepesindedir. Beyaz kesme taþtan alçak ve kademeli ,üzerinde haç olan bir küçük anýttýr. Ön tarafýndaki çimenlerin üzerindeki mermer plaketli mezarlarda þehitlerin isimleri ve doðum tarihleri yazýlýdýr.


Canterbury Mezarlýðý (Gelibolu)
Arýburnu yolunun doðusunda bulunan Ýngiliz mezarlýðýdýr.


Outpost Mezarlýðý (Gelibolu)
Suvla yolunun doðusunda, Þapka Tepe’nin eteðindedir,


Embarkation (Tahliye Ýskelesi) Mezarlýðý (Gelibolu)
Suvla yolunun batýsýnda Çatlak Derenin aðzýndadýr.


Hill 60 Mezarlýðý (Gelibolu)
Bomba Tepe’nin güneybatýsýnda,Tahliye Ýskelesi yakýnýndadýr.


Hemþire Erika’nýn Mezarý (Eceabat)

Çanakkale Savaþýnda 26 Eylül 1915’te ölen Alman Hemþire Erika’nýn mezarý Yalova Köyü mezarlýðýndadýr. Hemþire Erika’nýn mezarýnýn etrafý demir parmaklýkla çevrili olup, üzerinde Türkçe ve Almanca kitabesi bulunmaktadýr:
“Ýfayý vazife esnasýnda Türk yaralýlarý tedavi ederken top mermisi ile ölen Doktor Ragýp Bey’in ebedisi Alman Madam Hemþire Erika. 26 Eylül 1915.”

Kalafat Mehmet Paþa Mezarý (Gelibolu)

Sadrazam Kalafat Mehmet Paþa’nýn mezarý Gelibolu’da Fener Meydaný’ndadýr. Kalafat Mehmet Paþa Yeniçeri Aðasý iken 1778’de Sadrazam olmuþ, bir yýl sonra da görevden alýnarak Bozcaada’ya sürülmüþtür. Bir süre sonra Hanya Muhafýzlýðýna tayin edilmiþse de görevden affýný ve Gelibolu’ya yerleþmek için izin istemiþtir. Halil Hamid Paþa’nýn sadrazamlýðý sýrasýnda vezirlik rütbesi ile Belgrat Muhafýzlýðýna gönderilmiþtir. Daha sonra emekliliðini isteyerek Gelibolu’ya yerleþmiþtir. Burada 1782 yýlýnda ölmüþ ve Gelibolu’da gömülmüþtür.




Emir Ali Baba Mezarý (Gelibolu)

Emir Ali baba’nýn mezarý Hamzakoy’da Sinan Paþa Türbesine 150 m. uzaklýkta yol kenarýndadýr. Emir Ali, Osmanlýnýn ilk Kaptan-ý Deryalarýndan ve Orhan Gazi'nin komutanlarýndan olup, Ýmralý adasýný fethetmiþtir. Bundan dolayý adanýn ismi de Emir Ali’dir. Emir Ali ismi zamanla Ýmralý’ya dönüþmüþtür.

Türbe dört köþe kare planlý olup, ön kýsmýnda yere kadar uzanan demir parmaklýklý bir penceresi vardýr. Bu pencere üzerinde de kitabesi yer almaktadýr:
“Kaptan-ý Derya Ali Baba Türbesi - Hicri 758 (1356)” yazýsý bulunmaktadýr.


Namýk Kemal’in Mezarý (Gelibolu)

Gelibolu Bolayýr’da bulunan Namýk Kemal’in mezarý Gazi Süleyman Paþa Türbesi'nin hemen yanýnda, ayný bahçe içerisindedir. Namýk kemal 9 Temmuz 1872’de Gelibolu’ya mutasarrýf olarak atanmýþ 5,5 ay bu görevde kalmýþtýr.

Namýk Kemal’in mezarýnýn projesini Tevfik Fikret çizmiþ, Sultan II.Abdülhamid tarafýndan da yaptýrýlmýþtýr. Mezar oldukça sade mermerdendir. Etrafýnda zincirlere baðlý sekiz yuvarlak sütun bir daire olarak sýralanmýþtýr. Sandukasýnýn baþ taþýnda fes, sandukanýn yanlarýnda kabartma halinde geometrik motifler, ön kýsmýnda da “Elfatiha, Namýk Kemal Bey merhumun kabridir. Veladeti 1256 (1840)’da Tekirdað'ýnda, vefatý 1306 (1888) Sakýz'da” yazýlýdýr.


Piri Baba Anýtý (Gelibolu)

Gelibolu Ulu Cami yakýnýnda Piri Baba’nýn anýtý küçük bir bahçe içerisinde olup, dört köþe bir sütun þeklindedir. Bu sütunun ön tarafýnda Piri Baba’nýn ismi, altýnda da “Ey Türk bu yiðitleri selamla. Gelibolu'nun fethinde bulunan ve canýný devleti uðruna feda eden PÝRÝ BABA h.787 (1385) diðer yüzünde ise, Gelibolu'yu kurtaran, Canlarýný veren TÜRK yiðitler burada yatýyor h.787 (1381)” yazýlýdýr. Ancak, anýtýn ön ve arka yüzündeki bu tarihler birbirini tutmamaktadýr. Bu taþlar buraya sonradan konulmuþtur.

Sans titre


Osmanlý ABD'yi Vergiye Baðlamýþtý
 
ABD tarihinde kendi dilinde olmayan tek uluslararasý antlaþma, Türkçe. Ve ABD'nin tarihinde vergi vermeyi kabul ettiði tek ülke de Osmanlý Ýmparatorluðu. 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yýllardan 1783, yani bundan tam 223 yýl öncesinde. O günün Avrupa standartlarýna göre her ne kadar mütevazý da olsa, yeni bir denizci devlet olan ABD, denizlerde de yelken vurmaya ve sancak gezdirmeye baþlýyor.

Bu tarihen sadece 2 yýl kadar sonra, 25 Temmuz 1785'te, bu yeni sancaðý taþýyan bir gemi, Atlantik Okyanusu'nda Cezayir sahillerinde Cadiz açýklarýnda Osmanlý gemileri tarafýndan ele geçiriliyor.

Ýþkembeyi kübradan sallamýyorum. Geminin adý saný, her þeyi belli: Boston Limaný'na kayýtlý. Kaptaný Ýsaak Stevens adlý bir denizci. Adý da az ve öz: Maria.

Bugünkü Amerikalýlar'ýn atalarý da olaylardan pek ders almýyor olmalýlar ki, ayný sancaðý taþýyan ikinci bir gemi daha Osmanlý'nýn eline düþüyor. Philadelphia Limaný'na baðlý, Kaptan O'Brien komutasýndaki Dauphin de Osmanlý gemilerine teslim olmak zorunda kalýyor.

Durun hele, dahasý da var... 1793 yýlýnýn Ekim ve Kasým aylarýnda, 11 Amerikan gemisi daha Osmanlý donanmasýnýn muhtelif gemilerine havlu atarak teslim oluyor.

ABD Kongresi, 27 Mart 1794 tarihinde, Osmanlý Deniz Kuvvetleri'ne karþý koyabilecek güçte savaþ gemileri inþa edilmesi için Baþkan George Washington'a 700 bin altýn harcama yetkisi veriyor.

Dile kolay... Tehdit Osmanlý... Ve bugünün süper gücü ABD, bu tehdit karþýsýnda donanmasýnýn temellerini oluþturuyor. 5 Eylül 1795 tarihinde, ABD, Osmanlý ile bir antlaþma yapmayý kabul ediyor. Bu anlaþmaya göre Cezayir'deki esirlerin iadesi ve gerek Atlantik Okyanusu ve gerekse Akdeniz'de ABD sancaðý taþýyan gemilere dokunulmamasý karþýlýðýnda bir sefere mahsus 642 bin altýn ve yýlda 12 bin Osmanlý altýný (216 bin Dolar) ödemeyi kabul ediyor.

Dili Türkçe olan ve 22 maddeden oluþan antlaþmaya, Baþkan George Washington ve Cezayir Beylerbeyi Hasan Dayý imza koyuyorlar. Böylece ABD yýllýk vergiye baðlanmýþ oluyor. Bu, ABD'nin iki yüz yýlý aþkýn bir süre için yabancý bir dille imzalanan tek anlaþma olduðu gibi, yabancý bir devlete vergi ödenmesi kabul edilmiþ olan tek Amerikan belgesi.

Yabancý dilde tek antlaþma

Dahasý, ABD tarihinde kendi dilinde olmayan tek uluslararasý antlaþma, Türkçe. Ve ABD'nin tarihinde vergi vermeyi kabul ettiði tek ülke de Osmanlý Ýmparatorluðu.

Ýþin hoþ tarafý, ABD Baþkaný George Wasington, Osmanlý Padiþahý tarafýndan muhatap olarak kabul edilmiyor ve antlaþma, Cezayir Beylerbeyi tarafýndan imzalanýyor.

Ýnanmayanlar olabilir. Kolayý var - Yale Üniversitesi tarafýndan yayýnlanan Türkçe Antlaþma'nýn Ýngilizce örneði için aþaðýdaki adrese týklamalarý yeter:
 
 


http://www.yale.edu/lawweb/avalon/diplomacy/barbary/bar1795t 

Sans titre


Fotoðraflarla Ermenilerin Gerçekleþtirdiði Türk Katliamý
ÝÞTE SÖZDE SOYKIRIMLARININ ASILSIZ OLDUÐUNUN KENDÝ YAPTIKLARIYLA KANITLARI



Hýnçak Gönüllü çetelerinden biri olan Hamazasp.






Ermeni Hýnçak alayý sekizinci bölük birinci takým kumandalarý askerleri ve kýzýlhaç heyeti.






Van ayaklanmasý sýrasýnda Taþnak çetesine ait bir grup Ermeni.





Trabzon'da Ermeniler'den ele geçirilen silahlar.






Trabzon'da Ermenilerden toplanan silahlardan bir kýsmý.








Sivas iline baðlý Merzifon kazasýnda ele geçirilen Ermeni çetecilere ait silah ve bombalar.





Bursa vilayetine baðlý Çengiler köyünde yakalanan Ermeni çeteciler, onlara ait bir top, ateþli silahlar ve askeri üniformalar.






Malatya merkezde Ermeniler'den alýnan silahlarýn bir kýsmý.






Ordudan hava deðiþikliði için terhis edilen ve 23 Temmuz 1915 de Diyarbakýr'ýn Lice kazasýna baðlý Kum ve Çom köyleri civarýnda elleri ayaklarý baðlanarak Ermeni komitecileri tarafýndan þehid edilen askerler.






Diyarbakýr'ýn Þark nahiyesine baðlý Hýzýr Ýlyas köyü Mersani deresi (23 Temmuz 1915). Hono ismindeki ermeninin baþýnda bulunduðu çete tarafýndan hançer ve kurþunla þehit edilen erkek, kadýn ve çocuklar.






Silvan civarýnda, Beþnik ermeni köyüne Van ve Tolorya'dan gelip, Doryan Dano ve kardeþlerinin baþýnda bulunduðu Ermeni çeteleri tarafýndan 11 Haziran 1915 tarihinde Þeytankaya mevkiinde þehit edilen milis subayý Hamid Efendi komutasýnda bulunan erzak kafilesi, jandarmasý ve subaylarý.







Van'ýn Rus ordusu tarafýndan iþgali için isyan eden Ermeniler, Osmanlý askerlerine karþý siperlerde savaþýrken.






Balta ile Katliam: Ýzmit'in Kollar köyünden Ermeniler tarafýndan balta ile katledilen müslümanlardan bir kýsmýnýn olaydan sonra çekilen fotoðrafý; 1- Boþnak Malik 2- Abdulmecid oðlu Ali 3- Ali oðlu Seyid (14 yaþýnda) 4- Ömer oðlu Abdulgani 5- Abdulgani oðlu Mecid 6- Abdullah oðlu Hüseyin 7- Bekir oðlu Yusuf 8- Osman oðlu Ýsmail






Tercan, Mamahatun'da, Ermeni mezalimi sonucu hayatlarýný kaybedmiþ kadýn ve çocuklar.






Erzurum'da, boðularak öldürülmüþ Türk çocuklarý.







Katledilmiþ Türk erkekleri.






Ermeniler tarafýndan katledilmiþ Türk kadýn ve çocuklarý.







Ermeniler tarafýndan burunlarý kesilmiþ, býyýklarý yolunmuþ ve karýnlarý yakýlmýþ Türkler.






Subatan Köyü'nde, Ermeniler tarafýndan öldürülen kadýn ve çocuklar.






25 Nisan 1918'de, Subatan'da Ermeniler tarafýndan öldürülen Türk çocuklar, kadýnlar ve karýnlarý deþilerek bebekleri çýkarýlan anneler






Ermeniler tarafýndan baþý taþla ezilmiþ bir Türk.







Erzincan Odabaþý'da, Ermeniler tarafýndan katledilen Müþtak Efendi'nin ailesi.







Erzincan'da, Ermeniler tarafýndan tecavüz edilerek kafasý parçalananan bir Türk kadýný.






Bayburt'da, zalimce katledilen Türk çocuklarý ve imamlar.







Ermeniler tarafýndan propaganda mahiyetinde basýlan bu kartpostallar, Anadolu'daki müslüman Türkler'i katleden çete reisleridir






Türkiye'ye karþý yayýnlanan Ermeni broþürlerinden biri: Bu broþüre göre Türkler, 1.5 milyon Ermeni'yi katletmiþ!... Ne yazýk ki Batý dünyasý Ermenilerin bu yalanlarýna inanmaya devam ediyor...






Rus devletinin savaþta cesaret gösteren ermenilere verdiði, üstünde "Tanrý Ermenileri korusun" yazýlý madalya.







Ankara Esenboða Havaalaný'nda yaptýðý saldýrý sonucu 9 Kiþinin Ölmesi ve 82 kiþinin yaralanmasýna neden olan ASALA militaný Levon Ekmekçiyan.







15 Temmuz 1983 Tarihinde Orly Havaalanýnda Meydana Gelen Cinayetin Baþsorumlusu ve ASALA'nýn elebaþlarýndan Varujian Garabedian.







1915'te Ermeniler Tarafýndan Katledilen Müslümanlar Anýsýna Dikilen Anýt. Van









Ermenilerin yaptýðý katliamlarýn adýna yapýlmýþ anýt. (Iðdýr)








Ermeniler tarafýndan 1915 yýlýnda öldürülen 52 Türk'ün atýldýðý su kuyusunun kazýlmadan önceki durumu- Hakmehmet Köyü









Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden kazý ekibi, Atatürk Araþtýrma Merkezi Üyeleri ve Basýn Mensuplarý kuyu baþýnda.






Katliam gününden tek tanýk. Hacý Abbas GÜNEÞ







Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nün yaptýðý kazý sonucu çýkarýlan Türkler'e ait kalýntýlar.







Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nün yaptýðý kazý sonucu çýkarýlan Türkler'e ait kalýntýlar.







Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nün yaptýðý kazý sonucu çýkarýlan Türkler'e ait kalýntýlar.






ARKADAÞLARIN ÝNANIN DAHA ONLARCA FOTOÐRAF DAHA VAR SAKIN OLA TARÝHÝ DEÐÝÞTÝRMELERÝNE ÝZÝN VERMEYÝN TÜRK GENÇLÝÐÝ OLARAK BU KONUYA ÝLGÝSÝZ KALMAYIN

Sans titre

SSK'lı hamilelere ilaç bedava; ama bilen yok ******************************************************************** SSK, hamilelikle ilgili ilaçlardan katkı payı almıyor. Ancak çoğu eczane bu uygulamadan habersiz olduğu için hastalar gereksiz yere ücret ödüyor. ** SSK'lılar hamilelikle ilgili ilaçlarını katkı payı ödemeden alabiliyor. Eczacılar, halkın bu uygulamadan habersiz olduğunu söylüyor. İddialara göre, bazı SSK yöneticileri bile uygulamayı bilmiyor. Konunun yalnızca SSK'ya özgü olduğunu hatırlatan İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, şu uyarılarda bulunuyor: "Eczaneler SSK sistemine 'hamilelik' ya da 'analık' koduyla girdiğinde hastalıkla ilgili ilaçlardan katılım payı alınmaz. Bu uygulamadan faydalanılabilmesi için reçetede 'hamilelik' veya 'gebelik' ibaresinin bulunması şart." ** Sayılkan'ın verdiği bilgiye göre SSK'ya özgü başka uygulamalar da var. Örneğin 'işyeri hekimliği' diye bir oluşum SSK dışında hiçbir kurumda yok. Sadece SSK, işyeri hekimlerinin yazdığı reçeteleri ödüyor. SSK'daki hamilelik uygulaması diğer kurumlardan farklı. Bu yüzden sıkıntı ortaya çıkıyor. Eczacılar bedava ilaç uygulamasını atlayabiliyor. İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, gebelik teşhisi konan SSK'lı hastaların eczacıları uyarmasını istedi. Sayılkan, "Eczacılar bu durumda hastayı bilgilendirmeli. Sistemde özel bir bölüm var. Hamilelikle ilgili ilaçlar için oraya girmek gerekiyor. MR, tomografi gibi çekimlerde kullanılan ilaçlarda da benzer uygulama var. Tüm sosyal güvenlik kurumları bu ilaçlardan sıfır katkı payı alıyor." diye konuştu. ** İzmir Konak'taki Aktuğ Ezcanesi'nin sahibi Tuğba Toker de böyle bir uygulama olduğunu doğruluyor. Hamile hastalardan yüzde 20 oranında katılım payı almadıklarını belirten Toker, ancak konunun bütün eczacılar tarafından aynı titizlikle uygulanmadığını söylüyor. Toker, "Hem vatandaştan para alıp hem de devletten kesinti yapılmamış gibi para almak mümkün. Bu bir vicdan meselesi." dedi. Hamile SSK mensubu veya eşlerine sıfır katkı paylı ilaç ödemesi, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 43'üncü maddesine göre yapılıyor. Bu maddede şu ifadeler yer alıyor: Sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısının analığı halinde, aşağıda yazılı yardımlar sağlanır: Gebelik muayenesinin yaptırılması ve gerekli sağlık yardımlarının sağlanması Doğumda gerekli sağlık yardımlarının sağlanması Sigortalı; kadının doğumdan önce ve sonra işinden kaldığı günler için ödenek verilmesi... ** İnci Sarıoğlu isimli vatandaş, bu durumu hamileliğnin son döneminde öğrendiğini anlatırken, Süheyla Yıldız da şunları dile getirdi: "Gittiğim eczanede eczacı para almayınca şaşırdım. Daha sonra gittiğim başka bir eczane yüzde 20 katkı payı istedi. Küçük bir katkı ama insanlarımızın faydalanması gerekir." Şerif Erdikici, İsmail Efe; İzmir