BEYAZ ZENCİ = MÜSLÜMANLAR

  17
                                                                     İrtica örtüde değil Zübeyde'nin tavrında
                                                        
   Sağlık sendikaları, acil kan anonsu üzerine hayat kurtarmak için gelen vatandaşın başörtüsü taktığı için uyarılmasını 'vahşet' ve 'skandal' olarak nitelendirdi .Yeni Şafak'ın dün "A grubu Rh laik kan aranıyor" haberiyle duyurduğu, başörtüsü yasağının hastanelerin içine kadar girmesine sivil toplum kuruluşları sert tepki gösterdi. Sağlık-İş Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, Hacettepe Hastanesi'nde cep telefonuna gelen kan anonsu üzerine hastaneye kan vermeye gelen başörtülü Şaziye Gerede'ye nöbetçi Zübeyde isimli hemşire tarafından "Burası cami değil, kamu kurumuna böyle gelmeyin" denilmesini "vahşet" olarak niteledi. Başoğlu, "Hastaneye girerken başörtüyü soranlar Tunus tipi zorlamalar peşinde. Türkiye'yi başörtü yasağının son safhada olduğu Tunus'a benzetmeye çalışıyorlar" dedi.
BU BİR VAHŞETTİR
Başoğlu, "Bu bir vahşettir. Acil kan alınıyor ve buna bir başörtüsü şartı konuluyor. Hasta kan beklerken ölse, başörtüsüz biri gelmediği için kan bulamasa, o hemşire ve o hastane yönetiminin yaptığı vahşettir. Bir insanın ölümüne ideolojik saplantılar, çağdışı korkular yüzünden neden olmaktır. Mutlaka soruşturma açılmalıdır. Bir Müslümanın irticacı olması mümkün değil. Ama irticanın ne olduğunu görmek isteyen Hacettepe Hastanesi'ne baksın. Bu olay tam bir irticadır. Başka bir izahı yok" dedi.
Başörtüsüz kan mı arayalım
Şaziye Gerede'nin hastaneye gelmesini sağlayan kan anonsunu SMS ile üyelerine duyuran Eğitim-Bir-Sen'in Genel Sekreteri Halil Etyemez, "Biz üyelerimizi, bu tür durumlarda cep telefonundan kısa mesajla yaptığımız acil çağrılarla yardımcı olmaya çağırıyoruz. Ancak Hacettepe'nin tavrı gösteriyor ki biz önce sendikamıza çağırmalıyız. Başörtülü mü değil mi bakmalıyız. Ya da mesajımızda 'başörtüsüz kan aranıyor' mu diyeceğiz? Bu tam bir skandaldır. Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü'nün olayla ilgili tavrını netleştirmesi gerekir. Yönetmeliklerle memurlara başörtüsü yasağını savunabiliyorlar; ancak o yönetmeliğe tabi olmayan, hizmet verilmesi gereken bir vatandaş mağdur ediliyor. O hemşirenin cezalandırılması gerekir" şeklinde konuştu. ( Yeni Şafak: 23.10.2006 )

                                                                                                    18
KORE GAZİSİ ABDURRAHİM PEKER SAKALI 1,5 CM'DEN - EVET YANLIŞ OKUMADINIZ BİR BUÇUK SANTİM ! - UZUN DİYE HASTANEYE  ALINMAZ .OLMAZ DEMEYİN OLDU... ZAMAN-23.05.2004

                                                                                                    19

        Cumhuriyet Balosu'nda ‘türban' krizi
CUMHURİYET'in 83'üncü yıldönümü nedeniyle Samsun'da düzenlenen Cumhuriyet Balosu'nda ‘türban' krizi yaşandı. Samsun Kurumahmutoğlu Büyük Otel'de düzenlenen Balo'da, türbanlı ve eşarplı kadınların olmasına tepki gösteren Garnizon Komutanı Tuğgeneral Naci Beştepe ve beraberindeki subay ve eşleri oteli terketti...Bu arada Cumhuriyet Balosu'na katılan yaklaşık 10 kadar türbanlı ve eşarplı kadının, il genel meclisi üyeleri ile kısa adı EMŞAD olan Emniyet Teşkilatı Vazife Malülü ve Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyelerinin eşleri olduğu belirtildi.( Milliyet :30 Ekim 2006 )

                                                                           20
                                                       YTÜ'de namaz yasağı
 Yıldız Teknik Üniversitesi'nde (YTÜ) 'namaz yasağı' okul içinde gerginliğe neden oluyor.Kampüs içinde namaz kılınmasına müsade etmeyeceğini her fırsatta dile getiren YTÜ Rektörü Prof. Dr. Durul Ören, öğrencilerin namaz kılmak için merdiven altında kendi imkanlarıyla oluşturduğu bölümü de demir parmaklıklarla çevirerek kapattı.Yasak, özellikle YTÜ'de eğitim gören bayan öğrencileri zor durumda bıraktı. Öğrencilerin mescid başvurularına önceleri 'Planlarımızda var, en kısa zamanda yapacağız' şeklinde yaklaşan Ören, şimdi de üniversite sınırlarına mescid yapmasının imkansız olduğunu ileri sürerek, öğrencileri hüsrana uğrattı. YTÜ'de eğitim gören bazı öğrenciler geçtiğimiz aylarda yasakçı zihniyeti protesto etmek ve taleplerini dile getirmek için YTÜ Fen Edebiyat Fakültesi bahçesinde toplu namaz kıldılar.Öğrenciler mescid yokluğundan uygun gördükleri yerlerde namaz kılmaya devam etti. Rektör Duran Ören bunun üzerine öğrencilere namaz kılabilecekleri uygun bir yer gösterme yerine, namaz kılan öğrencilere soruşturma açarak, 4 öğrenciye bir ay, 10 öğrenciye de bir hafta okuldan uzaklaştırma cezası verdi. Rektör Öner, öğrencilere namaz kılacakları uygun bir yer göstermede güçlük çekerken, sigara için öğrenciler için bina içinde sigara odaları oluşturmada hiç zorlanmadı.
              KIRKALTI YILLIK MESCİD DEPO OLARAK KULLANILIYOR
YTÜ Kampüsü içinde 1960 yılında, öğencilerin namaz kılmaları için yapılmış bir mescid bulunuyor. Ancak okul idaresi bu mescidi gayesi dışında, depo olarak kullanmaya devam ediyor. Söz konusu mescid ilk dönemlerde öğrencilerin namaz kıldıkları mekan olarak kullanılmış, daha sonra dönemin Rektörü Prof. Dr. Ayhan Alkış tarafından kapısına kilit vuruldu. Öğrenciler neredeyse yıkılmaya yüz tutan eski mescidi kendi imkanlarıyla onarmayı teklif etseler de Ören bunu da kabul etmedi. Okul yönetimi öğrencilere namaz kılmak için yakındaki camilere gitmelerini veya namazlarını kazaya bırakmalarını önerdi.  ( yenisafak:07 Kasım 2006 )

                                                                                                21
                                                                     Zorbalar şimdi de saç çekiyor
SDÜ İlahiyat Fakültesi'nde dün sabah normal ders saatinde okullarına gelen İlahiyat öğrencileri, perukla bile okul kapısından içeriye giremedi.
Üstelik yapılan terbiyesizliği abartan bazı kendini bilmez görevliler, başı açık olanların da saçlarını çekerek peruk olup olmadığını kontrol etti.Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, başörtülü öğrencilerin okula perukla bile alınmalarını yasakladı. Dün sabah normal ders saatinde okullarına gelen başörtülü İlahiyat öğrencileri, perukla bile okul kapısından içeriye giremedi. Üstelik yapılan terbiyesizliği abartan bazı kendini bilmez görevliler, başı açık olanların da saçlarını çekerek peruk olup olmadığını kontrol etti.
                                            GÖZYAŞLARI SOĞUKTAN DONDU
Dekanla görüşmek isteyen öğrenciler, toplantısı olduğu gerekçesiyle Dekan Ekrem Sarıkçıoğlu'nun odasına alınmadı. Okula alınmayan öğrenciler saatlerce İlahiyat Fakültesi binası önünde beklediler. Eğitim haklarının bu şekilde kısıtlanmasını hazmedemeyen öğrencilerin kimisi gözyaşlarını tutamadı. 
                                                         DEKAN KONUŞMADI
Toplantı gerekçesiyle muhabirimizi de ilk etapta odasına aldırmayan Dekan Ekrem Sarıkçıoğlu, beklemeye devam eden muhabirimizi sonunda odasına kabul etti. Dekan, sorduğumuz sorulara; "Bilmiyorum, haberim yok, onu daha öğrenmedim" gibi cevaplar vermeyi tercih etti. "Dışarıda öğrenciler okula alınmıyor, ne diyeceksiniz?" sorusuna "Haberim yok!" gibi komik bir cevap veren Dekan Sarıkçıoğlu, daha sonra; "Evet; biliyorum, fakat kapıda beklediklerinden haberim yok, bize böyle söylendi. Yapabileceğimiz bir şey yok" dedi. Kendi başlarına hareket etmediklerini söyleyen Dekan Sarıkçıoğlu, "Bizim üstümüz ve onun üstü var. YÖK'ten rektör beye söyleniyor, o da bize iletiyor. Bunda yapacak bir şey yok" diyerek soruları bir bir savuşturdu. Gelen emir üzerine peruğun da başörtüsü sayıldığını ve o şekilde okula girilemeyeceğini ileri süren Dekan, sadece İlahiyat Fakültesi'nde bu uygulamanın olduğu ile ilgili soruya "Onu bilmiyorum" diyerek karşılık verdi.
Süleyman Demirel Üniversitesi'nde peruklu öğrencileri bile okula almayan İlahiyat Fakültesi Dekanı Ekrem Sarıkçıoğlu'nun 2003 yılında ABD'de Moon Tarikatı toplantısına katıldığı belirlendi.( Vakit:10.11.2006)

                                                                                                      22

   Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odalar Birliği (TÜRMOB) tarafından tertiplenen "Mali Müşavirlik Staj Başlatma Sınavı"nda başört    ülü adaylar YÖK engelini aşamadığı için sınava giremedi..

   TÜRMOB'un sınav yürütme merkezi TESMER tarafından başvuruları kabul edilen ve sınava girebilmek için 800 YTL dosya açtırma parası yatıran başörtülü öğrenciler, sınavın İstanbul'da düzenlendiği Marmara Üniversitesi kampüslerine gidince büyük bir şok yaşadı. Üniversite güvenlik görevlileri aylarca sınava hazırlanan ve 800 milyon dosya açtırma parası yatıran başörtülü adayları kampüs içerisine almadı. Kampüse alınmayan öğrencilerin sınavları yandı.Güvenlik görevlilerine dertlerini anlatmaya çalışan adaylar sonuç alamadı. Görevliler YÖK'ün talimatı gereği her ne sebeple olursa olsun başörtülü vatandaşların kampüse girmelerinin yasak olduğunu söylediler. Bir süre kampüs girişinde bekleyen öğrencilerin aylardır çalıştıkları sınavları yanarken, evlerine geri dönmek zorunda kaldılar.Vakit'in sorularını cevaplandıran TÜRMOB Başkanı Mehmet Timur, "Bizim insanların kılık kıyafetleri ile ilgili hiçbir sorunumuz yok. Hangi şekilde bize gelirlerse alırız. Fakat staj başlatma sınavlarını Anadolu Üniversitesi ile işbirliği içerisinde yapmak zorunluluğunda olduğumuz için son düzenlenen sınavda öğrenciler sınav merkezleri önünden geri çevrilmiş. Ortada bir mağduriyet varsa, bu TÜRMOB'dan değil, YÖK'ten kaynaklanmaktadır. Biz başvurusunu kabul etmiş, Anadolu Üniversitesi'ne göndermişiz" dedi. Timur, "Odamızın başörtülülere tavrı olsa ben ruhsatlarını imzalamam. Ben kılık kıyafeti ne olursa olsun ruhsatları imzalarım, buna başörtülüler de dahil. Kimsenin arasında ayrımcılık yapmam" diye konuştu ( 15.11.2006 : Vakit )

                                                                                                     23
              Kırklareli'nde CHP'li meclis üyesi başörtülü gerekçesiyle gazeteciyi salondan atmak istedi.

  Kırklareli İl Genel Meclisinde, CHP'li üyelerin, oturumu izleyen yerel bir gazetenin muhabirinin başörtüsü takmasına tepki göstererek, toplantıyı terk etmesini istemesi, İl Genel Meclis Başkanı ile CHP'li üyeler arasında tartışmaya yol açtı.Kırklareli İl Genel Meclisi, Suat Toktar başkanlığında, İl Özel İdaresi Toplantı Salonu'nda Kasım ayı 10'uncu birleşimini yapmak üzere bir araya geldi.CHP İl Genel Meclisi üyesi İbrahim Tezan, toplantı başladığında söz alarak, oturumu izlemeye gelen Yeşilyurt gazetesinin muhabiri Merve C'nin türban takmasının, laiklik ilkesine aykırı olduğunu ve bu durumdan rahatsızlık duyduğunu belirterek, kadın muhabirin salonu terk etmesini istedi.İl Genel Meclisi Başkanı Toktar ise Tezan'a, buna kendisinin karar vereceğini ve muhabirin gitmesine gerek olmadığını söyledi.CHP'li üye Tezan, ''Biz 14 kişiyiz ve üstünlüğümüz var, bu kişinin Meclisi terk etmesini oya sunmak istiyorum. Diğer CHP'li Meclis üyelerimiz de aynı görüşteler'' dedi.Tezan'a tepki gösteren Toktar, ''Siz, İl Genel Meclis Başkanı olursanız o zaman buna karar verebilirsiniz. İsterseniz bana güvensizlik oyu da verebilirsiniz, davacı da olabilirsiniz. Sesinizi yükseltmeyin, çok rahatsız oluyorsanız salonu terk edebilirsiniz. Basın istediği şekilde toplantıya girebilir. Hanımefendi işini yapmaya çalışıyor'' karşılığını verdi.Tezan, Toktar'dan davacı olacağını söyleyerek, toplantının basına kapalı yapılmasını teklif etti. Tezan, ayrıca muhabirin başörtüsüne bir şey demediğini, sadece kamusal alana bu şekilde girilmesine karşı olduğunu belirtti.CHP'li İl Genel Meclis üyeleri daha sonra Tezan'ı başka bir odaya çağırdı, Toktar ise toplantıyı yarına erteledi. ( Haberakit:15 Kasım 2006)

                                                                                                        24
               

                                                                                                 25

                                              Böyle bölücülüğü PKK yapmadI

Bölücülüğün bu kadarını, halkı Kürt-Türk diye ayırmaya çalışan PKK bile yapmamıştı. ADD Sincan Şube Başkanı ve CHP üyesi Temel Ayaz, vatandaşlarımızı "Cumhuriyetçi-Şeriatçı, başı örtülü-başı açık, AK Partili olan-olmayan" şeklinde kategorize ederek bölücülüğe yeni boyutlar kazandırdı.
Genel Başkanlığını Jandarma eski Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur'un yaptığı Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) şubeleri arasında ilginç bir kavga yaşandığı ortaya çıkarken; bu kavga ADD şubelerine başörtülü bayanların girip çıkmasına da izin verilmediğini ortaya koydu. ADD şubeleri birbirlerini, "derneğe başörtülü hanımların girip çıkmasına izin vermekle" suçladı, suçlamaya muhatap olan taraf da "Başörtülüleri kesinlikle almıyoruz" diye savunmada bulundu.
İŞTE GERÇEK YÜZLERİ
Aynı zamanda CHP'li olduğunu söyleyen ADD Çankaya Şubesi üyesi Şahin Çuhadar, ADD Sincan Şubesi yönetimini "başörtülülere geçit vermekle" eleştirdi. Başörtülü bir bayanın ADD'ye üye yapılamayacağı gibi, şubelerine girip çıkmalarına da izin verilemeyeceğini savunan Çuhadar, "Ama ADD Sincan Şubesi'nin yönetiminde 3-4 tane türbanlı bayan var. Türbanlılar Atatürkçü Düşünce Derneğini ele geçirmeye çalışıyor. Şube yönetimi de buna göz yumuyor" ifadelerini kullandı.
SİNCAN ŞUBESİ: BIRAKIN ÜYE YAPMAYI, BAŞÖRTÜLÜ DİYE ATTIK
Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Sincan Şube Başkanı Temel Ayaz, "suçlamalara(!)" karşı çıkarken, bu zihniyetin gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koydu. "Bu mümkün mü, yok böyle bir şey. Başörtülülerin bırakın üye olmaları, şubemize gelip gitmeleri dahi yasak" diyen Temel Ayaz, kadın kolları toplantılarına katılan bir bayanı başörtülü olduğu için şubelerinden uzaklaştırdıklarını söyledi.
CHP ÜYESİ ADD'Lİ BAŞKAN'DAN İNANILMAZ SÖZLER
Temel Ayaz, ADD Genel Başkanı Şener Eruygur paşanın adamı olduğunu söyledi. Ayaz "Genel Başkan'la aram çok çok iyidir. Ben onun ekibinden gelen biriyim. Onun listesini yapanlardan biri benim" dedi.
Sincan Şube Başkanı Temel Ayaz, aynı zamanda CHP üyesi olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Bizim tavrımız çok nettir. Bizde türbanlı mürbanlı olmaz. Biz ulusal güç birlikteliğini oturtturan bir şubeyiz. Bizim şubemizde, bırakın türbanlıyı, ‘AKP'liyim' diyen bile kapıdan içeri giremez. Biz Cumhuriyet düşmanları ile yan yana durmayız. Ben şeriata karşı yıllarımı verdim. Sincan kozmopolit bir yerdir. Sincan'da ya sağcısınızdır, ya şeriatçısınızdır, ya da Cumhuriyetçisinizdir. Bunun ortası yoktur Sincan'da. Ya bir taraftasınız, ya karşı tarafta."
"BAŞINI AÇTIRDIM KADINA"
ADD'li Başkan, bu suçlamanın kendisi için çok ağır olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: "Bakın Satı Hanım diye bir üyem vardı. MHP'den geldi. ‘Başını açmak kaydıyla seni üye yaparım' dedim. Başını açtırdım kadına."
"BAŞÖRTÜLÜ DİYE KADIN GÜNLERİNDEN ÇIKARTTIK"
Temel Ayaz, hızını alamayarak şu itiraflarda bulundu: "Yine bizim kadın kollarına gelip giden bir bayan vardı. Türbanlı diye kadın günlerinden çıkarttık biz onu. Burası bir sivil toplum kuruluşu değil. Burası kamusal alan. Kamu yararına bir dernek. Başörtüsüyle giremezsin."
"DIŞARIDA BAŞÖRTÜSÜ TAKIYORSA BİLGİSİ GELİR BİZE"
Sincan ADD Başkanı, "Üyeleriniz dışarıda başörtüsü takabilir mi?" şeklindeki sorumuz üzerine de, "Dışarıda takıyorsa da onun sorunu. Ama yapıyorsa onun da bilgisi gelir bize. Ve bu da kabul olmaz. Ben kabul etmem. Benden sonra gelecek yöneticiler kabul ederlerse de, bu onların sorunu" dedi. ( Vakit : 17.11.2006  )

                                                                                                   26
                                       'Türbanlı izleyiciler dışarı çıksın' anonsu
    Malatya'daki Öğretmenler Günü kutlamasında yapılan anonsun ardından bazı türbanlı izleyiciler salonu terk ederken, bazıları da türbanını çıkardıMalatya'da Halk Eğitim Merkezi'nde düzenlenen Öğretmenler Günü kutlamasında türban gerginliği yaşandı.Vali Halil İbrahim Daşöz, 2. Ordu Garnizon Komutanı Tümgeneral Alaeddin Örsal, Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Demirdağ'ın da katıldığı tören öncesinde salonda bulunan başörtülü ve türbanlıların dışarı çıkması için anons yapıldı. 'Öğretmen yakınları'Bu kişilerden bazıları salonu terk etti, bazıları ise anonsa rağmen programı başları kapalı olarak takip etti. İçeride programı takip edenlerin bir kısmı da başörtüsü ve türbanını çıkardı.Programın ardından başörtüsü ve türbanla salonda bulunan kadınların öğrenci ve öğretmen yakınları olduğu iddia edildi. 'Saygımız var' Anons sonrası başını açarak töreni izleyen velilerden Nezahat Arıbal, "Başörtüsü için anons yapıldı, biz de çıkardık. Saygı duyuyoruz tabii ki. Başörtümü program boyunca çıkardım. Dışarıda yeniden taktım" dedi. Milli Eğitim Müdürü Mehmet Bulut da halk eğitim merkezinin sivil bir kuruluş olduğunu savunarak şunları söyledi:"Salondaki başörtülüler öğretmen zannedildi. Ciddi bir şey değil. Onlar yemin törenine gelen genç öğretmenlerin aileleri. Önce öğretmen zannedilerek anons yapıldı. Zaten öğretmen gelmez öyle ortamlara. Kışlalarda da oluyor. Yemin töreninde, çocuklarının yemini sırasında bir hatıra olarak geliyorlar. Oralarda da müsamaha ediliyor çoğu kez. Yani hadise bu..." ( Milliyet :25.10.2006 )

                                                                                                    27
                                                    

                                                                                                      28
                                      
Türbanla sınava girişe Danıştay'dan yine ret
    Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Merkezi Sınav Yönergesi'nin sınavlara türbanla girilebilmesine olanak sağlayan bendinin iptali ve yürütmesinin durdurulmasına ilişkin Danıştay 8. Dairesi'nin kararına yapılan itirazı da reddetti.Kurul, MEB'in itirazını oybirliği ile reddetti. Buna göre, sınavlara kesinlikle türbanla girilemeyecek. Tartışmalı yargı süreci, MEB'in sınavlara katılanların kılık kıyafetlerini düzenleyen yönergeden 'başı açık' ifadesini çıkarması ile başlamıştı. Eğitim-İş Sendikası, MEB'in 'sınavlara türbanla girilmesinin yolunu açtığı' gerekçesiyle, yönergenin söz konusu bendinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'a dava açmıştı. 8. Daire de, bu maddenin yürütmesini durdurma kararı almıştı. ( Hürriyet -28.01.2007)

                                                                                      
     DEVAMI
  
 BU YAZILARA  DERSANELERİN SINAVINA ALINMAYANLARI, EHLİYET KURSUNA KABUL EDİLMEYENLERİ+OKUL,RESMİ KURUMLARDAKİ  OLAYLARI, BAŞÖRTÜLERLE İLGİLİ YALAN HABERLERİ .. EKLEYIN ... VE DÜŞÜNÜN...!
   
          YILLARDIR KORKTUĞUMUZ, UYARIDA BULUNDUĞUMUZ  BAŞIMIZA GELMİŞTE HABERİMİZ YOK ...YAZIK ... !!!
      "Ey Konyalılar" dedik: Söyleyin, neye incindiniz? Anlattılar.Bir aile çocuğunu Güneydoğu'da şehit vermiş.Konya'da, garnizonda tören yapılacak."Aileye" madalya takılacak.Ancak...Anneyi "başı kapalı" diye, yaşlı babayı "sakallı" diye garnizon kapısından geri çevirmişler.Konyalı "incinmiş.Konya Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez: - Gerçi bugün böyle şeyler olmuyor ama... Dün olanları da Konyalı bir türlü unutmuyor ( Y. Donat ; Sabah : 30-04-2006 )

                                                                                   LAİKLİK- LAİSİZM
   Yargıtay Eski Başkanı Doç. Sami Selçuk : " Türkiye laiklik ile laisizmi birbirinden ayırmak zorunda. Fransa bunu 1905'ten sonra yaptı ve giderek laisizmi yumuşattı.Laisizm bir ideolojidir. Bu ideolojide devlet dini güdümler. Laiklikte ise devlet yansızdır."
( Milliyet- Can dündar :29 Nisan 2006 )

                                                               Bizim laikliğimiz sizinkinden esnek
       " Türkiye'de rejimin "İslami devlet" yönünde değişmesini olası görüyor musunuz?"
    Hayır. Ama bu konuda da karar, nihayetinde Türk halkının olacaktır. Yüzde yüz şöyle, yüzde yüz böyle olacaksın diye bir çözüm formülü yok. Dünyadaki birçok toplum laiklik ile dindarlık arasında denge arıyor. Biz de laik bir ülkeyiz, ama din, bizim siyasi yaşamımızda Türkiye'de sahip olmadığı yere sahip. Bu bizi daha iyi ya da daha kötü, daha laik ya da daha az laik yapmıyor; bizi sadece Amerikalı yapıyor. Herkes kendi dengesini kendi yolundan, kendi zamanında bulmak zorunda.(Refahyol döneminde Ankara'da büyükelçi olan Grossman'dan Milliyet yazarı  YASEMİN ÇONGAR'a...10 Ağustos 2005 )

                                                                            Laiklik bizde "din" gibi!
    Ümit Boyner : " ...Avrupalılar, "Türkiye'de başörtüsüne niçin karşısınız?" sorusunu sık sık yöneltiyor. Biz de 'laiklik' diyoruz. Laiklik, Türkiye'de neredeyse din gibi. Demokratik haklar açısından bakıldığında, insan görünüşüyle yargılanmamalı. Bir de, başörtülülerin üniversite eğitimi almasını engelleyerek kadın-erkek ayırımı yapıyoruz... " (Sabah :07 Mayıs 2006)  O BİLE ANLADI ...L
 

                                                                                Bİ DE BÖYLELERİ VAR ...
    Harbiye Komutanı Tümgeneral Taşkesen'in istifasını 'irtica ile mücadele' ve 'dış güçlerin parmağı'na dayandıran açıklamalarını Milliyet 'gönül ilişkisi' başlıklı haberle boşa çıkardı ...Olayın ortaya çıkmasının ardından, bazı gazetelere Genelkurmay'a kırgınlığını ifade eden açıklamalar yapan ve kendisine irticacılarla mücadeleden dolayı komplo yapıldığını söyleyen Tümg. Taşkesen'i zorda bırakacak haberde şu görüşlere yer verildi.Edinilen bilgiye göre, bu süreçte söz konusu kadın, Taşkesen'le yaptığı telefon görüşmelerinden bazılarını kendi imkânlarıyla kayda aldı ve bunları sakladı. İlişki bitince de ortaya çıkardı. ( 17.07.2006 )
   ÇAYA ÇORBAYA " İRTİCA!"...BAŞINIZA İRTİCA KADAR TAŞ DÜŞSÜN E Mİ...YANİ İŞ BURAYA KADAR VARDI ÖYLE Mİ.. ESKİDEN ADAM ÇALAR, ÇIRPAR, KILIF İÇİN " İRTİCA", YAKALANINCA " GERİCİLERLE MÜCADELE ETTİĞİM İÇİN SUÇLANIYORUM..." FALAN DERDİ...BUNA ALIŞMIŞTIK AMA  DAHA ÖNCE BAŞSAVCI .... EŞİNİ ALDATIP GÖRÜNTÜLERİ YAYINLANINCA...VE SONRA DA BU GENERAL ...AYNI HALTI İŞLEYİP AYNI MAZERETE SIĞININCA İŞİN DE CILKINI İYİCE KACIRDILAR YANİ...:( ANLADIK YOLSUZLUĞU BİZLERE ENGEL OLMAK İÇİN YAPIYONUZ DA...UÇKURLA NASI BAĞDAŞTIRIYONUZ...ANLAMAK GÜÇ ...!
   UÇKURUNA SAHİP ÇIKMA, HEM KARINI ALDAT, HEM FAHİŞEYE SIRLARINI AÇ...SONRA MÜSLÜMANLARI KARALA-SUÇLA...ULAN BİZ ŞEYİN ŞEYİNİN DE Mİ ŞEYİNDEN SORUMLUYUZ YAWW..

Créer un site gratuit avec e-monsite - Signaler un contenu illicite sur ce site

×