BEYAZ ZENCİ = MÜSLÜMANLAR

 BEYAZ ZENCİ  = MÜSLÜMANLAR
-Başlangıç:2006, 2. ay  -

KALPLERDE OLANLAR BİR BİR ORTAYA ÇIKIYOR.
   BUNLARI UNUTMAYACAĞIZ.ONLARI VE  ARKALARINDAKİLERİ..! ALLAH BUNLARA FIRSAT VERMESİN..!
       
 

1
  DanIştay, kararInI verdİ

 "Bir öğretmenin, okul kapısına kadar başörtülü olarak gelmesi ve örtüsünü kapıda çıkarması da çocuklara kötü örnek olur!.. Dolayısıyla, öğretmene verilen ceza uygundur!" ( 10.02.2006 )


              

    Adamın biri, karısının bir "halt" karıştırdığından şüphe ediyor, ama son derece "iyiniyetli" olduğundan ona "toz kondurmak" da istemiyormuş!..Sonunda, "şüpheleri" galip gelip de, geceleri gözlerine uyku girmez olunca, bir "dedektif" tutmuş!.."Hele takip et karımı!.. Durumu da, anında rapor et bana!"Dedektif, başlamış takibe... Tabiî, kadının ne yaptığını, nereye gittiğini anında bildiriyor kocasına..."Şu anda evden çıktı... Caddede kendini bekleyen lüks bir arabaya bindi!"Kocası;"Du bakali n'olcek? Takip et!"Dedektif takipte... Kadın, otomobiline bindiği erkekle birlikte yemekte...Dedektif, durumu bildiriyor:"Şu anda şampanya içiyorlar... Herifin eli, karınızın omuzunda!.. Yemekten kalktılar, şu anda dansediyorlar!.. Karınız, başını herifin omuzuna yasladı!.. Herifin eli, karınızın belinde!"Kocası;"Du bakali n'olcek?.. Takibi sürdür!"Biraz sonra dışarı çıkarlar... Birlikte adamın evine gelirler...Dedektif, raporunu sunar:"Şu anda herif soyunuyor... Aaa, şimdi de karınızı soymaya başladı!.. İkisi de çırılçıplak!"Kocası;"Du bakali n'olcek?"Dedektif;"Birbirlerine sarıldılar!"Kocası;"Du bakali n'olcek?"Dedektif;"Perdeyi çektiler, ışıkları söndürdüler!"Kocası;"Du bakali n'olcek?!?"
Yıl 2004...
"Sezer, meslek liselerindeki adaletsizlik ve eşitsizliği ortadan kaldıran YÖK Yasası'nı veto etti... 1 milyon civarındaki meslek lisesi öğrencisi, bu yıl da üniversiteye giremeyecek!"Bazıları, hâlâ umutlu;"Du bakali n'olcek?"
   Ardından "YÖK Yasası'nın rafa kaldırıldığı" açıklanıyor!.. Bir-iki gün sonra, Anayasa Mahkemesi, "İmam-Hatip Lisesi mezunları polis olamaz" diye karar veriyor!.. Birkaç gün sonra; Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi, MGV'nin kapatılmasına ve malvarlıklarının Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilmesine karar veriyor!.."10 bin fakir öğrenci"nin, "özel okullar"da okumasının önü tıkanıyor!..
"Kur'an Kursları Yönetmeliği" geri çekilerek, "Kur'an öğrenimi"nin önü tıkanıyor!..Ve biz hâlâ beklemedeyiz;"Du bakali n'olcek?!?"
   Böyle diye diye, geldik 2006'ya!.. İşte, yine "Şubat ayı"ndayız!..Bu defa, hem "dıştan", hem de "içten" bir kuşatma ile karşı karşıyayız!..Danimarka'nın başlattığı "karikatür" saldırısı, bütün Avrupa'ya yayılma eğiliminde!..Her gün yeni bir ülke, yeni bir saldırı!..Hâlâ iyiniyetli, hâlâ meraktayız;"Du bakali n'olcek?"Derken, "ÖSYM'nin fotoğraf zulmü" başlıyor!.. ÖSS'ye girebilmek için "başı açık fotoğraf" vermek de yetmiyor artık!.. Gideceksin okula, "ÖSYM görevlilerinin önünde" açacaksın başını!..Merakla bekliyoruz;"Du bakali n'olcek?"Elinin körü olacak!..Daha ne olsun ki?!?Her şey adım adım oluyor işte!..
ARTIK "SOKAK" DA YASAK!
Daha düne kadar, "biz sokağa karışmayız!.. Yalnız, kamusal alana girdiğinde herkes başını açacak!" diyorlardı!..Bizler, "du bakali n'olcek?" diye beklerken, olanlar oldu!..
                                        

Buyrun!.."Başörtüsü"nden, "türban"a!.."Türban"dan, "bere"ye!.."Bere"den, "peruk"a geldik, "kamusal alanda açılmayı" kabul ettik ve işte son nokta: "Okul kapısına kadar örtülü gelmek de yasak!" 
 

                         Kürsüde aç pazarda tak kabul edilemez
POLİS SAÇ DERSE
Anaokulu öğretmeninin sokakta türban takmasına karşı çıkan karara gelince. Belki bu, imam hatip kararından da önemli. Peki bu karar kamusal alan kavramını genişletmiyor mu? Sokakta türban takan bir kadına müdahale imkanı yaratmıyor mu?
"Hem evet hem de hayır."
Teziç, önce temel bir kamusal alan tanımı yapıyor:
"Yolda yürüyorsunuz. Tesettürlü bir kadınsınız. Polis sizi tanımakta güçlük çekiyorum dediği zaman yüzünüzü açmak zorundasınız. Sizi tanımakta güçlük çekiyorum dediği anda orası kamusallaşır."
Eviniz olsa bile mi? "Evet" diyor Teziç ve ekliyor:

"Ama polis teşekkür ederim deyip gittikten sonra yine özel alan olur."
DEVLETİ SARSAR
Ya anaokulunda görev yapan öğretmen? Danıştay, neden sokakta taktığı türbana karışıyor?
"Laik demokratik cumhuriyette kamusal hizmet bir kişinin tarafsız kimliğini yansıtır. Dini ve siyasi sembol taşımasını engeller."
Özel hayatında da mı? "Evet" diyor Teziç ve daha da çarpıcı konuşuyor:
"Bir yargıç kürsüde başı açık olup, pazara türbanlı gidemez. Bu benim inanç alanım, özgür alanım diyemez. Anayasa Mahkemesi başkanımızı pazarda türbanlı görmek devleti sarsar. Bir öğretmen de okulda başı açık, pazara çıkınca türbanlı olamaz."
ANNEDEN UTANIR

Teziç'ten çarpıcı bir tahlil daha: "Çocuk,kadınlığından utanarak türban takan öğretmenini görüp, acaba annem ayıp mı yapıyor, diye sormaya başlar."
İnanca dayalı değerler mi daha kutsal? Yoksa laik demokratik cumhuriyetin oluşturduğu temel ilkeler ve hukuk düzeni mi? Teziç, "Tabii ki, inanca dayalı değerler kutsaldır" diyor. Ama hiç tereddüt etmeden de ekliyor:
"Onun kadar kutsal olan, kamu görevlileri için kamunun yarattığı hukuk düzenidir. Sokaktaki insan 'Benim kamu görevlilerim ayrım yapmaz' diyebilmelidir. Cumhuriyeti içtenlikle taşımak gerekiyor." ( Hürriyet:10 Şubat 2006 )
 

                                              HABERE  YAPILAN YORUMLARDAN BAZILARI -Gazetenin internet sitesinden !-

Ülke insanlarını Devletine ve birbirine düşman etmek için niye bu kadar yoruluyorsunuz.Bu Millet oyuncak mı? Sizde hiç insaf yok mu?
Bu mantıktan yola çıkarsak dışarıda içki içen bütün memurlar suçlu.Çünkü çocuklara kötü örnek oluyor.Mini etek giymek plajda mayo giymek te suç sayılabilir.Bunları çoğaltmak mümkün.Korkarım camiye gitmekte suç sayılacak.Hadi hayırlısı.
Herkes işyeri kıyafetine göre hayatını sürdürmek zorunda kalacaksa Teziç i kollayın ,,,kravatsız takım elbisesiz plajda bahçede yakalarsanız cezasını verin !!!
Uzaya uydu gönderdiniz de sokaktaki başörtüsüne mi takılıp kaldı sayın YÖK başkanı?
yakinda bunlar insanin giydigi iccamasirada karisirlar yahu..bundan sonra tanga giyilcek diye bir karar cikarsa hic sasirmayin...
Peki, ben her zaman takım elbiseyle görmeye alıştığım Teziç'i plajda şortla görsem, benim gözümde itibarı sarsılmaz mı? Sarsılır..O zaman sokakta, denizde, hatta tuvalette bile Teziç takım elbise giymeli, kravat takmalıdır.
türban siyasi simge olsa bile insanlar ceketlerinde rozet taşıyor... siyaset yapmak yasak mı memlekette..??!!
ben sokakta mini etek giyersem polis gelip bana git uzun bir etek giy diyecek mi peki veya evimde hangi renk ic camasiri giyecegime karisacak mi ? bu kadar sacmalik olmaz ya
Sırada ne var?Toplama kampları mı?
Sayın teziç türbanlı hanımların kadınlıgından utandığı için kapandığını sanıyor ama Sayın prof Allah,ın(c.c) emri olduğunu hiç düşünmek istemiyor. Kadınlığından utanmayan da hergün tv de iç çamaşırları ile boy gösterenlerdir. işte onlar laiktir tabiki yani onlar öyle pazarada gidebilirler.
Profesörümüz yasa ile hukuk arasındaki farkı bir öğreniversin. Yasa ile başıörtülüye sokağı bile yasak edebilirsiniz ama bu hukuki olmaz değil mi sayın prof.?
Teziç bey (!)güçlüsünüz, ama asla haklı değilsiniz.
insana ve dine saygısız bu kimseler,bilinçli olarak memleketi kaosa götürmeye çalışıyorlar!!!Hükümetimiz bunların oyununa gelmeyecektir,ancak yaptıkları da onlara kar kalmayacaktır.
Bunlarda insana saygı diye bir şey yok!!!
Hocam, açık açık bu adamları memleketten kovalım da rahatlayalım diyecek ama vaziyet el vermiyor
Çocuğumun bana sorduğu soruyu, lütfen sn. teziç siz cevaplayın, okulde sigaranın, alkolün ne kadar kötü olduğunu söyleyen, bununheryönüyle çok tehlikeli ve kötü birşey olduğunu söyleyen öğretmenler, tenefüste elinde sigara, öğretmenler odasında elinde sigara dışarıda elinde sigara geziyor, ununla beraber öğretmen evinde, alkol duvarını aşıyor rezalet çıkarıyor, dışarıda şort tişort geziyor,
Burası %99'u hıristiyan olan bir toplum değil.
% 99'u Müslüman olan bir ülkede Kendi kutsalımıza kendimiz değer vermezsek başkalarından (karikatürü Yayınlayan Ülkeler) Müslümanların kutsalına değer vermelerini beklemek abestir.
bunlar kendilerini ne zannediyor? kendi inançsızlıklarını yasalara uygulama hakkını nerden buluyorlar.
Acaba, yatak odasındaki kıyafetlere de karışmanın faydası olur mu? Bu sayede daha buluşçu bir ulus olabilir miyiz? ZULU kabilesi toptan çıplak olduğu, ESKİMOLAR da toptan kapalı oldukları halde, neden dünyanın önde gelen gelişmiş ulusları değiller?... İsviçre hukuku, Roma hukuku var da, Ankara hukuku niçin yok? Uğraşacak başka daha önemli işler var mı acaba? Mahkemelerde neden 16,5 milyon dosya birikmiş?
Eger ogretmeni veya diger kamu gorevlilerini 24 saat kamu gorevlisi yerine koyarsak bu laiklik degil dupeduz kominizm olur.
Sizdeki ozgurluk anlayisini halen anlamis degilim, ozurlukten, cumhuriyetten bahsederken baskalarinin ozgurlugunu kisitlamaya calisiyorsunuz
Hem hakaret ediyor, hem de dayatiyor.
yeter be nereye kadar ustumuze geleceksınız artık bırakın dınle ugrasmayı
O halde hiç bir kamu görevlisi camiye de gidemez. Camiden çıkarken gördüğü bir savcının veya öğretmenin fikri temelini anlamayan salaktır. Burada cinsel ayrımcılık var. Kadınlar üzerinde kurulan baskı erkeklere de kurulmalıdır. Bütün kamu görevlilerinin camiye gitmesi, gümüş yüzük takması, s.aleyküm demesi vs.yasaklanmalı
Bu Teziç'in ağzından çıkanı kulağı duyuyor mu? Akıl alır şey değil. İnsan evinde bile başını açmaya zorlanabilirmiş. Yuh artık. Bunun adı hukuk değil din düşmanlığıdır.
   NOT : BU KARAR  İPTAL EDİLSE BİLE SONUÇ DEĞİŞMEZ...ZİHİNLERDEKİ  ORTAYA DÖKÜLMÜŞTÜR ARTIK ..ARTIK . HAK İLE BATIL   ORTADA  !!!

                      

 ZİNA  ET,  AMA BAŞINI  ÖRTME !

Danıştay 2. Dairesi, Aytaç Kılınç'la ilgili davada idare mahkemesinin kararını bozarak, "Geliş gidişlerde de olsa bir öğretmenin başörtüsü takmasının öğrencilere kötü örnek olacağına" hükmetmişti. Aynı Danıştay, erkeklerle düşüp kalktığının tespit edilmesi sonucunda öğretmenlik görevine son verilen S.O. isimli öğretmene haksızlık yapıldığına hükmetti.
İŞTE O SÜREÇ
S.O. isimli kadın, Bingöl Solhan Lisesi'ne İngilizce öğretmeni olarak atanıyor. Ve atandıktan sonra tanıştığı K.E. isimli şahsın evine yerleşiyor. Yıllar önce eşinden ayrılmış olan S.O., okul ve ilçe Milli Eğitim Müdürlü yetkililerinin, "Yaşamınızı bir erkeğin evinde sürdürüyor olmanız öğrenciler için kötü örnek olabilir" uyarısına rağmen, bu yaşamını sürdürüyor. Evinde kaldığı K.E. ile birlikte yılbaşı gecesi kutlaması için araçla Muş'a giderken de, önleri kesiliyor. İki genç, "yılbaşını bizimle geçireceksin" diyerek, S.O.'yu araçlarına bindirmek istiyor. K.E.'nin müdahalesi sonucu kavga çıkıyor. Olay savcılığa intikal ediyor.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE SON VERİLİYOR
Dersleri de aksatan S.O.'nun bu tutum ve davranışları karşısında uyarılarının dikkate alınmadığını gören okul ve Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri de; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 56. maddesinde belirtilen, "Hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişkilerinin kesileceği" hükmü gereğince, S.O.'nun öğretmenlik görevine son veriyor.
MAHKEME, GÖREVİNE SON VERİLMEYİ HUKUKİ BULUYOR
S.O., kendisine haksızlık yapıldığı iddiasıyla Malatya İdare Mahkemesi'ne başvuruyor. Öğretmenlik haklarının verilmesini istiyor. Mahkeme 19.12.2002 tarihli kararında, davacı S.O.'nun görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali talebini reddediyor.
VE DANIŞTAY BOZUYOR
S.O. bunun üzerine konuyu Danıştay'a taşıyarak, 12. Daire'ye temyiz başvurusunda bulunuyor. Danıştay 12. Dairesi de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 56. maddesinde belirtilen, "Hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişkilerinin kesileceği" hükmüne rağmen, kararı bozuyor.
İŞTE O KARAR
Danıştay 12. Dairesi bozma kararı şöyle: "Davacının, atandıktan sonra burada ikamet eden K.E. isimli şahsın evinde kaldığı, okul müdürü ve ilçe Milli Eğitim Müdürü tarafından bu hususta sözlü olarak uyarılmasına rağmen bu durumu devam ettirdiği, daha sonra yılbaşı gecesi bu şahısla birlikte kendi arabasıyla Muş iline giderken, yolda kendilerini durdurmak isteyen şahıslarla kavga ettiği, olayın Savcılığa intikal ettiği, davacının bu tutum ve davranışlarının öğretmenlik mesleğiyle bağdaşmadığı kabul edilerek, yapılan soruşturma sonucuna göre, 657 sayılı yasanın 56. maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemin, tesis edildiği anlaşılmaktadır."
GÖREVİNE SON VERMEYİ GEREKTİRMEZ!
"Olayda davacının görevine, anılan yasa hükmüne göre son verilmiş ise de; davacının görevinde başarısızlığının kanıtlanamadığı, bu durumun dışındaki halin ise görevine son vermeyi gerektirecek ağırlık ve nitelikte bulunmaması, ancak disiplin hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından 657 sayılı yasanın 56. maddesi hükmüne dayanılarak tesis edilen işlemde hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulü ile Malatya İdare Mahkemesi'nce verilen 19.12.2002 günlü kararının, 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 6.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi." ,

                                                                                 2
                               ''Eşi türbanlI öğretmen yurtdIşInda çalIşamaz''

      Okul yolunda türbanı yasaklayan Danıştay, bu kez de eşi türbanlı diye bir öğretmenin atamasını yapmayan Milli Eğitim Bakanlığı'nı haklı buldu.
      Eskişehir Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde öğretmen olan Abdullah Yılmaz, DSP-MHP ANAP koalisyon hükümetince 2000 yılında yurtdışında görevlendirilecek öğretmenler için açılan sınava girerek Türkiye ikincisi oldu ve mülakatı da başarıyla geçti.Ancak Milli Eğitim Bakanlığı'nın "görevlendirilmeniz uygun görülmemiştir" tebligatıyla karşılaşan Abdullah Yılmaz, DSP'li Metin Bostancıoğlu'nun başında olduğu Milli Eğitim Bakanlığı'na dava açtı.Eskişehir İdare Mahkemesi'nden bir sonuç alamayınca davayı Danıştay'a taşıdı.Danıştay İkinci Dairesi, 13 mayıs 2005'te Yılmaz'ın temyiz istemini reddederek, 'yurtdışı görevin kendine has önem ve özelliği' ile MİT Raporunu gerekçe gösteren yerel mahkemenin kararını oybirliği ile onadı.
        MİT raporundan...
      MİT raporunda, 'Yılmaz'ın aynı okulda görevli öğretmen eşi Ayşe Yılmaz'ın okula perukla gelip gittiği ve günlük hayatında tesettüre uygun bir şekilde giyindiği' belirtiliyor.Ayrıca öğretmen Yılmaz'ın 1987'de Atatürk büstüne saldırı suçuyla tutuklandığı, iki gün sonra da mahkeme tarafından serbest bırakıldığı bilgisi de MİT raporunda yer alıyor.
      Danıştay bu kararından önce de, 8 şubatta, okula geliş - gidişlerinde türban takan bir öğretmenin anaokuluna müdür olmasını sakıncalı bulmuştu.Danıştay kararında, 'öğretmenin iyi örnek olması gerektiği' belirtilerek, okula geliş - gidişte dahi olsa, yasal düzenlemeye aykırı tutum ve davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulanmıştı.  (Milliyet : 23 Şubat 2006 )
 

                      Danıştay'dan sağcıya ayrı solcuya ayrı standart

                       SAĞ GÖRÜŞLÜ ÖĞRETMEN İÇİN MİT RAPORU DİKKATE ALINDI
Din kültürü öğretmeni Abdullah Yılmaz, "eşi tesettüre uygun giyiniyor" şeklindeki istihbarat bilgileri doğrultusunda yurtdışı göreve gönderilmedi. Danıştay 2. Dairesi, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu işlemini uygun buldu.
                       SOL GÖRÜŞLÜ ÖĞRETMEN İÇİN MİT'İN BİLGİLERİ DELİL SAYILMADI

Eğitim-Sen'e mensup bir öğretmen istihbarat bilgileri sebebiyle yurtdışına tayin edilmedi. Danıştay'ın aynı dairesi bu kez ‘istihbarî bilgilerin hukukî delil olarak kullanılamayacağı'nı belirterek, öğretmen lehine karar verdi.  (Zaman : 24.02.2006 )               

                                                                                              3
                                   Sakallı olduğum için doktor, bebeğimi tedavi etmedi

     Daha önce annesi çarşaflı olduğu gerekçesiyle 5 yaşındaki bir çocuğu tedavi etmediği iddiası ile gündeme gelen Zeynep Kâmil Hastanesi Çocuk Kliniği Şefi Doç. Dr. Aysu Say, bu kez başka bir çocuğu babası sakallı ve şalvarlı olduğu için tedavi etmediği iddiası ile gündemde.Dr. Say, 4 buçuk aylık bir bebeği hastaneye kabul etmeyip, ölümüne sebep olmakla suçlanıyor. Vefat eden Rabia isimli bebeğin babası Halil İbrahim Yakupoğlu, valiliğe dilekçeyle başvurarak Say hakkında şikayetçi oldu. Yakupoğlu'nun dilekçesi üzerine dotor hakkında inceleme başlatıldı. Say hakkındaki iddialar Anadolu'da Vakit gazetesinin dünkü haberi ile gündeme geldi. Habere göre Halil İbrahim Yakupoğlu isimli vatandaş, Doç. Dr. Aysu Say hakkında İstanbul Valiliği'ne başvurarak, 4,5 aylık çocuğunu kendi kıyafeti sebebiyle hastaneye kabul etmeyip ölümüne sebep olmakla suçluyor. Yakupoğlu, dilekçesinde anne karnında havasız kaldığı için acilen solunum cihazına bağlanması gereken çocuğuyla ilgilenmediklerini söyledi. Defalarca hastaneye gitmesine karşın Doktor Aysu Say'ın kendilerine ters davrandığını iddia eden Yakupoğlu, "Bana sürekli ‘Sizinkiler ihale yapsın da, yeni cihaz alsınlar' diyordu. Fakat hastaneye bir gidişimde, bizden sonra başvurup çocuğunu solunum cihazına bağlatan bir baba ile tanıştım. Nasıl yatırdığını sorduğumda, torpil ayarladıklarını söyledi." dedi. Rabia bebeğin annesi Elif Yakupoğlu ise çocuğunun göz göre göre ölüme terk edilmesine isyan ediyor. Zeynep Kâmil Hastanesi Çocuk Kliniği Şefi Doç. Dr. Aysu Say daha önce de, 5 yaşındaki Muhammed Nur Engiz'i annesi çarşaflı olduğu gerekçesiyle tedavi etmeyip hastaneden atmak iddiasıyla gündeme gelmişti. Hakkındaki iddialar için Dr. Aysu Say'a ulaşmak istedik. Ancak, daha önceki olayda olduğu gibi bu olayda da kendisine ulaşmak mümkün olmadı.  ( Zaman :21.03.2006 )

                                                                                           4

                                                            
Gücün yetmez Ahmet Bey

" Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in İstanbul'daki Harp Akademileri Konferansı'nda yaptığı konuşmada, "Bireyin inanç ve ibadet yaşamına, kamu düzenini, güvenini ve çıkarlarını korumak amacıyla sınırlamalar konulabilir " (14.04.2006)

                                                                                         
5
                                    İslam'a  yasak, İçki-Hıristiyanlığa özgürlük ...!
L
 

                       
                           
                                                                         
                                                 Örtüye yasak, biraya ödül

    Efes Pilsen'in sponsorluğunda düzenlenen "Beer Drinking Competition" isimli yarışmada, öğrenciler "daha fazla bira içmek" için birbirleri ile kıyasıya yarıştı. "Kamusal alan" olarak tabir edilen üniversite kampüsünde, bilim yuvasına yakışmayacak  görüntüler sergilendi.Birincinin 50 YTL para ödülü kazandığı yarışma için hazırlanan afişteki mesaj da dikkatlerden kaçmadı. İnternete konulan ve kampüsün çeşitli noktalarına asılan afişte yer verilen üç ayrı fotoğrafta, bira içtikçe açılıp saçılan bir bayanın fotoğrafına yer verildiği görüldü (22.04.2006)

                                                                                         6
                                                    Fidan dikimine hadisli davetiye
    TEKİRDAĞ - CHP Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü, Tekirdağ Fen Lisesi'nin fidan töreni için bastırdığı davetiyelerde Hz. Muhammed'in sözüne yer verilmesine tepki gösterdi. Tekirdağ Fen Lisesi Çevre Koruma Kulübü, 13 Nisan'da fidan dikmek için etkinlik düzenledi. Davetiyelere Hz. Muhammed'in 'Yarın kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanları dikin' sözleri yazıldı.
Olayı dün öğrenen CHP'li Tütüncü, "Meclis'in laik devlet idaresine geçilmesinin 86'ncı yılında din adeta sessizce eğitim camiasının içine sokuluyor. Bu konuyu Meclis'e taşıyacağım. Din, Allah ile insanın kendi arasındaki bir mesele. Eğitimde laik bir devlet olarak yaşayacağız" dedi  ( Radikal : 26.04.2006 ) SADECE  BİR SORU: O YAZININ ALTINDA HZ. MUHAMMED DEGİL DE NAZIM VEYA TAYLOR.. YAZSA İDİ BU TEPKİ GÖSTERİLİR Mİ İDİ ...DEMEK Kİ OLAY SADECE " LAİKLİK ADINA İSLAM DÜŞMANLIĞDIR" BAŞKA ASLA YORUMLANAMAZ !!!
                   
                             BUNUN ADI GAZETECİLİK DEĞİL, PEYGAMBER DÜŞMANLIĞI ! 

    Ankara'da Eryaman'da Bahar İlköğretim Okulu'nda okulun duvarlarında "İslam Güzel Ahlaktır","ilim öğrenmek kadın ve erkek bütün müslümanlara farzdır", "Güzel ahlak sana küskün olanla barışman, sana kötülük yapanı bağışlamandır" sözleri yazılıymış da burası cami miymiş, burası Diyanet İşleri Başkanlığı mıymış! - OKUL MEYHANE OLUNCA SES YOK ...VE BASKA SEYLER OLUNCA... :( - Yoksa Peygamber'in sözleri Türk okullarında yasaklandı da haberimiz mi olmadı?Türkiye'de öyle insanlar var ki, mezarlıkların kapısında yazılan "Her nefis ölümü tadacaktır" ayetine de karşı çıkarlar. Bir CHP'li milletvekili Ankara Mamak'taki bir caminin üzerindeki bir tabelada yazılı olan "İçki bütün kötülüklerin anasıdır" hadis-i şerifini oradan kaldırtmaya çalışmıştı, bunun "laikliğe aykırı" olduğunu iddia etmişti.Doğrusu isterseniz, işi Peygamber düşmanlığına kadar getirebileceklerine hiç ihtimal vermiyordum. Ama somut biçimde görülüyor. Artık bunu da yapma cesaretini kendilerinde buluyorlar!Ama bütün bunlara sebep olan gene biziz. O'nun yazdığı gazeteyi para verip alıyoruz. O'na kendi paramızla reyting yaptırıyoruz! Belki de şu "Çakallar ve sarı öküzler" masalını bir kere daha anlatıp, bundan kendimize pay çıkarmamızın zamanı yeniden geldi:
     Bir ormanda çakallar ve öküzler beraber yaşıyorlarmış. Pek bir sorun yokken, günün birinde çakallardan bir heyet sarı öküzlere gelip "Bizim sizden şikayetimiz yok, gül gibi geçinip gidiyoruz, yalnız içinizdeki şu sarı öküz bize çok yan bakıyor. Onu verin bize, tekrar eskisi gibi yaşamaya devam edelim" derler.Huzur ortamının bozulmaması için öküz verilir hayat bir müddet daha devam eder. Sonra çakallar yine gelirler ve " Bizim sizden bir şikayetimiz yok ama şu köşedeki öküz bize karşı kuyruğunu çok kötü sallıyor, onu verin hayatımız eskisi gibi devam etsin" derler. Öküzler mutabakatla "Köşedeki öküz" ü de verirler. Çakalların talepleri bitmez, öküzlerin öküzlüğü de. Öküzler sonunda bir bakarlar bir avuç kalmışlar. Bu durumu kritik etmişler ve sonunda "İşte o sarı öküzü vermeyecektik" diyerek yaptıkları hatanın farkına varmışlar. Ama iş işten geçmiştir. ( Bugün: Nuh Gönültaş : 29.04.2006)

                                                                                                     
7
                        Eşitlik,Eğitim Hakkı, ... Hikaye..Dinsiz,Ahlasız,Homo,..Girebilir Ama Örtülü Giremez..
  
 BİZ DESEK BAŞI AÇIKLAR AVRUPA'YA ... NE GERİCİLİGİMİZ KALIR NE ÖZGÜRLÜK DÜŞMANLIĞIMIZ...HANİ SİZ ÇAĞDAŞ-ÖZGÜRLÜKÇÜ İDİNİZ...YALANCILAR...LAİKLİK ARKASINA SIĞINAN İSLAM DÜŞMANLARI...DİNİ SİYASETE ALET EDEN AMA ASLA YAŞAMAYAN MÜNAFIKLAR...!                                                                

                                                                                                                   8

                                                                              İsteyenler din hanesini sildirecek

Aile kütüklerinde, 'din hanesi'nin kişinin isteği ile doldurulmasına ve evlilik dışı doğan çocukların baba soyadını almasına olanak sağlayan yasa, dün Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. (Hürriyet: 30 Nisan 2006 )     
Bi  orası kalmıştı ...O  da  tamam ... !
 

                                                                                                                        9
                                                       Danıştay, Açık Lise'ye de başörtüsü yasağı istiyor
 

     Danıştay, öğrencilerinin yüzde 90'a yakını 20 yaşın üzerinde olan, bir kısmı da 50 yaşını geçen kişilerin okuduğu Açık Lise'de başörtüsü yasağı uygulanmasını istedi... Danıştay, geçtiğimiz aylarda aldığı kararla da bir anaokulu müdürünün sokakta da başını açması gerektiği yönünde karar almıştı.
     YAHU  ANLADIK...BABALARI  OKUTMADI ...AMA DANISTAY'A  NE OLUYOR..O  NEDEN OKUMAK ISTEYEN EV KADINLARINA PÜRÜZ CIKARIYOR...DAHA NEREYE KADAR...!
 

 10
                            BUNLARIN (...!) ELİNE KALSAK TEMİZLİKÇİ BİLE YAPMAZ DİREK ASARLAR

                                                                               F1 pistinde mankenler, temizlikte türbanlılar
        ...Özkartallar adlı temizlik firması, türbanı Formula 1 İstanbul Park'a da soktu. İstanbul Park'ta dün temizlik yapan kadınların, pembe önlük giyip, aynı renkte türban taktıkları dikkati çekti. Dünyada 2.5 milyar kişinin TV ekranlarından izlemeye başladığı Formula 1 alanına türbanın girmesine İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, "Kimin ne giydiğini sizden duydum" dedi.TÜRBAN, Türkiye sayesinde sonunda Formula 1 pistlerine de girdi. İstanbul Park'ın işletmecisi olan Motorsporları Organizasyon A.Ş'nin (MSO) yarış için pistin dış temizliğini ihale açarak Özkartallar şirketine vermesi, uluslararası bir etkinlikte türbanlı temizlik görevlilerinin yer almasına yol açtı. Dünyada televizyonları başında 2.5 milyar kişinin izleyeceği yarınki yarışta pistte Petrol Ofisi'nin modacı Arzu Kaprol imzalı kıyafetlerini giyecek modern kızlar,arka bölümlerde ise pembe türbanlı temizlik görevleri olacak.PİSTE GİDENLER ŞAŞIRDI: Türban olayı Formula 1'in dünkü anteraman turları sırasında farkedildi... pistin dış temizlik ve çöp temizliğini de Özkartallar şirketi aldığı belirtildi.150 ELEMANI ÇALIŞIYOR: Özkartallar 150 temizlik görevlisi ve çok sayıda süpürme aracıyla yarış öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere bir hafta boyunca pist ve tribün çevresinde görev alacak. Pistte 600 adet varil tipi çöp konteyneri ile 200 adet 770'er litrelik dev konteynerler yer alacak. Ana tribünlerde 136 klozet, portatif tribünlerde ise 484 klozet ve 696 lavabo var.(Hürriyet:26 Ağustos 2006)
    SANKI ELLERİNDE PANKART YÜRÜYÜŞ YAPIYORLAR...YAHU TUVALET BİLE TEMİZLETMİYORLAR...!BU NE KİN...!!!

                                                                
                                                           11
                                     

     YAHU DAHA 20 SENE GEÇMEDI...BU  BULGARISTAN MUSLUMAN TÜRKLERE NE BASKILAR YAPARDI...ŞİMDİ MÜSLÜMAN KIZLARIMIZ OKUMAYA ORALARA GIDIYOR...BU NE DEMEK ŞİMDİ...ONLAR MI  MÜSLÜMANLAŞTI, BİZİM DİNSİZLER Mİ İYİCE ÇILDIRDI...!
     YUNAN OKULLARINDA DA BAŞÖRTÜSÜ SERBEST ...ÇILDIRMAK İÇTEN DEĞİL...DAHA NEREYE KADAR ...
     DİNCİLER KIZINI OKUTMAZ ÖYLE Mİ... YALAN!

                 
                                                                                                        
12
                                                      Peruklu diye okula kaydını yapmadılar 
    Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) İktisat Fakültesi'nde okumaya hak kazanan bir kız öğrenci, peruklu olduğu gerekçesiyle okula kaydedilmedi.Başörtüsü problemi sebebiyle peruk takan Şeyma Türkkan, babasıyla birlikte rektörlük önünde basın açıklaması yaparak durumu protesto etti. ÖSS sonucunda KSÜ'yü kazanan kızı Şeyma Türkkan'ın, peruklu olduğu gerekçesiyle kaydının yapılmadığını söyleyen Şemsettin Türkkan, yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi: "25 yıl Milli Eğitim camiasına şerefle hizmet etmiş bir baba olarak, okul kazanan kızımın kaydını yaptırmak için Ankara'dan Kahramanmaraş'a geldim. Ancak kızım, sırf peruklu olduğu için kaydı yapılmadı. Fevkalade kötü ve sert muameleye muhatap olduk. Öğrenci İşleri Başkanı bizi odasına dahi alma lütfunda bulunmayıp, yatırdığımız 458 YTL'nin dahi iade edilmeyeceğini söyleyerek geri çevirdi. Kızım, bina içine dahi alınmadı. Çok üzgünüz." Kaydı yapılmayan Şeyma Türkkan ise gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurarak hakkını arayacağını belirtti. Üniversiteden yapılan açıklamada ise, öğrencinin kıyafetinin uygun görülmediği için kaydının yapılmadığı ifade edildi. ( Zaman 06.09.2006)
                                                                                                        13

                                                                                        ACI   AMA   GERÇEK
     Niye al bayraklı tabuta sarılanlar en çok, orduevlerine alınmayan başörtülülerdir ve neden komutanlara bir tek oğullarının cenazesinde sarılabilmektedirler?( Milliyet :Can  Dundar :14 Eylül 2006 )
                                                                 
                                      14
       "... Türkiye'de kapatmaktan çok açmak dayatılıyor şu anda ..." Nuriye Akman( Hürriyet, pazar eki, 17.09.06)

                Sınır ötesi başörtüsü operasyonu
  Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi'nin mütevelli heyeti başkanlığına gelen 28 Şubat generali Çetin Doğan ile yeni rektör emekli albay Oral başörtüsü yasağını Kazakistan'a taşıdı

  Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı'na emekli general Çetin Doğan gelince, Rektörlüğe de emekli albay Prof. Uğur Oral atandı. Ve üniversite ilk kez kapılarını başörtülü öğrencilere kapattı

28 Şubat'ın çekirdek kadrosundaydı
Emekli Orgeneral Çetin Doğan, 28 Şubat sürecinin güçlü isimlerinden birisiydi. Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir tarafından oluşturulan Batı Çalışma Grubu'nun "çekirdek kadro"sunda yer alan dönemin İstihbarat Başkanı Doğan'ın, o dönemde yaptıkları için daha sonra "yanlışlar da oldu" diye günah çıkarmaya çalıştı. Doğan, 2003 Ağustos'unda orgeneral rütbesindeyken 1. Ordu Komutanlığı'ndan emekliye sevkedildi. 'GALİÇYA' GAFIYLA TANINDI Doğan, Irak'a asker gönderilmesine sıcak bakmadığını devir teslim töreninde yaptığı "Mehmetçik'in kanını Yemen'de, Galiçya'da akıttık. Niçin akıttığımızı hâlâ soruyoruz" diyerek dile getirmiş, ancak medyada "tarih bilgisinden nasibini almamakla" suçlanmış ve "O dönemde orası da vatan toprağıydı" diye tepki toplamıştı. Doğan ise basını "mütareke basını" diye suçlamıştı.

 

   BİLİNDİĞİ GİBİ YUNAN-BULGAR OKULLARINDA BAŞÖRTÜSÜ YASAK DEĞİL!- IBRETLIK HABERLER BASLIKLARINA BAKILABILIR!-HATTA FRANSA ÜNİVERSİTELERİNDE BİLE ...!ŞİMDİ -ALLAH KORUSUN !- SAVAŞ ÇIKSA VE BU GAVURLAR UÇAKLARDAN " BİZ SİZİN DİNİNİZİ YAŞAMANIZA ENGEL OLMAYACAGIZ.." TÜRÜ BİLDİRİ DAĞITILSA - BİZ DİNİMİZİ VE VATANIMIZI SEVİYORUZ VE ASLA SATMAYIZ AMA - EN AZINDAN BU İKİLEMİ VATANDAŞLARINA DAHA NE KADAR YAŞATACAK BU ÜLKE...!? DEVLET İLE MİLLET ARASINI BÖLMEYE ÇALIŞANLARA DAHA NE KADAR İZİN VERİLECEK ...!? L

                                                                                                                15
                                 ŞİMDİ ÖLDÜK, BİTTİK  İŞTE - yahudi kadar özgürlük istiyoruz !!!
                HANİ LAİKLİK...! BUNU Bİ MÜSLÜMAN İSTESE İDİ NE OLURDU ...YUUUUHHH KI ... NE YUH !!!
                              Dersane deneme sınavları, sürücü kurslarında bile başörtüsü yasakken ...!

  TÜRKİYE Süper Ligi takımlarından Sivasspor'la Ankaraspor'un daha önce 1 Ekim Pazar günü oynayacağı açıklanan karşılaşma, o günün Sivasspor'un İsrailli futbolcusu Balili'nin dini bayramına denk gelmesi nedeniyle, kulübün yaptığı başvuru üzerine bir gün öncesine alındı.ORUÇ TUTUP DUA EDİYORLARMusevilerin en kutsal bayramı olan ‘Kefaret Günü'nde bu dine mensup insanların hiçbir aktivitede bulunmayıp sadece dua ettikleri ve güneşin batımından itibaren başlayıp ertesi gün güneşin batımına kadar bayramın sürdüğü öğrenildi ( Milliyet :25 Eylül 2006  )

                                                                                                           16

  KAYSERİ DE ÜNİVERSİTEDE ZENGİN BİR HAYIRSEVER İFTAR VERİR..İFTARDA BAŞÖRTÜLÜ KIZLARIN YEMEKHANEDE İFTAR ETMESİNE İZİN VERİLMEZ VE DIŞARI ÇIKARTILIR!

 

                                                                                                        17
                                                                    
İrtica örtüde değil Zübeyde'nin tavrında
                   

Créer un site gratuit avec e-monsite - Signaler un contenu illicite sur ce site

×